Get the app

The Book On The Mosques And The Congregations

Sunan Ibn MajahBook 4 of 3868 hadith
Read all of Sunan Ibn Majah offlineOffline, in the WhatSurah app. Free.Get the app
735Umar ibn al-KhattabSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْجَعْفَرِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ مُحَمَّدٍ، جَمِيعًا عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُسَامَةَ بْنِ الْهَادِ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُرَاقَةَ الْعَدَوِيِّ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ

قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ بَنَى مَسْجِدًا يُذْكَرُ فِيهِ اسْمُ اللَّهِ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ»

“I heard the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) say: ‘Whoever builds a mosque in which the Name of Allah is mentioned, Allah will build a house for him in Paradise.’”

উমার ইবনুল খাত্তাব (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কে বলতে শুনেছিঃ যে ব্যাক্তি আল্লাহ্‌র নামের যিকিরের জন্য একটি মাসজিদ নির্মাণ করে, আল্লাহ তার জন্য জান্নাতে একটি প্রাসা’দ তৈরি করেন।

عمر بن خطاب رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو فرماتے ہوئے سنا: جس شخص نے اللہ تعالیٰ کے ذکر کے لیے مسجد بنائی، اللہ تعالیٰ اس کے لیے جنت میں گھر بنائے گا ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata; telah menceritakan kepada kami [Yunus bin Muhammad] berkata; telah menceritakan kepada kami [Laits bin Sa'd]. Dan menurut jalur yang lain; Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata; telah menceritakan kepada kami [Dawud bin Abdullah Al Ja'fari] dari [Abdul Aziz bin Muhammad], semuanya dari [Yazid bin Abdullah bin Usamah bin Al Had] dari [Al Walid bin Abu Al Walid] dari [Utsman bin Abdullah bin Suraqah Al 'Adawi] dari [Umar Ibnul Khaththab] ia berkata; Aku mendengar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa membangun masjid Allah yang di dalamnya digunakan untuk berdzikir kepada Allah, maka Allah akan membangunkan baginya rumah di surga

Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den. rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem)'i «Her kim, içinde Allah adı anılan bir mescidi bina ederse Allah da onun için cennette bir ev bina eder», buyururken işittim.» Not: Zevaid'de: Ömer (r.a.)'in hadisi mürseldir. Çünkü Osman bin Abdillah bin Süraka, Ömer (r.a.)'den rivayet etmiş.

Halbuki Ömer (r.a.), Onun anasının babasıdır. Ve Osman.. kendisinden hadis' işitmemiştir. Bunu el-Mizzi', et-Tehzib'te söylemiştir. İbn•i Hibban da sahihinde bu senedIe hadisi rivayet etmiştir. denilmiştir . AÇIKLAMA 738 de

736Uthman ibn AffanSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ

قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا بَنَى اللَّهُ لَهُ مِثْلَهُ فِي الْجَنَّةِ»

“I heard the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) say: ‘Whoever builds a mosque for the sake of Allah, Allah will build something similar for him in Paradise.’”

উসমান ইবনু আফফান (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কে বলতে শুনেছিঃ যে ব্যাক্তি আল্লাহ্‌র জন্য একটি মাসজিদ নির্মাণ করে, আল্লাহ অনুরূপভাবে তার জন্য জান্নাতে একটি ঘর তৈরি করেন।

عثمان بن عفان رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو فرماتے ہوئے سنا: جس شخص نے اللہ تعالیٰ کی خوشنودی و رضا جوئی کے لیے مسجد بنوائی، اللہ تعالیٰ اس کے لیے جنت میں ویسا ہی گھر بنائے گا ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Basysyar] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Bakar Al Hanafi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdul Hamid bin Ja'far] dari [Bapaknya] dari [Mahmud bin Labid] dari [Utsman bin Affan] ia berkata; Aku mendengar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa membangun masjid karena Allah, maka Allah akan membangunkan baginya masjid di surga

Osman bin Affan (r.a.')'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem)'i şöyle buyururken işittim: «Her kim Allah için bir mescid bina ederse Allah da onun için Cennette onun mislini bina eder.» AÇIKLAMA 738 de

737Ali ibn Abi TalibDaif

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ ابْنِ لَهِيعَةَ، حَدَّثَنِي أَبُو الأَسْوَدِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا مِنْ مَالِهِ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘Whoever builds a mosque for the sake of Allah (from his own wealth), Allah will build a house for him in Paradise.’”

আলী ইবনু আবূ তালিব (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে ব্যাক্তি নিজ সম্পদ ব্যয়ে আল্লাহ্‌র জন্য একটি মাসজিদ নির্মাণ করে, আল্লাহ তার জন্য জান্নাতে একটি ঘর তৈরি করেন।

علی بن ابی طالب رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جس شخص نے اللہ تعالیٰ کے لیے خالص اپنے مال سے مسجد بنوائی، تو اللہ تعالیٰ اس کے لیے جنت میں ایک گھر بنائے گا ۔

Telah menceritakan kepada kami [Al 'Abbas bin Utsman Ad Dimasyqi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Al Walid bin Muslim] dari [Ibnu Lahi'ah] berkata; telah menceritakan kepadaku [Abul Aswad] dari ['Urwah] dari [Ali bin Abu Thalib] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa membangun masjid dari hartanya, maka Allah akan membangunkan baginya istana di surga

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Her kim kendi malından Allah için bir mescid yaparsa Allah da onun için Cennet'te bir ev yapar.» Not: Zevaid'de: Ravi el-Velid bin Müslim tedlisçi olup bunu an'ane ile rivayet etmiştir, şeyhi Lehia da zayıftır. Bu nedenle Ali (r.a.)'ın hadisinin isnadı zayıftır, denilmiştir. AÇIKLAMA 738 de

738Jabir ibn AbdullahSahih

حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ نَشِيطٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ النَّوْفَلِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ بَنَى مَسْجِدًا لِلَّهِ كَمَفْحَصِ قَطَاةٍ أَوْ أَصْغَرَ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “Whoever builds a mosque for the sake of Allah, like a sparrow’s nest for Allah or even smaller, Allah will build for him a house in Paradise.”

জাবির ইবনু আবদুল্লাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ যে ব্যাক্তি আল্লাহ্‌র জন্য টিড্ডির ঢিবির ন্যায় বা তার চাইতেও ক্ষুদ্র একটি মাসজিদ নির্মাণ করে, আল্লাহ তার জন্য জান্নাতে একটি ঘর নির্মাণ করেন।

جابر بن عبداللہ رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جس شخص نے پرندے کے گھونسلے کے برابر یا اس سے بھی چھوٹی مسجد اللہ کے لیے بنوائی، تو اللہ اس کے لیے جنت میں ایک گھر بنائے گا ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Yunus bin Abdul A'la] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Wahb] dari [Ibrahim bin Nasyith] dari [Abdullah bin Abdurrahman bin Abu Husain An Naufali] dari ['Atho` bin Abu Rabah] dari [Jabir bin Abdullah] bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa membangun masjid karena Allah meski sebesar sangkar burung, atau bahkan lebih kecil dari itu, maka Allah akan membangunkan baginya satu istana di surga

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) buyurdular ki: «Her kim Allah için bağırtlak kuşu yuvası gibi veya daha küçük bir mescid yaparsa Allah da onun için Cennet'te bir ev yapar.» Not: Zevaid'de: İsnadı sahih, ricali de sika'dır, denilmiştir. Tahric: Ömer (r.a.l'in hadisini, İbn-i Hibban; Osman (r.a.)'ın hadisini Buhari, Müslim ve Tirmizi; Cabir (r.a.)'in hadisini İbn-i Huzeyme de rivayet etmişlerdir. Ali (r.a.)'in hadisini, müelliften başka rivayet edenin bulunup bulunmadığını bilmiyorum.

AÇIKLAMA (735, 736, 737 ve 738) : Tirmizi, Osman (r.a.)'ın hadisini rivayet ettikten sonra: Bu konuda Ebu Bekir, Ömer, Ali, Abdullah bin Amr, Enes, İbn-i Abbas, Aişe, Ümmü Habibe, Ebu Zer, Amr bin Abese, Vasile bin el-Eska' Ebu Hureyre ve Cabir bin Abdillah (r.anhum)'dan da rivayetler vardır. Osman (r.a.)'ın hadisi hasen-sahihtir, demiştir.

Bu babta geçen bütün hadisler, Allah için bir mescid yapmanın ne kadar sevab olduğunu ifade ederler. Hadislerde ''Allah için ... " tabirinden maksad, Mescid yapmaktan gayenin Allah rızası olmasıdır. Onun için el-Fetih'te beyan edildiğine göre İbnü'l-Cevzi: Kim yaptığı mescid üzerine ismini yazar veya yazdırırsa ihlastan uzak kalmış olur, demiştir.

Ücret mukabilinde mescid inşaatında ça lışan kimse için de bu özel vaad hasıl olmaz. Çünkü ihlas yoktür. Bununla beraber sevabı bulunur. Hadisin; ''Allah onun için bir mislini Cennet'te yapar.'' parçasına gelince; Nevevi: parçadaki; '' ... misli ... '' kelimesi iki manaya muhtemeldir: 1- Yani Allah'ın Cennet'te yapacağı bina ev denilmesi bakımından mescid gibidir.

Ama, genişliği ve diğer yönlerden üstünlüğü malumdur. Çünkü Cennet'teki yapılar, hadisle sabit olduğu gibi, hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir beşerin düşünemediği güzelliktedirler. 2- Mescid, dünya evlerinden üstün olduğu gibi Allah'ın o kişiye Cennet'te yapacağı bina, cennet'teki evlerden üstün olacaktır, demiştir.

Tuhfetu'l-Ahvezi yazarının beyanına göre, bazıları, parçadaki: " ... misli ... '' kelimesini şöyle yorumlamışlardır: Allah'ın cennette yapacağı bina, büyüklük bakımından kişinin yaptığı mescid gibidit .. Lakin bir çok yönlerden daha güzel olacaktır. Cabir (r.a.)'in hadisinde; ''Bağırtlak kuşu yuvası gibi veya daha 'küçüh: bir mescid ...

'' buyuruluyor. Alimlerin ekserisi bu ifadeyi mübalağa üzerine yorumlamışlardır. Çünkü gerçekten bağırtlak kuşu yuvası kadar küçük olan bir yerde bir insanın namaz kılmasının mümkün olmadığı bilinmektedir. Gaye, en ufak bir mescidi bile yapmanın faziletini anlatmaktadır. Bazı alimler bu ifadeyi zahirine göre yorumlayarak: Hadisin manası şudur, demişlerdir; Bir mescidi genişletmek ihtiyacı duyulduğu zaman, yapılacak ilave, bir kuş yuvası kadar bile olsa, anlatılan sevabı kazandırır.

Yahut bir cemaat, ortaklaşa bir mescid inşa ederler de, katkıda bulunanların yardım hissesi, bir kuş yuvası tutarında bile olsa, hadiste bildirilen sevabı kazandırır. Bazıları; Mescid ile, bilinen mana kasdedildigi takdirde anlatılan yorumlara ihtiyaç duyulur. Lakin, mescid kelimesi ile secde yeri kasdedilirse, Bahsi geçen yorumlara ihtiyaç duyulmaz, demişlerdir.

Tuhfetu'l-Ahvezi yazarı; Mescid ile, secde yeri değil de binanın murad olduğu bazı rivayetlerden açıkça anlaşılıyor. Mesela Ümmü Habibe'nin hadisinde; ''Kim Allah rızası için bir ev yaparsa ... '' buyurulmuştur. Ömer (r.a.)'in (735) nolu) hadisinde: ''Kim, içinde Allah isminin anıldığı bir mescid yaparsa... '' buyurulmuştur, demiştir

739Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلَابَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَتَبَاهَى النَّاسُ فِي الْمَسَاجِدِ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘The Hour will not begin until the people compete in (building) mosques.’”

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যতক্ষণ পর্যন্ত লোকেরা মসজিদের সৌন্দর্য ও সুসজ্জিতকরণ নিয়ে পরস্পর গর্ব না করবে ততক্ষণ ক্বিয়ামাত (কিয়ামত) সংঘটিত হবে না।

انس بن مالک رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: قیامت اس وقت قائم ہو گی، جب لوگ مسجدوں کے بارے میں ایک دوسرے پر فخر کرنے لگیں گے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Mu'awiyah Al Jumahi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Hammad bin Salamah] dari [Ayyub] dari [Abu Qilabah] dari [Anas bin Malik] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Kiamat tidak akan datang hingga manusia berbangga-bangga dengan masjid

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) şöyle buyurdu, demiştir: «İnsanlar, mescidleri (yapmak) ile birbirlerine karşı öğünüp iftihar etmedikçe kıyamet kopmayacaktır.» Diğer tahric: Ebu Davud ve Ahmed b. Hanbel AÇIKLAMA : Nesai de bunu, şu mealdeki bir lafızIa rivayet etmiştir; ''İnsanların mescidleri yapmak ile birbirlerine karşı öğünüp, iftihar etmeleri, kıyametin alametlerindendir."

EI-Menhel yazarı: İnsanların öğünüp iftihar etmeleri, örneğin şöyle olabilir: Benim mescidim, seninkinden daha yüksektir veya daha süslüdür veya daha güzeldir veya daha geniştir ... Bunu söylerken kişi riya, gösteriş ve iftihar niyetini taşır. Hadis, mescidlerin yapımı ile iftihar etmenin kıyametin alametlerinden olduğuna delalet eder, demiştir

740Ibn AbbasDaif

حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْكَرِيمِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْبَجَلِيُّ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَرَاكُمْ سَتُشَرِّفُونَ مَسَاجِدَكُمْ بَعْدِي كَمَا شَرَّفَتِ الْيَهُودُ كَنَائِسَهَا وَكَمَا شَرَّفَتِ النَّصَارَى بِيَعَهَا»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “I see you building your mosque high after I am gone, just as the Jews built their synagogues high and the Christians built their churches high.”

ইবনু আব্বাস (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ আমার মনে হয়, তোমরা আমার পরে তোমাদের মাসজিদসমূহকে ইহূদীদের সিনাগগ ও নাসারাদের গির্যার ন্যায় বিশালাকার প্রাসা’দরূপে তৈরি করবে।

عبداللہ بن عباس رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: میرا خیال ہے کہ تم لوگ میرے بعد مسجدوں کو ویسے ہی بلند اور عالی شان بناؤ گے جس طرح یہود نے اپنے گرجا گھروں کو، اور نصاریٰ نے اپنے کلیساؤں کو بنایا ۔

Telah menceritakan kepada kami [Jubarah bin Al Mughallis] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdul Karim bin Abdurrahman Al Bajali] dari [Laits] dari [Ikrimah] dari [Ibnu 'Abbas] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Aku melihat kalian akan memegahkan masjid-masjid kalian setelah sepeninggalku, sebagaimana orang-orang Yahudi memegahkan sinagog-sinagog mereka, dan sebagaimana orang-orang Nasrani memegahkan gereja-gereja mereka

İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) şöyie buyurmuştur : «Yahudiler havralarını yükselttikleri ve hristiyanlar kiliselerini yükselttikleri gibi sizlerin de benden sonra mescidlerinizi yükselteceğinizi biliyorum.» Not: Zevaid'de: İsnadı zayıftır. Çünkü senedde Cubare bin El-Muğalis bulunuyor ki o çok yalancıdır.

Ebu Davud da bu hadisi başka bir ifade ile ve kendi senediyle İbn-i Abbas (r.a.)'den merfu' olarak rivayet etmiştir, denilmiştir. AÇIKLAMA : Notta belirtildiği gibi Ebu Davud da bu hadisi ibn-i Abbas (r.a.)'den şu lafızla rivayet etmiştir: "Ben mescidlerin teşyidi ile emrolunmadım.

İbn-i Abbas dedi ki: Yahudiler ve hristiyanlar (mabedlerinil yaldızla süs!edikleri gibi sizler de muhakkak süsleyeceksiniz.'' Teşyid: Müellif bu bab'ın başlığında ve Ebu Davud da ibn-i Abbas (r.a.)'in hadisinde bu kelimeyi kulIanmışlardır EI-Menhel yazarının el-Bağavi'den naklen beyan ettiğine göre, mescidlerin teşyidin'den maksad, onları yüksek yapmaktır Teşyid'in sözlük manası, binayı yükseltmek, sağlam yapmak, inşaatında alçı ve kireç gibi malzemeleri kullanmak demektir.

Ebu Davud'un rivayet ettiği İbn-i Abbas (r.a.)'in hadisinde: "Yahudiler ve hristiyanlar ... '' parçası mevkuf yani İbn-i Abbas'ın sözü olarak geçmektedir. İbn-i Hibban'ın rivayeti de böyledir. Bununla beraber merfu' hükmündedir. Çünkü bu gibi sözler, re'ye dayalı olamaz. Zuhrufe: Ebu Davud'un rivayetinde geçen fiilin masdarı olan bu kelimenin asıl manası süslemektir.

Zuhruf: Kelimesi ise aslında altın demektir Bilahere altınla yapılan her türlü süslemeye denilmiştir. Nihaye'nin heyanına göre Zuhruf', altınla yapılan nakışlar ve resimlerdir. EI-Menhel yazarı, hadis'in açıklaması ile ilgili olarak aşağıdaki ma'lumatı vermiştir: Yahudiler ve hristiyanlar, kutsal kitabIarını tahrif ederek, bunlarla amel etmeyi bırakınca, mabedlerini altınla süslemeye girişmişlerdir.

Hadis ile sanki şöyle uyarı yapılıyor: 'Sizler, amelde ihlası bıraktığınız ve mescidleri yüksek ve süslü yapmakla öğünerek birbirinize karşı iftihar ettiğiniz zaman, sizin haliniz yahudi ve hristiyanların haline dönecektir.' Mescidleri, ilk olarak sahabe devrinin sonlarında el-Velid bin Abdulmelik bin Mervan süslemiş ve ilim ehlinin çoğu, fitne korkusuyla, bunun karşısında susmuştur.

el-Ayni: 'İbn-i Abbas (r.a.)'in hadisini delil gösteren arkadaşlarımız; Mescidleri süslemek mekruhtur. Hele vakıf malından masraf yaparak süslemek, caiz değildir. Bu masraf, harcama yapan mütevelli veya başkasından tanzim edilir, demişlerdir. Kişi, kendi malından süslemeyi yapınca niçin kerahet var? diye bir soru akla gelebilir.

Bunun sebebi, ya namaz kılan kişinin süslemeye bakarak meşgul olmasıdır ya da parayı yersiz harcamasıdır,' demiştir. İbn-i Reslan: Bu hadis, açık bir mu'cizedir. Zira Nebi s.a.v., kendisinden sonra meydana gelecek olan durumu haber vermiştir Mescidleri süslemek ve bunu iftihar vesilesi yapmak, bugün Mısır, Şam ve Kudüs'te devlet adamları arasında yaygın bir hal almıştır.

Buradaki devlet adamları, halkın malını cebren alarak mescidleri ve okulları modern bir şekilde yapmaktadırlar Allah'tan selamet ve afiyet dileriz, demiştir. Eş-Şevkani: Hadis, mescidlerin yüksek ve süslü yapılmasının bid'at olduğuna delalet eder Ebu Hanife'nin buna ruhsat verdiği rivayet olunmuştur, demiştir. el- Bedr bin el-Münir: Halkın evlerini yüksek ve süslü yapınca mescidleri de böyle yapmaları münasiptir.

Ta ki mescidler hakir görünmekten korunsun, demiştir Mescidleri yüksek ve süslü yapmayı caiz görenlerin dayanağı, Selef'in böyle yapanlar karşısında susmasıdır. Bunlara göre bid'at-ı hasene sayılır, mescidlere rağbet edilmesini sağlar. Süslemenin, Nebi (s.a.v.)'in emrinden olmadığına, kıyametin alametlerinden sayıldığına ve yasaklanan iffihar çeşidinden olduğuna delalet eden hadisler müvacehesinde anılan dayanağın tutarsızlığı aşikardır Selef'in susması, kabul alameti sayılamaz.

Çünkü yukarıda anlatıldığı gibi bu iş, devlet adamlarından başlamıştır. Selef, bir fitne çıkmasın diye susmayı tercih etmiştir. el- Hafız, el-Fetih'de şöyle demiştir: 'Bazı alimler, mescidleri yüksek ve süslü yapmaya ruhsat vermişlerdir" Ebu Hanife de: Bu iş, mescidlere ta'zim maksadıyla ve hazineden harcama yapmamak şartıyla caizdir, demiştir.

Burada bir kaç önemli nokta vardır: 1. Mescidleri süslemek, namaz kılanların kalbini meşgul edecek durumda ise bunun mekruhluğuna alimler ittifak etmişlerdir. 2. Süslemek; övünmek, iftihar etmek, riyakarlık ve gösteriş için ise yine mekruhtur. Hatta değil süslemek, mescidleri böyle bozuk niyetlerle inşa etmek de mekruhtur. 3. Sağlam olsun diye mescid inşaatında alçı, kireç ve benzeri malzemeleri kullanmak mekruh değildir.

Bunun delili Osman (r.a.)'ın halife iken Medine'deki Mescid-i Nebevi'yi yıktınp taş ve kireçle inşa etmiş olmasıdır. İbn-i Abbas (r.a.)'ın: " ... Mescidleri süsleyeceksiniz.'' sözü, süslemenin yasaklığına delil değildir, çünkü mevkuftur. Hükmen merfu' olduğu kabul edilse şöyle yorumlanır: Bundan maksad, namaz kılan kişiyi meşgul eden süslemedir.

Veya riya ve gösteriş için yapılan süslemedir. 4. Halktan zorla para alıp mescid yapmak haramdır. 5. Mütevelli ve benzeri kişilerin vakıf malından harcama yaparak, mescidi süslemeleridir. Bu da haramdır. Hiç bir alim, buna ruhsat vermemiştir. Abdullah bin Zübeyr (r.a.), Ka'be'yi yeniden yaparken eskisinden daha fazla yükselterek muhkem yapmıştır.

Kendisine muhalefet edenlerin elinde hiç bir delil yoktur. Bütün itirazları Ka'be'nin eskisinden fazla yükseltilmesinden ibaretti. Nitekim İbn-i Zübeyr (r.a.) Kabe'yi yıkarak duvarlarını yenilemek istediği zaman İbn-i Abbas (r.a.) Ka'be duvarlarından eğilmiş olan yerleri tamir etmekle yetinilerek duvarlara bir ilave yapılmamasına taraftar olduğuna işaret ederek İbn-i Zübeyr (r.a.)'e: Senden sonra gelen bir emir'in senin yaptığını değiştirmiyeceğinden emin değilim, demiştir.

Halife Harun er-Reşid'in veya el-Mehdi'nin yahut da el-Mansur'un Kabe'yi yıktırarak İbn-i Zübeyr (r.a.)'in yaptırdığı şekilde yenilemesini istedikleri ve İmam Malik'in onları uyararak: Kabe'nin meliklerin oyuncağı haline dönüşmesinden korkarım, demesi üzerine bu işten vaz geçtikleri rivayet olunmuştur. Yukarıdan beri verilen izahtan anlaşıldığı gibi Şevkani'nin ve başkasının bir ayırım yapmadan: mescidIeri yükseltmek ve süslemek yasaktır, sözleri yerinde değildir.

HADİSİN FIKlH YÖNÜ : 1. Mescidleri yüksek yapmak meşru değildir. Bundaki tafsilat yukarıda görüldü. 2. Altın, gümüş ve benzeri şeylerle mescidleri süslemek caiz değildir. Bu iş yahudilerin ve hristiyanların işidir. Bu sebeple, bundan uzak durmak gerekir

741Umar ibn al-KhattabDaif

حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْكَرِيمِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا سَاءَ عَمَلُ قَوْمٍ قَطُّ إِلاَّ زَخْرَفُوا مَسَاجِدَهُمْ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “No people’s deeds ever became evil deeds but they started to adorn their places of worship.”

উমার ইবনুল খাত্তাব (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ কোন জাতির মাসজিদসমূহকে সোনা-ও রূপা খচিত করা কত মন্দ কাজ

عمر بن خطاب رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جب کسی قوم کے اعمال خراب ہوئے تو اس نے اپنی مسجدوں کو سنوارا سجایا ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Jubarah bin Al Mughallis] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdul Karim bin Abdurrahman] dari [Abu Ishaq] dari ['Amru bin Maimun] dari [Umar bin Al Khatthab] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Tidak buruk amal suatu kaum kecuali membuat hiasan-hiasan dinding di masjid-masjid mereka

Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) şöyle buyurmuştur: «Ameli bozuk bir hale gelen her kavim, mescidlerini yaldızla süslemeye kalkışırlar. (böyle olmayan bir kavim gelmemiştir.»" Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadında Ebu İshak bulunur. Ki kendisi tedlis yapardı. Ravi Cübare de çok yalancıdır, denmiştir.

AÇIKLAMA : Sindi: Hadisin manasının şöyle olduğu umulur: Her kavmin ameli bozuk bir hale gelince. yani bütün önem ve ğayretleri yüksek binalar yapmak ve süslemek olunsa. bu hal onları mescidleri de altın yaldızı ile süslemeye sürükleyecektir. Çünkü evleri yüksek, mamur ve nakışlı iken mescidlerinin böyle olmamasından hoşlanmıyacaklardır, demiştir.

Şu halde bir kavmin mescidlerinin yaldızlarla süslenmiş olması, o kavmin hayrına alamet degil, bilakis amellerinin bozulduğuna bir belirtidir. Bunun için mescidleri altın, gümüş ve benzeri maddelerle süslemekten sakınmak gerekir)

742Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ الضُّبَعِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ

قَالَ كَانَ مَوْضِعُ مَسْجِدِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِبَنِي النَّجَّارِ وَكَانَ فِيهِ نَخْلٌ وَمَقَابِرُ لِلْمُشْرِكِينَ فَقَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «ثَامِنُونِي بِهِ».

قَالُوا: لَا نَأْخُذُ لَهُ ثَمَنًا أَبَدًا. قَالَ فَكَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَبْنِيهِ وَهُمْ يُنَاوِلُونَهُ وَالنَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «أَلَا إِنَّ الْعَيْشَ عَيْشُ الآخِرَةِ فَاغْفِرْ لِلأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرَةِ».

قَالَ وَكَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُصَلِّي قَبْلَ أَنْ يَبْنِيَ الْمَسْجِدَ حَيْثُ أَدْرَكَتْهُ الصَّلَاةُ

“The location where the Prophet’s Mosque was built belonged to Banu Najjar. In it there were date-palm trees and graves of the idolaters. The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said to them: ‘Name its price.’

They said: ‘We will never take any money for it.’ The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) built it and they were assisting him, and the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) was saying: ‘The real life is the life of the Hereafter so forgive the Ansar and the Muhajirah.’ Before the mosque was built, the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) would perform prayer wherever he was when the time for prayer came.”

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসসাল্লাম-এর মসজিদের স্থানটি ছিল নাজ্জার গোত্রের, সেখানে কিছু সংখ্যক খেজুর গাছ এবং মুশরিকদের কবর ছিল।

নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাদের বলেনঃ তোমরা এই জমিখন্ড আমার নিকট বিক্রয় করো। তারা বলেন, আমরা কখনো এর বিনিময় মূল্য গ্রহণ করবো না। রাবী বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মাসজিদ নির্মাণের কাজ শুরু করেন এবং সাহাবীগণ তাঁকে মাটি ও কাদা দিতে থাকেন। আর নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলতে থাকেনঃ আখেরাতের জীবনই প্রকৃত জীবন।

আপনি আনসার ও মুহাজিরদের ক্ষমা করুন। ইতোপূর্বে যেখানেই সালাতের ওয়াক্ত হয়ে যেতো, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সেখানেই সালাত আদায় করতেন।

انس بن مالک رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ مسجد نبوی کی زمین قبیلہ بنو نجار کی ملکیت تھی، جس میں کھجور کے درخت اور مشرکین کی قبریں تھیں، نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم نے ان سے کہا: تم مجھ سے اس کی قیمت لے لو ، ان لوگوں نے کہا: ہم ہرگز اس کی قیمت نہ لیں گے، انس رضی اللہ عنہ کہتے ہیں: نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم مسجد بنا رہے تھے اور صحابہ آپ کو ( سامان دے رہے تھے ) اور آپ صلی اللہ علیہ وسلم فرما رہے تھے: سنو!

زندگی تو دراصل آخرت کی زندگی ہے، اے اللہ! تو مہاجرین اور انصار کو بخش دے ، انس رضی اللہ عنہ کہتے ہیں: مسجد کی تعمیر سے پہلے جہاں نماز کا وقت ہو جاتا نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم وہیں نماز پڑھ لیتے تھے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Muhammad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Waki'] dari [Hammad bin Salamah] dari [Abu At Tayyah Adl Dlabbi] dari [Anas bin Malik] ia berkata; Letak masjid Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam adalah di bani Najjar, di situ terdapat pepohon kurma dan pekuburan.

Maka Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda kepada mereka: "Juallah kebun ini kepadaku! " mereka menjawab; "Selamanya kami tidak akan menjualnya." Anas berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam membangun masjidnya sementara mereka membantunya, lalu Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Ketahuilah, sesungguhnya kehidupan itu adalah kehidupan akhirat.

Ya Allah, ampunilah kaum Anshar dan Muhajirin." Anas berkata; "Sebelum membangun masjid, Nabi shallallahu 'alaihi wasallam biasa melaksanakan shalat di manasaja ketika waktunya telah tiba

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Medine'deki mescidinin yeri, Beni Neccar kabilesine ait idi. Orada hurma ağaçları ve müşriklerin kabirleri bulunuyordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), o kabileye : «Bu yeri para karşılığında bana veriniz.»

buyurdu. Onlar da: Bu yer için kat'iyyen para almayacağız, dediler. Enes (r.a.), demiştir ki: Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), orada mescid yapmaya başladı. Sahabiler de Ona (malzeme) veriyorlardı. Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle diyordu: «Bilmiş olun ki. gerçek hayat ahiret hayatıdır. (Allah'ım) Ensar ve Muhacirlere mağfiret eyle.- Enes (r.a.) demiştir ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), mescid yapmadan önce namazı vaktine eriştiği yerde kılardı.."

Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai AÇIKLAMA : Buhari, Müslim ve Ebu Davud'un riva,yeti daha uzundur. Beni Neccar kabilesi, Ensardan büyük bir kabiledir. Neccar, o kabilenin babasıdır. Adı Tey mü'l-Lat'tır. Ona Neccar (marangoz) lakabının verilmesinin sebebi; söylendiğine göre keser ile sünnet olmuş olmasıdır. Bu kabile, Nebi (s.a.v.)'in dedesi Abdü'l-Muttalib'in, dayıları idi.

Nebi (s.a.v.), bu akrabalık dolayısıyla onları çağırtarak, kendilerine ait, olan mescid yerini satın almak istemiştir, Hadisin zahirine göre Beni Neccar kabilesİ, arsa bedelini almamışlardır. Lakin Zühri'den rivayet edildiğine göre arsa, bu kabileye mensub Amr'ın Sehl ve Süheyl adlı iki oğluna aitmiş. Yetim olan bu çocuklar, Ebu Ümame Es'ad bin .

Zurare'nin yanında yetiştiriliyorlarmış. Hicretle Nebi (s.a.v.), Medine'ye şeref verdiği gun devesi bu arsada çökünce: ''İnşaallah menzilimiz burasıdır.'' buyurmuş; sonra yetimleri çağırtarak, arsalarında mescid yaptırmak üzere arsa. değerini bildirmelerini istemiş; Yetimler: Ya Resulallah! Parayla değil de, onu sana. hibe ederiz, demişler.

Fakat Nebi (s.a.v.), hibe olarak kabul etmekten imtina etmiş ve nihayet onlardan satın aldıktan sonra orada mescid yaptırmıştır. El-Vakıdi: Nebi (s.a.v.) mescid arsasını Afra' oğullarından on dinar altın mukabılinde satın almış ve bu parayı Ebu Bekir (r.a.) ödemiştir, demiştir. Bu rivayete göre Es'ad bin Züraee, Bahsi geçen arsa yerine, şahsına ait bir hurma bahçesini yetimlere vermiştir.

Bir başka rivayete göre Ebu Eyyub (r.a.): Bu yer, iki yetimindir ve ben onları razı ederim, demiş ve onları razı etmiştir. El-Menhel yazarı, bu rivayetleri naklettikten sonra: Rivayetlerin arası şöyle bulunur, demiştir: '' Beni Neccar kabilesi, arsa bedelini istemediklerini söyleyince Nebi (s.a.v.), arsanın asıl sahiplerinin kim olduğunu sormuş, onlar da Bahsi geçen iki yetimi gösterince Nebi (s.a.v.), onlardan satın almıştır.

Arsa bedeli ödenmek istendiğinde Ebu Bekir (r.a.), Es'ad bin Zürare (r.a.) ve Ebu Eyyub (r.a.), ortaklaşa bedeli ödemişlerdir. Bu yerde hurma ağaçları ve müşriklerin kabirlerinin bulunduğu belirtilmiştir. Buhari, Ebu Davud ve Müslim'in rivayetlerinde, hurma ağaçlarının Nebi (s.a.v.)'in emriyle kesildiği ve müşriklerin kabirlerinin nakledildiği bildirilmiştir.

Müşriklerin kabirleri açılarak, içindeki kemikler ve ceset kalıntıları çıkarılmıştır. Müşriklere bir hürmet göstermek söz konusu olmadığı için kabirlerinin açılması emredilmiştir Kabir, içinde gömülü bulunana mahsustur Nebi (s.a.v.) nasıl müşriklerin kabristanını satın almış ve kabirlerini açtırmıştır? şeklinde bir soru akla gelebilir.

Cevabı şudur: Kabristanın satın alınamaması ve ceset naklinin yasaklığı müslümanların kabirlerine mahsustur. Kafirlerin kabristanı için böyle bir hüküm yoktur. Şöyle cevab vermek de mümkündür: Zaruret ve ihtiyaç, müşriklerin kabirlerini açmayı gerektirmiştir. Bu sebeple açtırılmıştır. Fakat ilk cevab, daha kuvvetlidir. Kafirlerin kabirlerini açtırıp, yerine mescidlerin yapılmasını caiz gören alimlerin delillerinden birisi bu hadistir."

MÜSLÜMANLARIN KABRİSTANINDA MESCİD YAPMAK CAİZ MİDjR? İslam alimlerinin bir kısmının bu husustaki görüşleri, el-Menhel'de şöyle anlatılmıştır: 1- Hanefiler'den el- Ayni: Arkadaşlarımız mescid yıkılıp yerle bir olduğu ve çevresinde cemaat bulunmadığı zaman kabristan da çok eskiyip ne ceset izi, ne de mezar ismi kalmadığı zaman, bunlar, sahiplerinin mülküne dönüşmüş olur.

Sahibinin malına dönüşünce, mal sahibi mescid yerine ev ve kabristan yerine mescid veya başka şey yaptırabilir. Eğer mescid yeri ve kabristanın sahibi yoksa, bu yerler hazineye intikal eder, demiştir 2- Şafii alimlerine göre, kabristan olarak vakfedilmiş olan sahada ölü gömülü olsun olmasın, yer altında ve yer üstünde bina yapmak haramdır.

Hakim, bu gibi yerlerde yapılan bütün binaları yıktırmakla mükelleftir. Çünkü bina yapımı, kabristan gayesine ters düşer, halk'a sıkıntı verir. Yapılan bina ev olsun, mescid olsun başka şey olsun hiç fark etmez. Mülkiyeti şahsa ait özel kabristanın ölü gömülmemiş olan kısımlarında bina yapmak ise mekruhtur. 3- Hanbeliler'e göre, ölüler tamamen çürüdükten sonra kabristanda ekin ekmek ve üzerine bina yapmak caizdir.

Aksi takdirde caiz değildir. 4- Malikiler'den ibnü'l-Kasım: Müslümanların kabristanının izi kalmadığı zaman orada bir mescid yapılmasında beis görmem. Çünkü kabristan müslümanların, ölülerini defnetmek için vakfettikleri bir yerdir. Hiç kimsenin malı olamaz. Bu yerde mezar izi kalmayıp bundan böyle ölüleri oraya defnetmek ihtiyacı kalmayınca bu yeri mescide çevirmek caizdir.

Çünkü mescid de müslümanların vakıf mallarından birisidir. Kimse mescide sahip çıkamaz, demiştir. Beyhaki'nin rivayetine göre Mescid-i Nebevi yapılırken kıblesi Mescid-i Aksa'ya yönelik olarak yapılmıştı. Mescid, kare şeklindeydi. Uzunluğu ve genişliği yüzer zira: idi Bir rivayete göre önce yetmiş zira' idi. Hayber fethinden sonra bir misli daha.

büyütüldü Mescidin üç kapısı vardı Bir kapı mescidin sonunda idi. Atike kapısına Babu'r-Rahme denilmiştir. Nebi (s.a.v.)'in mescide girdiği kapıya bu gün Al-i Osman denilir. Bu iki kapı kıblenin Ka'be yönüne değiştirilmesinden sonra da aynen kalmıştır. Fakat mescidin sonundaki kapı kapatılarak hizasında başka bir kapı açılmıştır.

Bir rivayete göre: Cebrail (a.s.) gelerek mescid yapma emrini tebliğ edince Nebi (s.a.v.), yapılacak mcscidin yüksekliğini sormuş, Cebrail (a.s.) da: Yedi zira'; bir rivayete göre de : Beş zira' olsun, demiştir." Buhari ve Ebu Davud'un rivayetinde sahabilerin. mescid inşaatı için taş taşıdıkları belirtilmiştir. Rivayete göre duvarın üç zira'lık kısmı taş ile yapılmış, ondan sonra ham kerpiç ile tamamlanmıştır.

Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (s.a.v.) ashabıyla beraber mescid inşaatında çalışıyordu. Her sahabi birer kerpiç taşıyordu. Amınar bin Yasir ise, birisi kendisi için diğeri de Nebi (s.a.v.) için olmak üzere ikişer kerpiç taşıyordu. Nebi (s.a.v.) bir ara kalkıp Ammar (r.a.)'ın sırtına mübarek elini sürdü ve: ''Ey Sümeyye oğlu!

Senin için iki sevab vardır. Halk için bir sevab. Dünya'dan son rızkın bir yudum süttür. Asi taife seni öldürecektir." buyurmuştur. İmam Ahmed bin Hanbel'in Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettigine göre: ''Nebi (s.a.v.) de sahabilerle beraber kerpiç taşıyormuş. Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki: Bir ara Nebi (s.a.v.) bir kerpici mübarek karnı üzerine koyarak taşıyordu.

Kerpiçin Ona ağır geldiğini sandım da onu karşıladım ve: Bana ver Ya Resulallah! dedim. Resulullah (s.a.v.) : ''Başka bir kerpiç al Ya Eba Hureyre. Çünkü ahiret hayatından başka hiç bir hayat yoktur."

buyurdu. Ebu Hureyre (r.a.)'in bu hadisi, ikinci mescid yapımına aittir. Çünkü ilk mescid inşaatında, Ebu Hureyre (r.a.) bulunmamıştır. Bilindiği gibi Ebu Hureyre (r.a.)'in Nebi (s.a.v.)'e gelerek müslümanlıgı kabul etmesi Hayber yılına rastlar. Dolayısıyla Ebu Hureyre (r.a.) hadisiyle Ümmü SeIeme (r.anha) hadisi arasında bir çelişki yoktur.

Hadisin: ''Nebi (s.a.v.) mescid yapıyordu. Sahabiler de Ona (malzeme) veriyorlardı." ifadesinin zahirine göre Nebi (s.a.v.), bizzat mescid duvarlarının yapımında çalışmıştır. Mescid'in duvarları kerpiçten yapılmış, damı hurma dallarıyla örtülmüş, direkleri de hurma kütüğündenmiş. Ömer (r.a.) zamanında yapılan tamirde, mescide bir ilave yapılmamış, Osman (r.a.) hilafeti zamanında mescid büyütülmüş, duvarları taş ve kireçle yapılmış, direkleri taştan yapılmış ve tavanı hint çınarı ve hint ardıcı denilen ve Hindistan'da yetişen, abanoz'a benzeyen sert agaçlarla örtülmüştür.

Mescidin bu durumunu belirten İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisi, Buhari ve Ebu Davud tarafından rivayet edilmiştir, Nebi (s.a.v.): ''Bilmiş olunuz ki, gerçekten hayat... '' parçasını mescid inşaatında çalışmayı kolaylaştırmak ve çalışma karşılığında Sahabiler için Allah tarafından hazırlanmış olan uhrevi mükafatı müjdelemek üzere buyurmuştur.

Müslim ve Ebu Davud'un rivayetinde Nebi (s.a.v.) ve Sahabiler çalışırken şöyle derlerdi: ''Allahım! Ahiret hayrından başka hiç bir hayır yoldur. Sen, Ensar ile Muhacirlere yardım eyIe.'' Buhari'nin rivayetinde ikinci mısra, sünenimizdeki Iafızlarla geçmiştir. Nebi (s.a.v.) için şiir söylemek haram kılınmıştır. Burada Nebi (s.a.v.) şiir söylemiş olmuyor mu?

denilemez. Çünkü bu secili bir sözdür, şiir değildir. Zira vezni yoktur. Vezinli olduğu kabul edilse bile bu inşa değil inşad'dır. Yani şiir icadı değil, başkası tarafından söylenmiş olan bir şiiri nakletmektir. Nitekim Buhari'nin bir rivayetinde; Bir müslüman tarafından söylenmiş olan bu şiiri Nebi (s.a.v.) okudu, denilmiştir. Nebi (s.a.v.)'e yasak kılınan şey, başkasının şiirini okumak değil, şiir inşa etmektir.

Kaldı ki alimler: Şiir, vezinle söylenmesi kasdedilmiş olan söz dizisidir. Eğer kasıd olmaksızın vezinli bir cümle dil üzerinde cereyan edecek olursa, buna şiir denmez, diye ittifak etmişlerdir. Bunun için Nebi (s.a.v.) tarafından buyurulmuş olan şiir şeklindeki hadisleri buna hamledilmiştir. Örneğin; ''Ben ancak Nebiim. Hiç yalan değildir.

Ben Abdülmuttalibin oğluyum.'' HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Namazı, vakti gelince her hangi bir yerde kılmak meşrudur. 2- İhtiyaç halinde bir an önce mescidleri inşa etmek matlubtur. 3- Alış - veriş meşrudur. Başkasının malını gasbetmek yasaktır. 4- Allah rızası için teberru yapmak meşrudur. 5- Müşriklerin eski kabirlerini açıp nakletmek ve kabristanlarını satmak caizdir.

6- İhtiyaç halinde meyveli agaçları kesmek caizdir. 7- Müşriklerin kabirlerini açıp içindekilerini çıkardıktan sonra orada namaz kılmak caizdir. Hattabi: Müşriklerin kabirleri açılıp toprağı nakledildiği ve orada toprağa karışacak bir necaset bulunmadığı zaman o yerde namaz kılmak caizdir. Kabristanda namaz kılmanın yasaklığı toprağına ölülerin kanları ve irinIeri karıştığı zamana mahsustur.

Kabir eseri ve ismi kalmayınca, o yerin hükmü temizliğe dönüşür, demiştir. 8 - Müşriklerin kabirleri yerinde mescid yapmak cılizdir. Hattabi: Hayatta iken kanı muhterem olmayan kişinin, ölümünden sonra kemiklerinin de muhterem olmadığına bu hadis delildir, demiştir. 9- Ağır işlerde çalışırken teşvik için şiir söylemek caizdir. 10- Devamlı hayır, ancak ahiret hayrıdır.

Müslümanlara AIlah'ın yardımını dilemek meşrudur. 11- Hadis, Nebi (s.a.v.)'in tevazuunu ve ahlakının üstünlüğünü ifade eder

743Uthman ibn Abi al-AsiDaif

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو هَمَّامٍ الدَّلاَّلُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيَاضٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي الْعَاصِ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَمَرَهُ أَنْ يَجْعَلَ مَسْجِدَ الطَّائِفِ حَيْثُ كَانَ طَاغِيَتُهُمْ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) commanded him to build the mosque of Taif in the place where the Taghuts used to be.

উসমান ইবনু আবূল আস (রাঃ) থেকে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম তাকে তায়েফবাসীদের জন্য তাদের মূর্তির পাদপিঠে মসজিদে নির্মাণের নির্দেশ দেন।

عثمان رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے انہیں حکم دیا کہ طائف میں مسجد وہیں پہ تعمیر کریں جہاں پہ طائف والوں کا بت تھا

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Yahya] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Hammam Ad Dallal] berkata, telah menceritakan kepada kami [Sa'id bin As Sa`ib] dari [Muhammad bin Abdullah bin Iyadl] dari [Utsman bin Abul 'Ash] berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam memerintahkan kepadanya agar memposisikan (menghormati) masjid Tha`if sebagaimana orang-orang memposisikan sesembahan mereka

Osman bin Ebi'l-As (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem), Taif halkının putlarının yerini Taif mescidi kılmasını kendisine emretmiştir." Diğer tahric: Ebu Davud ve Hakim AÇIKLAMA : Taif, Mekke-i Mükerreme'nin doğusunda, iki ve ya üç' konak mesafede bir şehirdir. Tağiye: Onların Allah'a ortak koştukları putlar ve benzeri şeylerdir.

Ebu Davud'un süneninde 'Tavağiyet' diye geçer. Bu kelime 'Tağut'un çoğuludur. Tağüt: Şeytan ve put anlamında kullanılır. Burada put anlamında kullanılmıştır. Taif halkının putlarının bulunduğu yeri mescid haline getirme emrinden dolayıdır ki Müslümanlar fethettikleri memleketlerdeki kilise ve havraları mescidlere ve medreselere çevire gelmişlerdir.

Bunun amacı, küfrü çiğnemek, izini silmek ve kafirlere eziyet etmektir. Zira onlar bu yerlerde Allah'tan başkasına taparlardı HADİSİN FIKIH YÖNÜ : Kafirlerin diyarı İslamın eline geçtiği zaman onların ibadet yerlerini mescidlere çevirmek suretiyle küfür alametlerini yok etmek matlubtur. Bir çok sahabi böyle yapmıştır

744Abdullah ibn UmarDaif

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، وَسُئِلَ

عَنِ الْحِيطَانِ، تُلْقَى فِيهَا الْعَذِرَاتُ فَقَالَ: «إِذَا سُقِيَتْ مِرَارًا فَصَلُّوا فِيهَا». يَرْفَعُهُ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

Was asked about gardens in which excrement was thrown.: He said: “If it has been watered several times, then perform prayer there,” and he attributed that to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam).

ইবনু উমার (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তাকে ময়লা-আবর্জনা ফেলার স্থান সম্পর্কে জিজ্ঞেস করা হল। তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর বরাতে বলেন, কয়েকবার পানি ঢেলে দেয়ার পর তথায় সালাত পড়া যাবে।

عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما سے روایت ہے کہ ان سے ان باغات میں نماز پڑھنے کے متعلق پوچھا گیا جن میں پاخانہ ڈالا جاتا ہے، انہوں نے کہا: جب ان باغات کو کئی بار پانی سے سینچا گیا ہو تو ان میں نماز پڑھ لو۔ عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما یہ حدیث نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم سے مرفوعاً روایت کرتے ہیں۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Yahya] berkata, telah menceritakan kepada kami ['Amru bin Utsman] berkata, telah menceritakan kepada kami [Musa bin A'yun] berkata; telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Ishaq] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar], ia ditanya tentang dinding (lantai) yang terkena kotoran. Maka Ibnu Umar menjawab; "Jika lantai itu selalu disiram dengan air, maka shalatlah di sana, " ia memarfu'kan hadits ini kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam

(Abdullah) İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, içine insan terslerinin atıldığı bahçeler(de namaz kılınması) hükmü kendisine sorulmuş ve şöyle cevap vermiştir: «O bahçeler, defalarca sulandığı zaman içinde namaz kılabilirsiniz.» İbn-i Ömer (r.a.), bu hadisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ref ederek söylemiştir. Not: Zevaid'de: İsnadı zayıftır.

Çünkü onda Muhammed bin İshak bulunur. Kendisi tediis yapardı. Bunu da an'ane ile rivayet etmiştir, diye bilgi verilmiştir . AÇIKLAMA : Sindi: "Defalarca sulandığı..'' ifadesinden maksad, bahçeye atılmış olan pislik eseri kalmayacak kadar üzerinden suyun bol bol geçmiş olmasıdır. Ölçü budur. Yoksa şu kadar defa sulamak gerekir, diye bir şey söylenemez, demiştir.

Hiytan: Haitin çoğuludur. Hait. duvara denir. Bir de bahçe ve bostana denilir. Nihaye sahibi: Hait. etrafı duvarla çevrili bahçeye denir, demiştir

745Abu Said al-KhudriSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، وَحَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الأَرْضُ كُلُّهَا مَسْجِدٌ إِلاَّ الْمَقْبَرَةَ وَالْحَمَّامَ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘All the earth is a mosque, except for graveyards and Hammam.’”

আবূ সাঈদ আল-খুদরী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ কবরস্থান ও গোসলখানা ব্যতীত সকল (পবিত্র) জায়গাই মাসজিদ।

ابو سعید خدری رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: قبرستان اور حمام ( غسل خانہ ) کے سوا ساری زمین مسجد ہے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Yahya] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yazid bin Harun] berkata; telah menceritakan kepada kami [Sufyan] dari ['Amru bin Yahya] dari [Bapaknya] dan [Hammad bin Salamah] dari ['Amru bin Yahya] dari [Bapaknya] dari [Abu Sa'id Al Khudzri] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Seluruh bumi adalah tempat masjid, kecuali kuburan dan kamar mandi

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine güre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) şöyle buyurdu demiştir: «Kabristan ve hamamdan başka yer yüzünün hepsi mesciddir.» Diğer tahric: Ebu Davüd, Şafii, Ahmed, İbn-i Hibban, İbn-i Huzeyme ve Tirmizi

746Abdullah ibn UmarDaif

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ جَبِيرَةَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ

قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ يُصَلَّى فِي سَبْعِ مَوَاطِنَ فِي الْمَزْبَلَةِ وَالْمَجْزَرَةِ وَالْمَقْبَرَةِ وَقَارِعَةِ الطَّرِيقِ وَالْحَمَّامِ وَمَعَاطِنِ الإِبِلِ وَفَوْقَ الْكَعْبَةِ

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) prohibited prayer from being performed in seven places: The garbage dump, the slaughtering area, the graveyard, the commonly used road, the bathroom, in the area that camels rest at, and above the Kabah.”

ইবনু উমার (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সাত স্থানে সালাত আদায় করতে নিষেধ করেছেনঃ ময়লা-আবর্জনাপূর্ণ স্থানে, কসাইখানায়, কবরস্থানে, রাস্তার মাঝখানে, গোসলখানায়, উটের খোঁয়াড়ে এবং কাবার ঘরের ছাদে।

ابن عمر رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے سات مقامات پر نماز پڑھنے سے منع فرمایا ہے: کوڑا خانہ، مذبح ( ذبیحہ گھر ) ، قبرستان، عام راستہ، غسل خانہ، اونٹ کے باڑے اور خانہ کعبہ کی چھت پر ۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Ibrahim Ad Dimasyqi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Yazid] dari [Yahya bin Ayyub] dari [Zaid bin Jabirah] dari [Dawud bin Al Hushain] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] ia berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang shalat di tujuh tempat; pembuangan sampah, penyembelihan, pekuburan, tengah jalan, kamar mandi, kandang unta dan di atas Ka'bah

(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) yedi yerde namaz kılmaktan nehiy buyurmuştur: «Çöplükte, mezbahada, kabristanda, yolun ortasında, hamamda, deve yataklarında ve Kabe (i Muazzama) damı üzerinde.»

747Umar ibn al-KhattabDaif

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ دَاوُدَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْحُسَيْنِ، قَالَا: حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «سَبْعُ مَوَاطِنَ لَا تَجُوزُ فِيهَا الصَّلَاةُ ظَاهِرُ بَيْتِ اللَّهِ وَالْمَقْبَرَةُ وَالْمَزْبَلَةُ وَالْمَجْزَرَةُ وَالْحَمَّامُ وَعَطَنُ الإِبِلِ وَمَحَجَّةُ الطَّرِيقِ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “There are seven places where it is not permissible to perform the prayer: The top of the House of Allah; graveyards; garbage dumps; slaughterhouses; bathrooms; the area that camels rest, and the main road.”

উমার উবনুল খাত্তাব (রাঃ) থেকে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ সাত জায়গায় সালাত পড়া জায়েয নয়ঃ কাবা ঘরের ছাদে, কবরস্থানে, ময়লা ফেলার স্থানে, কসাই খানায়, গোসলখানায়, উটের খোঁয়াড়ে ও রাস্তার মাঝখানে।

عمر بن خطاب رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: سات مقامات پر نماز جائز نہیں ہے: خانہ کعبہ کی چھت پر، قبرستان، کوڑا خانہ، مذبح، اونٹوں کے باندھے جانے کی جگہوں اور عام راستوں پر ۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Dawud] dan [Muhammad bin Abul Husain] keduanya berkata; telah menceritakan kepada kami [Abu Shalah] berkata, telah menceritakan kepadaku [Al Laits] berkata, telah menceritakan kepadaku [Nafi'] dari [Ibnu Umar] dari [Umar bin Al Khatthab] bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Tujuh tempat yang tidak boleh dipergunakan untuk shalat; di atas Ka'bah, pekuburan, pembuangan sampah, tempat penyembelihan hewan, kamar mandi, kandang unta, dan tengah jalan

Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den rivay«t edildiği» göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) buyurdular ki: «Yedi yer var. Oralarda namaz kılmak caiz değildir: Beytullahın üstü. kabristan, çöplük, mezbaha, hamam, deve yatağı ve cadde.» AÇIKLAMA : Bu iki hadiste kabristan ve hamamdan başka, namaz kılınmasının yasaklandığı beş yer daha zikredilmiştir.

Bu yerlerden deve yataklarında namaz kılmakla ilgili şer'i hükmün özeti 497 nolu hadisin açıklamasında verilmişti. Mescidler kitabının 12. babında daha geniş izah yapılacaktır. İnşaallah! Sindi'in beyanına göre çöplükte ve mezbahada namaz kılmanın yasaklanmasının sebebi, bu yerlerin pisliği, kirliliği ve necasetten hali olmamasıdır.

Yol üzerinde namaz kılmanın yasaklanmasının sebebine gelince; oradan geçenler namaza duranın dikkatini çeker. Diğer taraftan onun önünden geçenler olabilir. Ayrıca orada namaz kılmakla yolda geçenlere eziyet ve yolda bir tıkanıklığa sebebiyet verebilir. Kabe damı üzerinde namaz kılmak, bir nevi saygısızlık olduğu için bundan nehy edilmiştir.

El-Menhel yazarı: "Namaz kılmanın yasaklandığı yerler çoktur. Şöyle ki : Aşağıda yazılı yerlerde namaz kılmanın yasaklığına dair hadisler vardır: Hamam ve kabristanda namaz kılmanın yasaklığı, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisiyle ve başka hadislerle sabittir. Çöplük, mezbaha, yolun ortası, deve yatakları ve Ka'be'nin damı üzerinde namaz kılmanın yasaklığı, İbn-i Mace ve Tirmizi'nin İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet ettikleri hadisten anlaşılıyor.

TirmizI, bu hadisin isnadının pek kuvvetli olmadığını söylemiştir. Kilisede, havrada, kabre karşı, ğusülhane duvarına karşı, resimlere karşı, yakılan ateşe karşı, uyuyana karşı durup namaz kılmak da mekruhtur.'' diyerek bu yerlerde namaz kılmanın nehyine ait hadisleri nakletmektedir. Bunları buraya aktarmak bir hayli uzun süreceği için bundan ferağat ettik.

El-Menhel yazarı daha sonra Şevkani'nin şöyle dediğini nakleder: 'Anılan yerlerin hepsinde veya ekserisinde kılınan namazın 8ıhhatına hükmedenler; ''Nerede namaz vakti sana yetişirse orada namaz kıl..'' hadisine ve benzeri hadislere dayanmışlardır. Halbuki kabristan, hamam ve benzeri yerlerde namaz kılmayı yasaklayan hadisler hususi oldukları için umumi hadislerden istisna edilmeleri gerekir.'

Yukarıdaki iki hadiste nanıaz kılmanın yasak olduğu yerlerden kabristan ve hamamda kılınan namaz hakkındaki İslam alimlerinin görüşlerini 745 nolu Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisinin açıklaması bahsinde anlatmıştık. Diğer yerlerde kılınan namazın şer'i hükmü hakkında el•Fıkh Ala'I-Mezhahibi'l-Erbaa'nın -dört mezhebin fıkıh kitabı- ''Namazın mekruhları" bahsinde verdiği malumatı özlü olarak nakledelim: I - Kabe üzerinde kılınan namazın hükmÜ: 1- Hanefiler'e göre Ka'be'nin içinde ve damı üzerinde, farz olsun nafile olsun kılınan namaz sahihtir.

Ancak damı üzerinde kılmak mekruhtur. Çünkü saygısızlık olur. 2- Şafiiler'e göre Ka'be içinde kılınan farz ve nafile namaz sahihtir. Ancak kapısı açıkken Ka'be içinde kapıya doğru durarak kılınan namaz sahih değildir. Ka'be'nin damı üzerinde namaz kilmak da sahihtir. Şu şartla: Namaza duranın önünde insan ziraı ile 2/3 zira: boyunda bir sütrenin bulunması şarttır.

3- Malikiler'e göre Ka'be'nin üstünde kılınan farz namaz fasiddir. Ğayri müekkede nafile namaz sahihtir.- Sünnet-i müekkede hakkında eşit iki kavil vardır: Ka'be'nin içinde ise farz namaz kılmak kerahati şedide ile mekruhtur. Henüz vakit çıkmadan kılınan namazı iade etmek mendubtur. Sünnet•i müekkede de öyledir. Ancak iadesi istenmez.

Nafile namazın Ka'be içinde kılınması ise mendubtur. 4- Hanbeliler'e göre Ka'be içinde kılınan farz namaz sahih değildir. Ka'be üstünde kılınsa hüküm aynıdır. Ancak Ka'be'nin damında tam kenar üzerinde dışa doğru dursa ve önünde Ka'be' den hiç bir şey kalmasa kılınan namaz sahihtir. Veya Ka'be'nin dışında durup içinde secde ederse sahihtir.

Nafile ve adak namazın ise Ka'be'nin içinde ve dam'ı üzerinde kılınması sahihtir. Ancak tam kenarı üzerinde secde ederse sahih değildir. Çünkü bu takdirde Ka'be'ye doğru durmuş sayılmaz. II - Çöplükte, mezbahada, yolun ortasında. deve yataklarında necaset'ten emin olunsa dahi namaz kılmak, Hanefi ve Şafii mezhebIerine göre mekruhtur.

Hanbeliler'e göre zaruret olmadıkça bu yerlerde kılınan namaz fasiddir. Ve burada namaza durmak haramdır. Ancak bu yerlere hapsedilmek gibi bir zaruret halinde namaz kılınabilir. Malikiler'e göre necasetten emin olunduğu takdirde çöplükte, mezbahada ve caddede namaz kılmak, kerahetsiz olarak caizdir. Necaset'ten emin olunmadığı zaman eğer necasetin bulunduğu muhakkak veya.

kuvvetle muhtemelse kılınan namaz batıldır. Şayet zayıf bir ihtimal varsa, henüz vakit çıkmamışken namaz iade edilir. Ancak mescidin darlığı sebebiyle yol üzerinde namaz kılınıp da yerin temizliğinden şüphe edilse bile, namazı iadesi gerekmez. Deve yataklarında ise necaset'ten emin olunduğu takdirde namaz kılmak mekruhtur. Vakit çıkmadan namaz iade edilmelidir.

Bu hüküm, su çevresindeki deve yataklarına mahsustur. Develerin geceledikleri ve yine gündüz sıcağında kaldıkları yataklarda necaset'ten emin olunduğu zaman namaz kılmak, mutemed kavle göre mekruh değildir

748Abdullah ibn UmarDaif

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حِمْيَرَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ جَبِيرَةَ الأَنْصَارِيُّ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ

عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «خِصَالٌ لَا تَنْبَغِي فِي الْمَسْجِدِ لَا يُتَّخَذُ طَرِيقًا وَلَا يُشْهَرُ فِيهِ سِلَاحٌ وَلَا يُنْبَضُ فِيهِ بِقَوْسٍ وَلَا يُنْشَرُ فِيهِ نَبْلٌ وَلَا يُمَرُّ فِيهِ بِلَحْمٍ نِيءٍ وَلَا يُضْرَبُ فِيهِ حَدٌّ وَلَا يُقْتَصُّ فِيهِ مِنْ أَحَدٍ وَلَا يُتَّخَذُ سُوقًا»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “There are things which are not befitting for the mosque: it should not be taken as a thoroughfare; weapons should not be unsheathed in it; bows should not be drawn nor arrows shot in it; no one should pass through it carrying raw meat; no prescribed punishment or retaliatory punishment should be carried out in it; and it should not be used as a marketplace.”

ইবনু উমার (রাঃ) থেকে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ কতিপয় আচরণ মসজিদে নিষিদ্ধ। মাসজিদকে চলাচলের পথ বানানো যাবে না, সেখানে অস্ত্রশস্ত্রের প্রদর্শনী করা যাবে না, তীর, বর্শা বা কামান বহন করা যাবে না, কাঁচা গোশত নেয়া যাবে না, হদ্দ কার্যকর করা যাবে না, কারো কিসাস কার্যকর করা যাবে না এবং একে বাজারে পরিণত করা যাবে না।

عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: چند اعمال ایسے ہیں جو مسجد میں نامناسب ہیں، اس کو عام گزرگاہ نہ بنایا جائے، اس میں ہتھیار ننگا نہ کیا جائے، تیر اندازی کے لیے کمان نہ پکڑی جائے، اس میں تیروں کو نہ پھیلایا جائے، کچا گوشت لے کر نہ گزرا جائے، اس میں حد نہ قائم کی جائے، کسی سے قصاص نہ لیا جائے، اور اس کو بازار نہ بنایا جائے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Utsman bin Sa'id bin Katsir bin Dinar Al Himshi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Himyar] berkata, telah menceritakan kepada kami [Zaid bin Jabirah Al Anshari] dari [Dawud bin Al Hushain] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] dari Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, beliau bersabda: "Beberapa hal yang tidak layak dilakukan di masjid; tidak dijadikan sebagai jalan, tidak boleh senjata dihunuskan, tidak boleh busur ditarik, tidak boleh menyebarkan anak panah, tidak boleh melewatkan daging mentah, tidak boleh dilaksanakan had, tidak boleh menuntut qishash dari seseorang, dan tidak boleh menjadikannya sebagai pasar

Ahdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir : «Mescidde şıi şeyler yapılmamalıdır: Mescid yol edinilemez, orada silah çekilip çıkarılamaz, orada yay'a kiriş bağlanıp salınamaz, orada ok atılamaz, içinden çiğ et geçirilemez, orada had olarak kimse dövülemez, orada hiç kimsenin kısas cezası tatbik edilemez, orası çarşı edinilemez.»

Not: Ravi Zeyd bin Cebire'nin zayıflığı üzerinde, alimler ittifak ettikleri için ve İbn-i Abdi'l-Berr onun zayıflığına alimlerin icma' ettiklerini naklettiği için isnadın zayıflığı Zevaid de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahiplerinden yalnız İbn-i Mace'nin rivayet ettiği anlaşılan bu hadiste anılan işlerin mekruhluğu, bab'ın başlığından da anlaşılmaktadır.

Hadisin baş kısmında geçen: ''Mescidde şu şeyler ... '' parçasını Camiü's-Sağir şarihi el-Azizi şöyle yorumlar: Yani mescidde şu şeyleri yapmak mekruhtur. Hatta temiz bir madde ile bile olsa mescidin kirletilmesine sebep olan her hareket haramdır. ''Mescid yol edinilemez.'' cümlesinden maksad, mescid'in iki veya daha fazla kapısı bulunduğu takdirde, bir kapı'dan girip diğer kapıdan çıkmak suretiyle bir yol gibi kullanılmamasıdır.

"' ... Orada yay'a kiriş ... '' cümlesinden maksad, orada yay ve kirişle meşgul olup kirişi bağlamak ve salmak suretiyle bunun iyi olup olmadığı denenmemelidir. Çünkü böyle denendiği takdirde ses çıkarır. Şayet namaz'a duran her hangi bir kimsenin dikkatini çekmeyecek olursa, bununla meşgul olmak mekruhtur. Eğer namazdakilerin namazlarını şaşırmalarına sebebiyet verirse bu hareket haram sayılır.

Orada ok atılması hükmü de aynıdır. '' ... İçinden çiğ et geçirilemez.'' parçasına gelince; Eğer çiğ et'ten kan damlaması ve mescid döşemesinin necis edilmesi sanılmıyorsa çiğ et geçirmek mekruhtur. Sanılıyorsa yani kuvvetle muhtemelse bu davranış haramdır. Had olarak adam dövmenin ve kısas cezasını uygulamanın yapılmamasının nedeni izahtan varestedir.

'' •.. Orası çarşı edinilemez.'' cümlesinden maksad, mescidde alış veriş yapılmamasıdır. MESCİD'DEN GEÇİŞ HAKKINDAKİ ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ : 1- Hanefi mezhebine göre bir zaruret olmadıkça mescid'in bir kapısından girip, diğer kapısından çıkmak suretiyle orayı yol gibi kullanmak tahrimen mekruhtur. Eğer bir zaruret nedeniyle geçilirse caizdir.

Zaruret yokken geçişi itiyat (alışkanlık) haline getiren kişi fasık olur. Ama günde bir iki defa geçmekle fasık olunmaz. Girerken i'tikafa niyet etmek, fasık sayılmaktan korur. Her gün oradan geçmek durumunda olan kişinin, günde bir defa Tahiyyetü'l-Mescid sünnetini kılması kafidir. 2- Şafii mezhebine göre temiz kişinin ve cünüb adamın mescidden geçmeleri, ihtiyaç olsun olmasın caizdir.

Hayızlı kadının mescidi kirletmekten emin olduğu takdirde bile olsa mescidden geçmesi mekruhtur. Kirletmekten emin değilse geçmesi haramdır. 3- Hanbeliler'e göre temiz kişinin ve cünübün mescidden yol gibi geçmeleri mekruhtur. Hayızlı kadın ile lahusa kadının ihtiyaç olmadan geçmeleri, mescidi kirletmekten emin olunması şartı ile mekruhtur.

İhtiyaç halinde hepsi için, kerahetsiz caizdir. Yolun kestirme oluşu, ihtiyaçtan sayılır. 4- Malikiler'e göre mescidden geçiş nadir ise caizdir. Eğer sık sık geçiliyorsa bakılır: Şayet mescid yapılmazdan önce orada yol bulunuyorduysa, sonradan yapılan mescid'den geçmek mekrun değildir. Aksi takdirde mekruhtur. Geçen kişi Tahiyyetü'l-Mescid namazını kılmakla muhatab değildir

749Abdullah ibn Amr ibn al-AsHasan

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ الْكِنْدِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلَانَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ

قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الْبَيْعِ وَالاِبْتِيَاعِ وَعَنْ تَنَاشُدِ الأَشْعَارِ فِي الْمَسَاجِدِ

His grandfather said: “The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbade buying and selling in the mosque, and reciting poetry in the mosque.”

আমর ইবনু শোআইব (রহঃ) থেকে পর্যায়ক্রমে তার পিতা ও দাদার সূত্রে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মাসজিদসমূহে ক্রয়-বিক্রয় করতে এবং কবিতা আবৃত্তি করতে নিষেধ করেছেন।

عبداللہ بن عمرو بن العاص رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے مسجد میں خرید و فروخت اور ( غیر دینی ) اشعار پڑھنے سے منع فرمایا ہے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Sa'id Al Kindi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Khalid Al Ahmar] dari [Ibnu 'Ajlan] dari ['Amru bin Syu'aib] dari [Bapaknya] dari [Kakeknya] ia berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang untuk jual beli dan mendendangkan sya'ir dalam masjid

Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, mescidlerde satmaktan, satın almaktan ve karşılıklı şiirler okumaktan nehiy buyurmuştur. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai AÇIKLAMA : Tirmizi bu hadis konusu için açtığı bab ta rivayet etmiştir.

Tirmizi bunu rivayet ettikten sonra şöyle der: AbduIlah bin Amr bin el-As (r.a.)'in hadisi hasendir. Amr'ın babası Şuayb, Muhammed bin Abdillah bin Amr bin el-As'ın oğludur. Buhari: Ben, Ahmed ve İshak'ın, Amr bin Şuayb (r.a.)'ın hadisini delil saydıklarını gördüm, demiştir. Muhammed: Şuayb bin Muhammed, Abdullah bin Amr'dan hadis dinlemiş, demiştir.

İlim ehlinden bir cemaat, mescidde satış akdini yapmanın kerahetine hükmetmiştir. Ahmed ve İshak böyle hükmedenlerdendirler. Tabiilerden bazı ilim adamları, mescidde satış akdine ruhsat vermişlerdir. Nebi (s.a.v.)'den, mescidde şiir okumaya ruhsat verdiğine dair rivayet olunan hadis bir tane değildir.' Tirmizi'nin şerhi Tuhfetu'l-Ahvezi yazarı, hadisin açıklanıasıyla ilgili olarak şöyle der: "Mescidde alış veriş yapmak, cumhur'a göre yasaktır.

Hak olanı da budur. Alış-veriş'in mekruh olmadıgını söyleyenlerin elinde hiç bir delil yoktur. Bilakis bu babta rivayet edilen hadisler onların görüşünü reddeder. Şevkani, en-Neyl'de: 'Alimlerin cumhuru; Mescidde satış akdinin yapılmasına dair hadisteki nehiy kerahete hamledilir, demişlerdir. el-İraki: Alimler, mescidde yapılan satış akdinin geçersiz sayılamıyacağına icma' etmişler, demiştir.

el-Maverdi de böyle demiştir. Biliyorsun ki; ayet veya hadiste mevcut nehiy, aslında haramIık içindir, diyenlere göre bir nehyin haramIıktan mekruhluğa döndürülebilmesi için, haramlık anlamına olmadığına dair bir alamete ihtiyaç vardır. Alimlerin yapılan akdin sıhhati üzerine icma' etmiş olmaları, akid yapmanın haramlığına mani değildir.

Yani mescidde satış akdini yapmak haramdır, günahtır, bununla beraber fasid değildir, sıhhatlidir. O halde akdin sıhhati, nehyin mekruhluğuna yorumlanmasına karine ve alamet olamaz Şafii'nin bazı arkadaşları: Mescidde satış akdinin yapılması mekruh değildir, demişlerse de hadisler bu görüşü reddeder', demiştir.'' Ebu Davud da: "Cuma namazından önce mesddde halka kurmak" babında bu hadisi daha uzun bir metinle yine Abdulah bin Amr (r.a.)'den rivayet etmiştir.

El-Menhel yazarı özetle şöyle der: ''Hadis, mescidde satış akdinin haramlığına delalet eder. Bu hususta mezheb alimlerinin görüşleri şöyledir: 1- Hanefi alimlerine göre mescidde alış - veriş işi yaygınlaştığı zaman mekruhtur. Nadiren yapıldığı takdirde mekruh değildir. 2- Şafiiler'e göre i'tikafta olmayan kişinin, mescidde herhangi bir şeyi satması veya satın alması mekruhtur.

i'tikafta olan kişinin ihtiyaç duyduğu şeyleri satması ve alması caizdir. Diğerleri mekruhtur. 3- Malikiler'e göre satmak ve satın almak işi bağırarak yapılırsa haramdır. Çünkü bu takdirde, mescid pazar yerine çevrilmiş olur. Alçak sesle yapılan satış ve alış işlemleri mekrubtur. EI-Menhel yazarı: Bu üç mezheb aliminin ayrıntılı görüşlerini teyid eden her hangi bir delil yoktur, diyerel{ Hanbeliler'in şu görüşlerinin kuvvetli olduğunu söyler: 4- Hanbeliler, hadisin zahirini tutarak: Mescidde satın alma ve satmanın her çeşidi herkes için haramdır.

İtikafta olanın, olmayan'ın;, ihtiyaç maddesi ile diğer maddenin ve satış işlerinin azlığı ve çOkfuğunun farkı yoktur, demişlerdir. Ahmed bin Hanbel: Şu mescidler Allah'ın evleridir. İçinde satış ve alış yapılamaz, demiştir. MESCİDLERDE ŞİİR OKUMAK : Mescidde şiir okumanın caiz olmadığı hadisten anlaşılıyor. Yasaklanan şiir, yersiz övgü veya yermeyi ihtiva eden yahut kibirlenmeyi ifade eden kısma yorumlanmıştır.

Böyle yorumlanınca Buhari ve Müslim'in Said bin el-Müseyyeb'den rivayet ettikleri şu mealdeki hadise muhalif kalmaz: 'Ömer (r.a.), bir ara mescid'den geçerken (şair) Hassan (r.a.) şiir okuyordu. Ömer (r.a.) Ona biraz kulak verdi. Bunun üzerine Hassan (r.a.) Ona: Şu mescidde senden daha hayırlı olan Zat ResuluIlah (s.a.v.) bulunurken, ben şurada şiir okurdum, dedikten sonra Ebü Hureyre (r.a.)'e dönerek: 'Allah için söyle.

ResuluIlah (s.a.v.)'i bana şöyle buyururken işittin mi: ''Ey Hassan! Benim yerime sen cevap ver. Allah'ım Hassan (r.a.)'ı Ruhü'l-Kudüs ile te'yid eyle''' diye sordu. Ebü Hureyre (r.a.) : Evet!

dedi.'' . Kafirler, Nebi (s.a.v.) hakkında hiciv şiirlerini söylemişlerdi. ResuluIlah (s.a.v.), Hassan (r.a.)'in onlara cevap vermesini emir buyurmuştur. Hadis, anlatılan şekilde yorumlandıgı takdirde Ahmed bin Hanbel'in Cabir (r.a.)'den rivayet ettigi şu mealdeki hadise ters düşmez: 'Cabir (r.a.) demiştir ki : Ben yüz defa'dan fazla ResuluIlah (s.a.v.)'i mescidde gördüm.

Ashabı şiir müzakeresini yaparlar ve cahiliyet devrine ait bazı şeyleri anlatırlardı. Zaınan zaman Nebi (s.a.v.) Onlarla beraber gülümserdi.' Bu ve benzeri badisler, müşrikleri yermeyi, Nebi (s.a.v.)'i sövmeyi, takva ve güzel ahlaka teşvik etmeyi ihtiva eden şiirlerin mescidde okunmasının caizliğine delalet eder. İbnü'l-Arabi: Din lehinde ve şer'i şerif'in ayakta tutulması ile ilgili şiirleri mescidde okumakta bir beis yoktur, demiştir.

Nevevi de; Şiir, Nebi (s.a.v.)'i veya İslamiyet'i övücü mahiyette ise veya güzel ahlak, takva ve benzeri hayır çeşitleri hakkında ise mescidde okuması sakıncalı değildir. Ama bir müslüman'ı hiciv etmek, içkiyi övmek, kadınları anlatmak, bir zalimi övmek, yasak olan böbürlenmek gibi kötü şeyleri işleyen şiirleri mescidlerde okumak haramdır, demiştir.

Alimlerin ekserisi mescitlerde şiir okumanın yasaklığına dair hadisler ile caiz olduğuna dair hadislerin arasını anlattığımız şekilde bulmuşlardır. Şunu da belirtelim ki okunması caiz görülen şiirlerin namaz kılmak Kur'an okumak ve zikir etmekle meşgul olanları şaşırtması halinde okunması caiz değildir

750Wathilah ibn al-AsqaDaif

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ نَبْهَانَ، حَدَّثَنَا عُتْبَةُ بْنُ يَقْظَانَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «جَنِّبُوا مَسَاجِدَكُمْ صِبْيَانَكُمْ وَمَجَانِينَكُمْ وَشِرَارَكُمْ وَبَيْعَكُمْ وَخُصُومَاتِكُمْ وَرَفْعَ أَصْوَاتِكُمْ وَإِقَامَةَ حُدُودِكُمْ وَسَلَّ سُيُوفِكُمْ وَاتَّخِذُوا عَلَى أَبْوَابِهَا الْمَطَاهِرَ وَجَمِّرُوهَا فِي الْجُمَعِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said: “Keep your infants, your insane and your evil ones away from your mosques. Avoid engaging in transactions and disputes, raising your voices, carrying out your prescribed punishments and unsheathing your swords therein. Make places for purification at their gates, and perfume them with incense on Fridays.” (Maudu).

ওয়াসিলা ইবনুল আসকা (রাঃ) থেকে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ তোমরা তোমাদের মসজিদসমূহকে শিশু, পাগল, ক্রয়-বিক্রয়, ঝগড়া-বিবাদ, হৈ-চৈ, হদ্দ কার্যকরকরণ ও উন্মুক্ত অস্ত্র বহন থেকে হেফাযত করো। তোমরা তার দরজাসমূহের কাছে শৌচকর্মের জন্য ঢিলা রাখো এবং জুমুআহর দিন তাকে সুগন্ধময় করো।

واثلہ بن اسقع رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: تم اپنی مسجدوں کو بچوں، دیوانوں ( پاگلوں ) ، خرید و فروخت کرنے والوں، اور اپنے جھگڑوں ( اختلافی مسائل ) ، زور زور بولنے، حدود قائم کرنے اور تلواریں کھینچنے سے محفوظ رکھو، اور مسجدوں کے دروازوں پر طہارت خانے بناؤ، اور جمعہ کے روز مسجدوں میں خوشبو جلایا کرو ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Yusuf As Sulami] berkata, telah menceritakan kepada kami [Muslim bin Ibrahim] berkata, telah menceritakan kepada kami [Al Harits bin Nabhan] berkata, telah menceritakan kepada kami ['Utbah bin Yaqzhan] dari [Abu Sa'id] dari [Makhul] dari [Watsilah bin Al Asqa'] bahwa Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Hindarkan dari masjid-masjid kalian anak kecil, orang gila, jual beli, perdebatan, meninggikan suara, pelaksanaan hudud dan menghunuskan pedang. Buatlah pada setiap pintunya tempat bersuci dan serta harumkanlah di setiap hari jum'at

Vasile bin el-Eska (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Çocuklarınızı, delilerinizi, satın almanızı, satışınızı, münakaşalarınızı, seslerinizi yükseltmeyi, had cezalarınızın infazını mescidlerinizden uzak tutun. Mescidlerinizin kapılarının yakınında abdest alma yerleri ittihaz ediniz.

Ve Cum'a günlerinde mescidlerinizi buhurla tütsüleyiniz.» Not: Zevaid'de ravi el-Haris bin Nebha'nın zayıflığı üzerinde ittifak edildiği için isnadının zayıflığı bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Hadis, küçük çocukları ve delileri mescidlere sokmanın yasaklığına delalet eder. MezhebIerin bu husustaki görüşleri şöyledir: 1- Hanefi mezhebine göre bunların, mescidi necis etmeleri kuvvetle zannedildiği zaman mescide sokulmaları tahrimen mekruhtur.

Aksi takdirde tenzihen mekruhtur. 2- Şafiiler'e göre henüz mümeyyizlik çağına ermemiş olan küçük yaştaki çocukların ve delilerin mescidi kirletmelerinden, içindekilere zarar vermelerinden ve avret yerlerini açmalarından emin olunduğu takdirde mescide sokulmaları caizdir. Mümeyyiz olan çocuğun, mescidi oyuncak haline getirmemesi şartıyla mescide alınması caizdir.

Aksi takdirde haramdır. 3- Malikiler'e göre çocuk ve deli'nin mescide alınması, mescidin necis edilmesine sebebiyet verdiği takdirde haramdır. Keza mescidi pislememekle beraber yaramazlık ederlerse, mescide alınmaları haramdır. Mescidi pislemiyecek ve haylazlık etmiyecek veya edince uyarıldığı zaman uslu duracak çocuğun mescide götürülmesi caizdir.

4- Hanbeliler'e göre okutmak gibi bir ihtiyaç için mümeyyiz olmayan çocuğu mescide sokmak mekruh değildir. İhtiyaç olmadan mescide girmesi mekruhtur. Deli'nin hükmü de böyledir. Mescidlerde alış veriş etmenin şer'i hükmü, bundan önceki hadiste açıklandı. Mescidlerde sesleri yükseltmenin yasaklığı bu hadisten anlaşılıyor. Bu da mekruhtur.

MezhebIerin konu hakkındaki görüşleri şöyledir: 1- Hanefi mezhebine göre mescidde namaz'a duranları şaşırtacak veya orada uyuyanları uyandıracak şekilde yüksek sesle zikretmek mekruhtur. Böyle bir durum söz konusu değilse kerahet yoktur. Bilakis zikredenin; ibadete karşı hevesinin artması uykuyu defetmesi ve kalbini uyarması gibi bir fayda elde edildiği zaman yüksek sesle zikretmesi daha efdaldır.

Zikrin dışındaki sözlere gelince; mübah olmayan sözleri yüksek sesle söylemek tahrimen mekruhtur. Mübah olan sözleri yüksek sesle söylemek, namaz kılan'ın şaşırmasına sebeb olursa mekruhtur. Aksi takdirde keraheti yoktur. Tabii kişi ibadet maksadıyla mescide girmiş ise kerahet yoktur. şayet sırf konuşmak için mescide gırmiş olursa mutlaka mekruhtur.

2- Şafiiler'e göre mescidde yüksek sesle zikretmek, eğer namaz kılan, ders veren, kıraatla meşgul olan veya mütalaa eden birisini şaşırtırsa mekruhtur. Keza uyandırılması sünnet olmayan bir uyuyanı uyandırırsa yine mekruhtur. Aksi takdirde mekruh değildir. Yüksek sesle konuşmaya gelince, hadis diye uydurulduğu hadis alimlerince belirlenmiş sözleri okumak gibi helal olmayan konuşma türünden ise, anılan kişilerden birisini şaşırtsın, şaşırtmasın mutlaka haramdır.

Mübah konuşma cinsinden ise bahsi geçen şahısları şaşırtır'sa mekruhtur. Şaşırtmazsa mekruh değildir. 3- Malikiler'e göre zikir ve ihmle bile olsa mescidde sesi yükseltmek mekruhtur. Ancak dört halde hüküm değişir: --- (a)- Müderrisin öğrencilere sesini duyurmak için ihtiyaç duyduğu takdirde sesini yükseltmesinde kerahet yoktur.

(b)- Namaz kılanı şaşırtırsa haramdır. (c)- Mekke veya Mina mescidinde yüksek sesle ''Lebbeyk'' duasını okumak mekruh değildir. (d)- Nöbet bekleyenin sesini yükseltmesi mekruh degildir. 4- Hanbeliler'e göre namazdakilerin şaşırmasına sebebiyet verilmemesi halinde mescidde yuksek sesle zikretmek mübahtır. Mübah türünden olan konuşmalar da böyledir.

Bunlar namaz kılanları şaşırtırsa mekruhtur. Mübah olmayan sözlerle ses yükseltmek, kimseyi şaşırtsın, şaşırtmasın mutlaka mekruhtur. Had cezalarını mescidlerde infaz etmek ve kılıçları çekip çıkarmak da, gerek bu hadiste ve gerekse 748 nolu İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisiyle yasaklanmıştır

751Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، أَنْبَأَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ

قَالَ كُنَّا نَنَامُ فِي الْمَسْجِدِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

“We used to sleep in the mosque at the time of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam).”

ইবনু উমার (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমরা রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর যুগে মসজিদে ঘুমাতাম।

عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ ہم رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے زمانہ میں مسجد میں سوتے تھے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Ishaq bin Manshur] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Numair] berkata, telah memberitakan kepada kami [Ubaidullah bin Umar] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] ia berkata; "Pada masa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam kami biasa tidur di masjid

İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Biz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayattayken mescidde uyuyorduk. AÇIKLAMA 752’de

752Yaish ibn Qais ibn TikhfahDaif

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ يَعِيشَ بْنَ قَيْسِ بْنِ طِخْفَةَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، وَكَانَ

مِنْ أَصْحَابِ الصُّفَّةِ قَالَ: قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «انْطَلِقُوا». فَانْطَلَقْنَا إِلَى بَيْتِ عَائِشَةَ وَأَكَلْنَا وَشَرِبْنَا فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنْ شِئْتُمْ نِمْتُمْ هَاهُنَا وَإِنْ شِئْتُمُ انْطَلَقْتُمْ إِلَى الْمَسْجِدِ». قَالَ فَقُلْنَا بَلْ نَنْطَلِقُ إِلَى الْمَسْجِدِ

His father, who was one of the people of Suffah, said: “The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said to us: ‘Come with me.’ So we went to the house of Aishah, where we ate and drank. Then the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said to us: ‘If you want, you can sleep here, or if you want you can go out to the mosque.’ We said: ‘We will go out to the mosque.’”

কায়েস ইবনু তিখফা (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি আসহাবে সুফফার অন্যতম সদস্য। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আমাদের বললেনঃ তোমরা যাও। অতএব আমরা আয়িশাহ (রাঃ) এর ঘরে গেলাম এবং পানাহার করলাম। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বললেনঃ তোমরা ইচ্ছা করলে এখানেও ঘুমাতে পারো, আর চাইলে মসজিদেও যেতে পারো। রাবী বলেন, আমরা বললাম, বরং আমরা মসজিদেই চলে যাই।

قیس بن طخفة (جو اصحاب صفہ میں سے تھے) کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے ہم سے فرمایا: تم سب چلو ، چنانچہ ہم سب ام المؤمنین عائشہ رضی اللہ عنہا کے گھر گئے، وہاں ہم نے کھایا پیا، پھر رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے ہم سے فرمایا: اگر تم لوگ چاہو تو یہیں سو جاؤ، اور چاہو تو مسجد چلے جاؤ ، ہم نے کہا کہ ہم مسجد ہی جائیں گے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Al Hasan bin Musa] berkata, telah menceritakan kepada kami [Syaiban bin Abdurrahman] dari [Yahya bin Abu Katsir] dari [Abu Salamah bin Abdurrahman] bahwa [Ya'isy bin Qais bin Thikhfah] menceritakan kepadanya dari [Bapaknya] -ia termasuk Ashabus Shuffah- ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam berkata kepada kami: "Berangkatlah."

Kami pun berangkat menunju rumah Aisyah, lalu kami makan dan minum. Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam kemudian bersabda kepada kami: "Jika mau, kalian boleh tidur di sini, dan jika mau kalian bisa pergi ke masjid." Ia berkata; Maka kami berkata; "Kami akan pergi ke masjid

Kays bin Tihfa (r.a.) Suffe ashabındandı. Kendisi şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize: «(Mescidden evime) Gidiniz.» buyurdu. Bunun üzerine biz, Aişe (r.anha)'nın odasına giderek yedik ve içtik. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize: «İsterseniz burada uyuyabilirsiniz. Dilerseniz mescide gidebilirsiniz.»

buyurdu. Kays bin Tıhfe: Biz de. Hayır mescide gideriz, dedik; demiştir." Tahric: İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini Buhari, Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde İbn-i Ömer (r.a.)'in, genç ve bekar olup ehli yokken Mescid-i Nebevi'de uyuduğunu söylediği bildirilmektedir. Müslim Tirmizi ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir.

AÇIKLAMA : Kays bin Tıhfe (r.a.)'in hadisinin müel!iften başka diğer kütüb-i sitte sahiplerinden İmam Ebu Davud 35. Kitabu'l-Edeb. 103. Babun fir'reculiyenbetha ala bathini, hadis no 5040 tahric etmiştir. Ayrıca İbn-i Mace hadisin metnini Sünen 33. Kitabu-I'Edeb, 27. Babun Nehyi ani'l-iztica-i ale-I' vech'de 3727 No. ile rivayet edilmiştir.

Suffe: Mescid-i Nebevi'de fakir sahabileI'in kaldığı üstü kapalı bir yerdir. Buhari'nin 'Mescidde erkeklerin uyuması babı'nda rivayet ettiği bir hadiste Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: 'Ben, Suffe ashabından yetmiş kişi gördüm Hiç birisinin üzerinde rida (bedenin yukarı kısmını örten elbise) yoktu. Ya izar (bedenin belden aşağısını örten elbise) vardı ya da boyunlarına bağladıkları kisa denilen örtü vardı.

Bazılarının kisa denilen örtüleri topuklarma kadar uzundu, bir kısmınınki ancak diz kapağının altını örtüyordu. Avret yeri görünmesin diye elleriyle örtüyü toylayanlar oluyordu.' Suffe ehli; mescid içinde kendileri için ayrılan yerde yatıp kalkarlardı. Onların orada uyumaları, mescidde uyumanın caizliğine deIalet eder Tirmizi, İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini rivayet ettikten sonra bunun hasen - sahih oldugunu söylemiş ve ilim ehlinden bir kavmin mescidde uyumaya ruhsat verdiğini söyledikten sonra İbn-i Abbas (r.a.): "Sakın kimse mcscidi gece ve gündüz uykusu için yatacak yer edinmesin.''

buyurmuştur. İlim ehlinden bir cemetat da İbn-i Abbas (r.a.)'in kavli ile hükmetmişlerdir. demiştir. EI-Menhel yazarı mescidde uyumak hakkında alimler arasında• ki ihtilafı özetle şöyle anlatmıştır: 1- Said bin el-Müseyyeb, Hasan-ı Basri, Ata', Muhammed bin Sirin ve Şafii alimleri: Mescidde uyumak caizdir. Bunda kerahet (kötülük) yoktur.

Ancak orada uyumak; namaz kılanların yerini daraltır veya namazıarını şaşırmalarına sebep olursa, haramdır, demişlerdir. Onların delilleri İbn-i Mace, Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai'nin rivayet ettikleri İbn-i Ömer (r.a.)'in (751 nolu) hadisidir. Diğer bir delili de Buhari'nin Sehl bin Sa'd (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: ''Resulullah (s.a.v.) (Bir gün kızı) Fatime (r.a.a)'in evine geldi.

Ali (r.a.)'i bulamadı: ''Amcam oğlu nerede?'' diye sordu, Fatime (r.anha) de: Aramızda bir şey geçti. Birbirimize öfkelendik. Bunun üzerine gündüz uykusunu benim yanımda uyumadı, diye cevap verdi. Nebi (s.a.v.) birisine: "Bak nerededir?''

buyurdu, Adam (gidip) geldi. Ve: Ya ResulalIah! Ali mescidde uyuyor, dedi. Nebi (s.a.v.) mescide vardı. Ali (r.a.) yan tarafına yatmış, ridası bir yanından sıyrılmış vücüdu toprağa bulanmıştı, ResululIah (s.a.v.) toprağı ondan silkmeye başladı. Ve: ''Kalk ey Ebu Turab !

(= toprağın babası)) buyurdu.' Nevevi: ''Suffe eshabının ve sahabilerden bir cemaat'ın mescidde uyuya geldikleri sabittir. Keza Sümame bin Usal'ın müslümanllgı kabul etmeden önce mescidde uyuduğu sabittir. Bunların hepsi, Nebi (s.a.v.) hayatta iken olmuştur. Şafii: Müşrik mescidde geceleyince müslümanın gecelemesi de en az onun gibi kabul edilmelidir, demiştir.''

der. Hanefi alimlerinden el-Ayni: 'İbnü'l-Müseyyeb ve Süleyman bin Yesar'a mescidde uyumanın hükmü sorulmuş; Kendileri de: Suffe ehli mescidde uyuyorlardı. Onlar, meskenleri mescid olan bir kavim idi. Hal böyle iken bunu ne diye sorarsınız? diye cevap vermişler; Taberi de el-Hasan'ın şöyle dediğini zikretmiştir: Osman bin Affan (r.a.) halife iken mescidde uyuduğunu gördüm.

Orada nöbet bekleyen de yoktu,' demiştir. 2- İmam Malik: Meskeni olan kimsenin mescidde gece veya gündüz uyumasını hoş görmem, demiştir. İmam Ahmed ve İshak da bu görüştedirIer. Onlara göre meskeni olanın mescidde uyuması mekruhtur. Yabancının uyııması mekruh değildir, İmam Malik'e göre mescidde uyuyan sahabilerin evleri yokmuş, Namazı beklerken uyumakta kerahet olmadığı kendisinden rivayet edilmiştir.

İbn-i Mes'ud, Tavus, Mücahid ve Evzai de mescidde uyumayı mekruh görmüşlerdir.'' Yukarıdaki bilgi el-Menhel'in: "Cünüb mescide girer'' babından alınmışt

753Abu Dharr al-GhifariSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ الْغِفَارِيِّ

قَالَ قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ مَسْجِدٍ وُضِعَ أَوَّلُ قَالَ: «الْمَسْجِدُ الْحَرَامُ». قَالَ قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ: «ثُمَّ الْمَسْجِدُ الأَقْصَى». قُلْتُ كَمْ بَيْنَهُمَا قَالَ: «أَرْبَعُونَ عَامًا ثُمَّ الأَرْضُ لَكَ مُصَلًّى فَصَلِّ حَيْثُ مَا أَدْرَكَتْكَ الصَّلَاةُ»

“I said: ‘O Messenger of Allah! Which mosque was built first?’ He said: ‘Al-Masjid Al-Haram (in Makkah).’ I said: ‘Then which?’ He said: ‘then Al-Masjid Al-Aqsa (in Jerusalem).’ I said: ‘How many years between them?’ He said: ‘Forty years, but the whole earth is a mosque for you, so pray wherever you are when the time for prayer comes.’”

আবূ যার আল-গিফারী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি বললাম, হে আল্লাহ্‌র রাসূল! সর্বপ্রথম কোন মাসজিদ নির্মিত হয়েছে? তিনি বলেনঃ মাসজিদুল হারাম। রাবী বলেন, আমি আবার বললাম, তারপর কোনটি? তিনি বলেনঃ তারপর মাসজিদুল আকসা। আমি জিজ্ঞেস করলাম, উভয়ের মধ্যে ব্যবধান কত বছরের? তিনি বলেনঃ চল্লিশ বছরের। এখন তোমার জন্য সমগ্র পৃথিবীই মাসজিদ। অতএব যেখানেই তোমার সালাতের ওয়াক্ত হয়, সেখানেই তুমি সালাত আদায় করতে পারো।

ابوذر غفاری رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ میں نے پوچھا: اے اللہ کے رسول! سب سے پہلے کون سی مسجد بنائی گئی؟ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: مسجد الحرام ، میں نے پوچھا: پھر کون سی؟

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: پھر مسجد الاقصیٰ ، میں نے پوچھا: ان دونوں کی مدت تعمیر میں کتنا فاصلہ تھا؟ آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: چالیس سال کا، پھر ساری زمین تمہارے لیے نماز کی جگہ ہے، جہاں پر نماز کا وقت ہو جائے وہیں ادا کر لو ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Maimun Ar Raqqi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Ubaid]. Dan menurut jalur yang lain; Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Muhammad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Mu'awiyah] dari [Al A'masy] dari [Ibrahim At Taimi] dari [Bapaknya] dari [Abu Dzar Al Ghifari] ia berkata; Aku bertanya; " Wahai Rasulullah, masjid manakah yang pertama kali dibangun?"

beliau menjawab: "Masjidil Haram." Abu Dzar berkata; Aku bertanya; "Lalu mana lagi?" beliau menjawab: "Masjidil Aqsha." Aku bertanya; "Berapa jarak antara keduanya?"

beliau menjawab: "Empat puluh tahun. Dan bumi bagimu adalah masjid, maka shalatlah dimanapun tempatnya ketika waktu shalat telah tiba

Ebu Zerr-i Gifari (r.a.)'den rivayet edildiğine güre şöyle söylemiştir: Ben: Ya Resulallah! Yeryüzünde ilk kurulan mescid hangisidir? diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «Mescidi Haram'dır.»

buyurdu. Ebu Zerr demiştir ki: Ben: Sonra hangisidir? diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «Sonra Mescidi Aksa'dır.» buyurdu. Ben : — Bu iki mescid arasında ne kadar zaman vardır? diye sordum. O : — «Kırk yıl. Sonra yer yüzü senin için namazgahdır. Nerede namaz vakti sana gelirse orada kılıver.»

buyurdu." Diğer tahric: Bu hadisi Buhari, ehadisu'l-Enbiya; Müslim, Mesacid; Nesai, enbiya ve Tefsir bahislerinde rivayet etti. Rivayetler arasında az bir lafız farkı varsa da hepsi aynı manayı ifade ederler. AÇIKLAMA : Mescid-i Haram, Mekke'de bulunan Ka'be'nin çevresindeki mesciddir, Mescid-i Aksa ise Kudüs şehrindeki meşhur camidir.

Aksa: En uzak demektir, Kudüs'teki mescid'e bu ismin verilmesinin sebebi, Ka'be'ye pek uzak oluşu, yahut ondan daha geri istikamette başka bir mabedin bulunmayışıdır, Bazılarına göre bu ismin veriliş sebebi, mescidin pisliklerden uzak tutulması, tertemiz ve mukaddes oluşudur. Ka'be'nin İbrahim (a.s.), Mescid-i Aksa'nın da Süleyman (a.s.) tarafından yapıldığı ve aralarında bin yıldan fazla zaman bulundugu cihetle bu hadiste iki mescidin yapımı arasında kırk yıllık bir sürenin bulunuşu Kurtubi tarafından şöyle yorumlanmıştır: Bu konuda varid olan ayet ve hadis, İbrahim ile Süleyman'ın Bahsi geçen mescidIeri yeni inşa etmediklerine ve daha önce başkaları tarafından yapılmış olan binaları yenilediklerine delalet eder Ka'be'nin ilk yapıcısının Adem (a.s.) oldugu da rivayet.

edilmiştir Eger bu rivayet asıl kabul edilirse Adem (a.s.)'dan kırk yıl sonra evladından birisi tarafından Mescidi Akaa'nın yapılmış olduğu bu hadisten çıkarılabilir. Ayni'nin beyanına göre Ka'be'yi ilk defa melekler bina etmiş, sonra İbrahim (a.s.), ondan sonra sırayla Amalika, Curhum ve Kureyş onu yenilemişlerelir. Kureyş'in Ka'be'yi yapması Nebi (s.a.v.)'in nübüvvetinden önceki yıllara rastlar, Daha sonra Abdullah bin Zübeyr (r.a.) ve ondan sonra da Haccac tarafından yapılmıştır.

İbn-i Kesir; Mescid-i Aksa'yı mescid olarak ittihaz eden ilk zat'ın israil (a.s.) oldugunu, Süleyman (a.s.) tarafından onarıldığını söylemiştir. Buhari'nin 'Mekke fadlı babındaki Cabir bin Abdullah'ın hadisi bahsinde Kastalani Ka'be'nin yapımı ve onarımıarı hakkında genişçe bilgi vermiştir Anlattığına göre Ka'be, on defa bina edilmiştir.

İlk yapılışı Adem (a.s.)'ın yaratılışından önceki devirlerde melekler tarafından olmuştur. İkinci yapıcısı Adem (a.s.)'dir, Nuh tufanı sebebiyle yıkılarak yeri bile kaybolan Ka'be, Kur'an'ın nassıyla sabit oldug'u gibi İbrahim (a.s.) tarafından ziyaretçilere hazırlanmış ve İbrahim (a.s.) üçüncü yapıcısı olmuştur. Hatta şöyle denilmiştir: Şu dünya aleminde Ka'be'den daha şerefli bir bina yoktur Çünkü yapılmasını emreden, Melik-i Celil, mühendisi Cibril, ustası İbrahim Halil ve kalfası ismail'dir Daha sonra sırayla Amalika, Curhum,, Kusayy bin Kilab, Kureyş, Abdullah bin Zübeyr (r.a.) ve Haccac tarafından yenilenmiştir.

Harun Reşid veya babası yahut da dedesi Ka'be'yi yıktırarak yeniden Abdullah bin Zübeyr (r.a.)'in yaptırdığı şekilde yenilemek istemişse de İmam Malik halifeyi uyararak: Ka'be'nin meliklerin oyuncağı haline dönüşmesinden korkarım demek suretiyle ilgilileri bu teşebbüsten vaz geçirmiştir. Ebu Zer (r.a.)'in Nebi (s.a.v.)'e yönelttiği sorulara gelince; Görüldüğü gibi önce yer yüzünde kurulan ilk mescid'in hangisi olduğunu öğrenmek istemiş, bunu öğrendikten sonra ikinci mescidi sormuş, bunu da öğrenince iki mescidin yapılışı arasında geçen süreyi öğrenmek istemiştir.

Nebi (s.a.v.l, Onun sorularını cevaplandırdıktan sonra yer yüzünün mescid hükmünde olduğunu, namaz vakti girince olunduğu yerde namaz kılınabileceğini bildirmiştir. Fazileti (istün olan mescidlere ulaşmak için kazaya bırakılacak şekilde namazı geciktirmeye mahal olmadığına hadiste işaret vardır. Burada yer yüzü namazgah olarak gösterilmekte ise de namaz kılmanın mekruh olduğu kabristan, hamam, çöplük, mezbaha, yolun ortası ve develerin yatakları gibi yerler özel hadislerle bu hükümden müstesnadırlar.

Namaz kılmanın mekruh olduğu yerlerin bir kısmını bildiren hadisler dördüncü babta 745 746 ve 747 numaralarda geçmiştir. Ebu Zer' (r.a.)'in sorusu hangi mescidin tarih itibariyle önce yapıldığına dair olabildiği gibi, fazilet bakımından. hangisinde öncelik bulunduğuna dair de olabilir

754Mahmud ibn ar-RabiSahih

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ الأَنْصَارِيِّ، وَكَانَ قَدْ عَقَلَ مَجَّةً مَجَّهَا

رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مِنْ دَلْوٍ فِي بِئْرٍ لَهُمْ (عَنْ عِتْبَانَ بْنِ مَالِكٍ السَّالِمِيِّ) وَكَانَ إِمَامَ قَوْمِهِ بَنِي سَالِمٍ وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ جِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي قَدْ أَنْكَرْتُ مِنْ بَصَرِي وَإِنَّ السَّيْلَ يَأْتِينِي فَيَحُولُ بَيْنِي وَبَيْنَ مَسْجِدِ قَوْمِي وَيَشُقُّ عَلَىَّ اجْتِيَازُهُ فَإِنْ رَأَيْتَ أَنْ تَأْتِيَنِي فَتُصَلِّيَ فِي بَيْتِي مَكَانًا أَتَّخِذُهُ مُصَلًّى فَافْعَلْ.

قَالَ: «أَفْعَلُ». فَغَدَا عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَبُو بَكْرٍ بَعْدَ مَا اشْتَدَّ النَّهَارُ وَاسْتَأْذَنَ فَأَذِنْتُ لَهُ وَلَمْ يَجْلِسْ حَتَّى قَالَ: «أَيْنَ تُحِبُّ أَنْ أُصَلِّيَ لَكَ مِنْ بَيْتِكَ». فَأَشَرْتُ لَهُ إِلَى الْمَكَانِ الَّذِي أُحِبُّ أَنْ أُصَلِّيَ فِيهِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَصَفَفْنَا خَلْفَهُ فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ احْتَبَسْتُهُ عَلَى خَزِيرَةٍ تُصْنَعُ لَهُمْ

Mahmud ibn Rabi Al-Ansari, who remembered that the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) spat a mouthful of water from a bucket into a well that belonged to them, narrated that: Itban ibn Malik As-Salimi who was the chief of his people Banu Salim and had participated in (the battle of) Badr with the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “I came to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and said: ‘O Messenger of Allah, my sight is failing and the flood comes and prevents me from reaching the mosque of my people, and it is too hard for me to cross the water.

Do you think you could come and perform prayer in my house in a place which I can then take as a place of prayer?’ He said: ‘I will do that.’ The following day, the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) and Abu Bakr came, when the heat of the day had grown intense.

He asked permission to enter, and I gave him permission. He did not sit down until he said: ‘Where would you like me to perform prayer for you in your house?’ I showed him the place where I wanted him to pray, so the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) stood and we lined up behind him, and he led us in praying two Rakah (units). Then I asked him to stay and eat some Khazirah that had been prepared for them.”

ইতবান ইবনু মালিক আস-সালিমী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি ছিলেন তাঁর গোত্র বনু সালিমের মসজিদের ইমাম এবং তিনি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সাথে বদরের যুদ্ধে অংশগ্রহণ করেন।

তিনি বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লামের নিকট এসে বললাম, হে আল্লাহ্‌র রাসূল! আমার দৃষ্টিশক্তি ক্ষীণ হয়ে আসছে এবং সয়লাবের কারণে আমার ঘর ও আমার গোত্রের মসজিদের মধ্যকার নালাটি পানিপূর্ণ হয়ে প্রতিবন্ধকতার সৃষ্টি হয়। তা পার হয়ে আসা-যাওয়া আমার জন্য বেশি কষ্টকর। আপনি যদি মনে করেন, আমার বাড়িতে এসে আপনি একটা স্থানে সালাত পড়বেন, যাকে আমি সালাতের স্থান বানাতে পারি, তাহলে তাই করুন।

তিনি বলেনঃ আচ্ছা! তাই করবো। পরের দিন দুপুরের পূর্বে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম ও আবূ বাকর (রাঃ) আমার বাড়িতে আসেন এবং ভিতরে আসার অনুমতি চান। আমি তাঁকে ভিতর বাড়িতে আসার অনুমতি দিলাম।

কিন্তু তিনি না বসে জিজ্ঞেস করলেনঃ তোমার ঘরের কোন জায়গায় তোমার আকাঙ্ক্ষা অনুযায়ী আমার সালাত পড়া তুমি পছন্দ করো? আমি ঘরের যে স্থানে আমার সালাত পড়া পছন্দ করি সেই জায়গাটি তাঁকে ইশারায় দেখিয়ে দিলাম। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সালাতে দাঁড়ালেন এবং আমরাও তাঁর পিছনে সারিবদ্ধ হয়ে দাঁড়ালাম। তিনি আমাদের নিয়ে দু রাকআত সালাত পড়েন।

এরপর আমি তাঁকে খাযীরা (এক প্রকার খাদ্য) খাওয়ারনো জন্য অপেক্ষা করালাম, যা তাঁদের জন্য তৈরি করা হয়েছিল।

محمود بن ربیع انصاری رضی اللہ عنہ سے روایت ہے اور ان کو وہ کلی یاد تھی جو رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے ڈول سے لے کر ان کے کنویں میں کر دی تھی، انہوں نے عتبان بن مالک سالمی رضی اللہ عنہ سے روایت کی ( جو اپنی قوم بنی سالم کے امام تھے اور غزوہ بدر میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ شریک ہوئے تھے ) وہ کہتے ہیں: میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس آیا، اور عرض کیا: اللہ کے رسول!

میری نظر کمزور ہو گئی ہے، جب سیلاب آتا ہے تو وہ میرے اور میری قوم کی مسجد کے درمیان حائل ہو جاتا ہے، اسے پار کرنا میرے لیے دشوار ہوتا ہے، اگر آپ مناسب سمجھیں تو میرے گھر تشریف لائیں اور گھر کے کسی حصے میں نماز پڑھ دیں، تاکہ میں اس کو اپنے لیے مصلیٰ ( نماز کی جگہ ) بنا لوں،

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: ٹھیک ہے، میں ایسا کروں گا ، اگلے روز جب دن خوب چڑھ گیا تو نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم اور ابوبکر رضی اللہ عنہ آئے، اور اندر آنے کی اجازت طلب کی، میں نے اجازت دی، آپ صلی اللہ علیہ وسلم ابھی بیٹھے بھی نہ تھے کہ فرمایا: تم اپنے گھر کے کس حصہ کو پسند کرتے ہو کہ میں تمہارے لیے وہاں نماز پڑھ دوں؟

، میں جہاں نماز پڑھنا چاہتا تھا ادھر میں نے اشارہ کیا، رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کھڑے ہوئے، ہم نے آپ کے پیچھے صف بندی کی، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے ہمیں دو رکعت نماز پڑھائی، پھر میں نے آپ کو خزیرہ ( حلیم ) ۱؎ تناول کرنے کے لیے روک لیا جو ان لوگوں کے لیے تیار کیا جا رہا تھا ۲؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Marwan Muhammad bin Utsman Al Utsmani] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Sa'd] dari [Ibnu Syihab] dari [Mahmud bin Ar Rabi' Al Anshari] -dia telah menjaga Majjah (air yang dikeluarkan dari dalam mulut) dalam ember yang Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam keluarkan (muntahkan) ke dalam sumur milik mereka-, dari ['Itban bin Malik As Salimi] -ia adalah imam bagi kaumnya, bani Salim.

Dan ia juga pernah ikut dalam perang badar bersama Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam.- Ia berkata; Aku mendatangi Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, lalu aku bertanya kepadanya; "Wahai Rasulullah, mataku sakit dan banjir menghalangiku untuk mendatangi masjid kaumku, hingga aku tidak dapat melaluinya, sekiranya engkau berkehendak datang dan shalat di rumahku yang bisa aku jadikan sebagai tempat shalat, maka lakukanlah."

Beliau bersabda: "Aku akan datang." maka di awal siang Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam dan Abu Bakar berangkat, beliau minta izin dan akupun memberinya izin (masuk).

Namun beliau tidak langsung duduk hingga beliau bertanya: "Tempat mana yang engkau sukai untuk aku jadikan tempat shalat di rumahmu ini?" lalu aku memberi isyarat kepada beliau tempat yang aku sukai. Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam kemudian berdiri dan kami membuat shaf di belakangnya, lalu beliau shalat dua raka'at bersama kami. Setelah itu aku menghidangkan daging yang berkuah kepada mereka

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendilerine ait bir kuyudaki kovadan (mübarek ağzına) aldığı suyu yüzüne püskürttüğünü hatırlayan Mahmud bin er-Rabi' el-Ensari (r.a.)'den, o da, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber Bedir savaşına katılan ve mensubu bulunduğu Beni Salim kabilesinin imamlığını yapagelen İtban bin Malik es-Salimi (r.a.)'den rivayet ettiğine göre İtban (r.a.) şöyle söylemiştir : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek : 'Ya Resulallah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)!

Gerçekten gözüm zayıfladı. (Yağmur yağdığı zaman) sel gelir de benimle kavmimin mescidi arasına girer ve onu geçmek bana meşakkat verir. Eğer benimle evime gelmeyi ve mescid edineceğim bir yerinde bir namaz kılmayı uygun görürseniz bunu lutfediniz, dedim. O da: « Yaparım.»

buyurdu. Ertesi gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Bekir (r.a.) ile gün yükseldikten sonra teşrif etti ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (eve girmek için) izin istedi. Ben de girmesine izin verdim. Eve girdiğinde: «Sen evinin neresinde mescid edinmen için namaz kılmamı arzuluyorsun ?» buyuruncaya kadar oturmadı.

Bunun üzerine ona namaz kılmasını arzu ettiğim mekanı işaretledim. Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem de namaz'a durdu. Biz de arkasında saf olduk. Bize iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra sonra kendileri için pişirilen bir hazire (yi yenmesi) için onu alıkoydum. AÇIKLAMA : Mecc: Nevevi'nin beyanına göre alimler: Mecc ağızdan suyu püskürmektir, demişlerdir.

Buhari'nin rivayetinde Mahmud bin er-Rabi': Nebi (s.a.v.)'in yüzüme su püskürdüğünü hatırlarım, demiştir. Çocukların yüzüne su püskürmekte, onlarla şakalaşmak ve babalarına ikram etmek gibi yararlar vardır. Bazı alimler: Nebi (s.a.v.) Mahmud (r.a.)'ın yüzüne mubarek ağzındaki suyu püskürmek ile, Mahmud (r.a.)'in bu olayı bellemesi ve bilahere anlatmakla rivayet faziletine kavuşmasını ve sahabiliğinin sabitliğini kasdetmiştir, demişlerdir.

O tarihte Mahmud (r.a.) beş yaşında idi. Dört yaşında olduğu da söylenmiştir. Nebi (s.a.v.) henüz hayatta iken, Mahmud (r.a.l bilahere mümeyyizlik çağına ermiştir. Kastalani'nin beyanına göre İtban Cuma günü Nebi (s.a.v.)'e müracaat etmiş ve Nebi (s.a.v.) Cumartesi günü onun evini şereflendirmiştir. Ebu Uveys'in rivayetine göre beraberlerinde Ömer (r.a.) de bulunmuştur.

Müslim'in bir rivayetine göre İtban: Nebi (s.a.v.) ve Sahabilerden Allah'ın dilediği zatlar geldi. demiştir. Rivayetlerin arası şöyle bulunmuştur: Nebi (s.a.v.) Ebu Bekir (r.a.) ile yola çıkmış, İtban (r.a.)'ın evine girilecegi zaman Ömer (r.a.) ve diğerleri oraya toplanarak Nebi (s.a.v.) ile beraber eve girmişlerdir, Nevevi, İtban (r.a.)'ın hadisinden istifade edilen hususlardan bir kısmını şöyle anlatır: 1- Salihlerden, eserlerinden ve namaz kıldıkları yerlerde namaz kılmaktan feyiz ve bereket alınır 2- Büyük zutlaırdan feyiz ve bereket.

almak istenmelidir. 3- BüyÜk zatların, kendilerinden küçük olanları ziyaret etmeleri ve ziyaretlerinde bulunmaları meşrudur 4- Özür sebebiyle cemaata gitmemek meşrudur. 5- Alim, devlet adamı ve benzerleri yolculuğa çıkarken bazı arkadaşlarını beraberinde götürmelidirler. 6- Bir adam'ın evine girilirken izin istenmelidir. Ev sahibi önceden davet etmiş olsa bile müsaade alınmadan girilmemelidir.

7. Bir kaç iş varken en önemlisinden başlamalı çünkü Nebi (s.a.v.), namaz kılmak için gitmişti Namazı kılmadan oturmamıştı!' 8- Nafile namazını cemaatla kılmak caizdir. 9- Geceleyin kılınan nÜfile namazında olduğu gibi, gündüz kılınan nafile namazında da iki rek'atte bir selam vermek efdaldır, 10- Daima evin muayyen bir yerinde namaz kılmak meşrudur.

Hazire diye geçen yemeğin yağlı çorba oldugunu söyleyenler bulunduğu gibi; Hazire: Ufak kıyıimış et ve undan yapılma sulu bir ypmektir, diyenler de vardır. Bu yemeğe et karıştırlmadığı takdirde ismi Aside'dir

755Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْفَضْلِ الْمُقْرِي، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ أَرْسَلَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ تَعَالَ فَخُطَّ لِي مَسْجِدًا فِي دَارِي أُصَلِّي فِيهِ وَذَلِكَ بَعْدَ مَا عَمِيَ فَجَاءَ فَفَعَلَ

A man among the Ansar sent word to the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) saying: “Come and designate a place in my house where I can perform prayer,” that was after he had become blind. So he went and did that.

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। এক আনসারী রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর নিকট লোক পাঠিয়ে তাঁকে অনুরোধ করেন, আপনি এসে আমার বাড়ির একটি স্থান আমার সালাতের জন্য নির্দিষ্ট করে দিন। যাতে সেখানে আমি সালাত আদায় করতে পারি। ঘটনাটি ছিল তার অন্ধ হয়ে যাওয়ার পরের। অতএব তিনি এসে তাই করলেন।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ سے روایت ہے کہ قبیلہ انصار کے ایک آدمی نے نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس خبر بھیجی کہ آپ تشریف لائیں اور میرے گھر میں مسجد کے لیے حد بندی کر دیں تاکہ میں اس میں نماز پڑھا کروں، اور یہ اس لیے کہ وہ صحابی نابینا ہو گئے تھے، نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم تشریف لائے، اور ان کی مراد پوری کر دی ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Al Fadhl Al Khurqi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Amir] berkata, telah menceritakan kepada kami [Hammad bin Salamah] dari ['Ashim] dari [Abu Shalih] dari [Abu Hurairah], berkata; Seorang lelaki Anshar mengutus seseorang kepada Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, agar ia mengatakan; "kunjungilah dan garislah untukku sebuah masjid di rumahku, hingga aku bisa shalat di situ." Dan hal itu ketika ia mengalami kebutaan. Lalu beliau datang dan melakukkannya

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Ensardan bir adam gözlerini kaybettikten son Resulullah Sallallahu Aleyhi ve sellem'e: Teşrif et de evimde benim için bir mescid tayin et, Orada namaz kılatrım, diye evine da'vet etti. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de gelerek (dediğini) yaptı

756Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ الْمُنْذِرِ بْنِ الْجَارُودِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ

قَالَ صَنَعَ بَعْضُ عُمُومَتِي لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ طَعَامًا فَقَالَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنِّي أُحِبُّ أَنْ تَأْكُلَ فِي بَيْتِي وَتُصَلِّيَ فِيهِ. قَالَ فَأَتَاهُ وَفِي الْبَيْتِ فَحْلٌ مِنْ هَذِهِ الْفُحُولِ فَأَمَرَ بِنَاحِيَةٍ مِنْهُ فَكُنِسَ وَرُشَّ فَصَلَّى وَصَلَّيْنَا مَعَهُ

“One of my paternal uncles made some food for the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and said to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam): ‘I would like you to eat and perform prayer in my house.’ So he went to him, and in his house there was one of these Fahl. He ordered that a corner be swept and water sprinkled in it, then he performed prayer and we prayed with him.” (Sahih) Abu Abdullah ibn Majah said: A Fahl is a mat that has become black (through use).

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমার কোন এক ফুফু নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর জন্য খাবার তৈরি করেন। তিনি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কে বলেন, আমার একান্ত ইচ্ছা যে, আপনি আমার ঘরে এসে পানাহার করুন এবং তাতে সালাত পড়ুন। অতএব তিনি এলেন। ঘরে একটি কালো চাটাই ছিল। তিনি ঘরের এক কোণের দিকে ইশারা করেন।

আমার চাটাইয়ে পানি ছিটিয়ে (তা পরিষ্কার করে রেখে) দিলাম। তিনি সালাত পড়লেন এবং আমরাও তাঁর সাথে সালাত পড়লাম। আবূ আবদুল্লাহ ইবনু মাজা (রহঃ) বলেন, যে চাটাই পুরানো হয়ে কালো হয়ে যায় তাকে ফাহল বলে।

انس بن مالک رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ میرے ایک چچا نے نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم کے لیے کھانا تیار کیا، اور انہوں نے آپ صلی اللہ علیہ وسلم سے کہا کہ میری خواہش ہے کہ آپ آج میرے گھر کھانا کھائیں، اور اس میں نماز بھی پڑھیں، تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم تشریف لائے گھر میں ایک پرانی کالی چٹائی پڑی ہوئی تھی، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے گھر کے ایک گوشہ کو صاف کرنے کا حکم دیا، وہ صاف کیا گیا، اور اس پر پانی چھڑک دیا گیا، تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے نماز پڑھی، ہم نے بھی آپ کے ساتھ نماز پڑھی ۱؎۔

ابوعبداللہ ابن ماجہ کہتے ہیں کہ «فحل» اس چٹائی کو کہتے ہیں جو پرانی ہونے کی وجہ سے کالی ہو گئی ہو

Telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Hakim] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ibnu Abu 'Adi] dari [Ibnu 'Aun] dari [Anas bin Sirin] dari [Abdul Hamid bin Al Mundzir bin Al Jarud] dari [Anas bin Malik] ia berkata; Sebagian dari bibiku membuatkan makanan untuk Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, lalu ia berkata kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam; "Aku suka jika engkau makan dan shalat di rumahku."

Anas berkata; "Kemudian beliau mendatanginya, sementara di rumah ada tikar, beliau memerintahkan memegang bagian ujungnya agar di bersihkan dan diperciki air. Kemudian beliau shalat dan kami shalat bersamanya." Abu Abdullah Ibnu Majah berkata; "Al Fahlu adalah tikar yang sudah menghitam lusuh

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Benim amcalarımdan birisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için yemek yaptı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Evimde yemek yemeni ve namaz kılmanı arzuluyorum, dedi. Enes (r.a.) demiştir ki: Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Onun evine geldi ve evde şu hasırlardan bir tane bulunuyordu.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), evin bir kenarını (hazırlamayı) emretti. Hemen orası süpürüldü ve hafifçe sulandı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza durdu. Biz de Onunla beraber namaz kıldık." Ebu Abdillah bin Mace demiştir ki: Fahl: Siyahlaşmış hasirdir. Not: Zevaid'de: İsnadı hasendir. Hadisin aslı Buhari'de vardır, denilmiştir.

AÇIKLAMA : Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai de Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edilen hadisin meali bunun mealine benzer. Ancak Kütüb-i Hamse'de (Yani Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai'de) rivayet olunan Enes (r.a.)'in hadisinde Nebi (s.a.v.)'i davet eden zat Enes (r.a.)'in amcası değil, onun anne annesi Müleyke'dir.

Bazı rivayetlerde davet eden hatun, Enes (r.a.)'in annesi Ümmü Süleym'dir. [Kastalani'nin açıklamasına göre Enes (r.a.)'in annesi Ümmü Süleym'dir. Anne annesi Müleyke'dir. ] Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri hadisin metni mealen şöyledir: ''Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre büyükannesi Müleyke, Nebi (s.a.v.)'i, Onun için hazırlamış olduğu yemeğe davet etti.

Nebi (s.a.v.), yemekten biraz yedikten sonra: ''Kalkınız. Size namaz kıldırayım,'' buyurdu. Enes (r.a.) demiştir ki: Uzun süre kullamlmasından dolayı kararmış olan bir hasırımıza doğru kalkıp gittim. (Yumuşatmak veya temizlemek için) hasırı hafifçe suladım. ResuluIlah (s.a.v.) hasır üzerinde ayakta durdu. Ben ve yetim (= Nebi (s.a.v.)'in mevlası (azadlısı, Dumeyre bin Ebi Dumeyre) Onun arkasında saf olduk. İhtiyar hatun (Müleyke) bizim arkamıza durdu. Nebi (s.a.v.), bize iki rekat namaz kıldırdı.

Sonra (namazdan) çıktı. (Ve evine gitti" Buhari ve Müslim bu hadisi 'Hasır üzerinde namaz babı'nda rivayet etmişlerdir. Nevevi, bu hadisin açıklaması bahsinde şöyle der; HADİSİN İHTİVA ETTİĞİ HÜKÜMLER ŞUNLARDIR : 1- Düğün dolayısıyla verilen ve velime adı verilen ziyafetteu başka ziyafetler için de yapılan davete icabet edilmelidir.

Bu icabetin meşruluğunda ihtilaf yoktur. Ancak icabet vacib midir? Farz-ı kifaye midir? Sünnet midir? diye Şafii alimleri ve diğer mezheb alimleri arasında meşhur ihtilaf konusu olmuştur. Hadislerin zahirine göre bu davet vacibtir. Yeri gelince inşaaIlah izah edeceğiz. 2- Nafile namazı cemaatle kılmak eaizdir. 3- Salih ve alim zatların bir evde namaz kılmalan ev halkına bereket vesilesi olur.

Nebi (s.a.v.), teşrifleriyle onları bereketlendirdiği gibi, namaz kılınış şeklini uygulamalı olarak.oıılara öğretmek istediği umulur. Çünkü kadın Nebi (s.a.v.)'in namaz kılışını mescidde ender görebilir. Nebi (s.a.v.), kılınış şeklini o kadına göstermek, öğretmek ve kadının da başkelarına öğretmesini istemiş olabilir. 4- Hasır v.s..

bitkiler üzerinde namaz kılmak caizdir. Bu hususta icma vardır. Ömer bin Abdilaziz (r.a.)'in muhalif kalışı, toprak üzerinde namaz kılmakla tevazu göstermenin müstahablığına yorumlanmıştır. 5- Elbiselerde, sergilerde, hasırlarda ve benzeri eşyalarda asıl olan hüküm, bunların temiz oluşudur. NecasetIeri gerçekleşmedikçe temizlik hükmü devam eder 6- Gece nafilelerinde olduğu gibi, gündüz kılınan nafile namazlarında iki rekat'ten selam vermek daha efdaldır.

7- Mümeyyizlik çağına ermiş çocuğun namazı sahihtir. 8- Çocuk, erkeklerle beraber safı tamamlar. Mezhebimizin sahih ve meşhur kavli budur. Alimlerin cumhuru da bununla hükmetmişlerdir. Yalnız İbn-i Mes'ud ve arkadaşları, muhalefet ederek: İmama uyanlar iki kişi oldukları takdirde imamla beraber bir saf olurlar,. İmam ortalarında durur, demişlerdir.

9- Erkeklerin cemaatında bir kadın bulunduğu takdirde, kadın tek başına ve erkeklerin arkasında durup, imama uyar. Enes (r.a.j, yumuşatmak için hasir sulamıştır. Çünkü başka rivayette açıklandığı gibi hasır, hurma dallarından yapılma imiş. Bir de üzerindeki toz ve benzerinii1 giderilmesi istenmiştir. Kadi İsmail el-Maliki ve başka alimler, sulamayı böyle yorumlamışlardır.

Kadi iyad ise: 'Kuvvetli ihtimal şudur ki: Enes (r.a.), hasirın necaseti hususunda şüphe duyduğu için sulamıştır,' demiştir. Kadi iyad'ın bu sözü mezhebine göredir. Çünkü onun mezhebine göre şüpheli necaset, hafifçe sulamakla giderilebilir. Halbuki bizim mezhebimize ve cumhuruin mezhebine göre, necis olan bir şey iyice yıkanmakla temiz olabilir. Bu nedenle seçkin yorum, ilkidir

757Abu Said al-KhudriDaif

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سُلَيْمَانَ بْنِ أَبِي الْجَوْنِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ صَالِحٍ الْمَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ أَخْرَجَ أَذًى مِنَ الْمَسْجِدِ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘Whoever removes something harmful from the mosque, Allah will build for him a house in Paradise.’”

আবূ সাঈদ আল-খুদরী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে ব্যাক্তি মাসজিদ থেকে ময়লা দূর করে, আল্লাহ তার জন্য জান্নাতে একটি বাড়ি নির্মাণ করেন।

ابو سعید خدری رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جو شخص مسجد سے کوڑا کرکٹ نکال دے، اللہ تعالیٰ اس کے لیے جنت میں گھر بنائے گا ۔

Telah menceritakan kepada kami [Hisyam bin 'Ammar] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdurrahman bin Sulaiman bin Abul Jaun] berkata, telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Shalih Al Madani] berkata, telah menceritakan kepada kami [Muslim bin Abu Maryam] dari [Abu Sa'id Al Khudri] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa mengeluarkan kotoran dari dalam masjid, maka Allah akan membuatkan baginya rumah di surga

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir : «Her kim mescidde bulunması uygun olmayan bir şeyi oradan çıkarırsa, Allah onun için Cennette bir ev yapar.» Not: Zevaid'de:' İsnadında inkıta' ve gevşeklik vardır. Çünkü ravilerinden İbn-i Ebi Meryem olan Selman bin Yesar, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den hadis işitmemiştir. diğer ravi Muhammed bin Salih'te de gevşeklik vardır, denilmiştir. AÇIKLAMA 759’da

758Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بِشْرِ بْنِ الْحَكَمِ، وَأَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ، قَالَا: حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ سُعَيْرٍ، أَنْبَأَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَمَرَ بِالْمَسَاجِدِ أَنْ تُبْنَى فِي الدُّورِ وَأَنْ تُطَهَّرَ وَتُطَيَّبَ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) commanded that mosque to be built in (Ad-Dur) villages, and that they be purified and perfumed.

আয়িশাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মহল্লায় মহল্লায় মাসজিদ নির্মাণ করতে, তা পরিষ্কার-পরিচ্ছন্ন রাখতে এবং তাতে খোশবু ছাড়াতে নির্দেশ দিয়েছেন।

ام المؤمنین عائشہ رضی اللہ عنہا سے روایت ہے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے حکم فرمایا کہ محلوں میں مسجدیں بنائی جائیں، اور انہیں پاک و صاف رکھا جائے، اور ان میں خوشبو لگائی جائے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdurrahman bin Bisyr bin Al Hakam] dan [Ahmad bin Al Azhar] keduanya berkata; telah menceritakan kepada kami [Malik bin Su'air] berkata, telah memberitakan kepada kami [Hisyam bin 'Urwah] dari [Bapaknya] dari [Aisyah] berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam memerintahkan agar masjid dibangun di perkampungan, dibersihkan dan di beri wewangian

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mahallelerde mescidlerin (veya) evlerde namaz yerlerinin yapılmasını ve temiz tutulup güzel koku sürülmesini emretmiştir.» AÇIKLAMA 759’da

759Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا رِزْقُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِسْحَاقَ الْحَضْرَمِيُّ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ بْنُ قُدَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ

قَالَتْ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ تُتَّخَذَ الْمَسَاجِدُ فِي الدُّورِ وَأَنْ تُطَهَّرَ وَتُطَيَّبَ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) commanded that places of prayer be established in villages, and that they be purified and perfumed.

আয়িশাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মহল্লায় মহল্লায় মাসজিদ নির্মাণ করতে, তা পরিষ্কার-পরিচ্ছন্ন রাখতে এবং তাতে সুগন্ধি ছড়াতে নির্দেশ দিয়েছেন।

ام المؤمنین عائشہ رضی اللہ عنہا کہتی ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے حکم فرمایا: محلوں میں مسجدیں بنائی جائیں اور انہیں پاک و صاف رکھا جائے، اور ان میں خوشبو لگائی جائے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Rizqullah bin Musa] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ya'qub bin Ishaq Al Hadlrami] berkata, telah menceritakan kepada kami [Za`idah bin Qudamah] dari [Hisyam bin 'Urwah] dari [Bapaknya] dari [Aisyah] ia berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam memerintahkan agar masjid dibangun di perkampungan, dibersihkan dan diberi wewangian

Aişe (r.anha)'den rivayet edildiğine,göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mahallelerde mescidlerin (veya) evlerde namaz yerlerinin ittihaz edilmesini ve temiz tutulup güzel koku sürülmesini emretmiştir.» AÇIKLAMA (757, 758 ve 759): Müellifin ikİ senedIe rivayet ettiği aynı ma'nadaki Aişe (r.anha)'nın hadisini Ebu Davud, İbn-i Hibban, Ahmed ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir.

Ebu Davud'un, 'Mahallelerde (veya) evlerde mescidlerin ittihazı babı'nda rivayet ettiği Aişe (r.anha)'nın hadisini açıklayan el-Menhel, özetle şu bilgiyi vermiştir: ''Dur: 'Dar'ın çoğuludur. Dar kelimesi bina, arsa ve mahalle anlamlarına gelir. Çünkü araplar, bir kabilenin toplu halde bulunduğu mahalleye Dar adını verirler. Hadisteki Dur kelimesi mahalleler anlamına yorumlandığında hadisteki 'Mesacid' kelimesi ile meseidler anlamı kasdedilmiş olur.

Bu takdirde cümlenin manası şöyle olur: 'Resulullah (s.a.v.) mahallelerde mescidleri yapmayı emretmiştir.' Şayet 'Dur' kelimesi: 'Evler' anlamına yorumlanırsa, Mesacid kelimesi ile namaz kılınan yerler kasdedilmiş olur. Yani bu kelime 'Mescid'in çoğulu değil, secde ve namaz yeri anlamını taşıyan 'Mesced'in çoğulu olmuş olur. Buna göre cümlenin manası şudur: 'Restilullah (s.a.v.), evlerde namaz yerlerinin yapılmasını emretmiştir.

' EI-Mirkat sahibi: Birinci yorum tercihe şayandır. Tatbikat. da ona göredir. Nebi (s.a.v.)'in her mahalle halkının kendileri için birer mescid yapmalarını emretmesinin hikmeti, bir mahalle halkının başka mahalledeki mescide gitmelerinin zorluğu veya imkansızlığı ve bu nedenle mescıdde namaz kılmanın ve cemaatın faziletinden mahrum kalınmasıdır.

Her mahalle halkının güçlük çekmeden bu faziletleri kazanmaları için kendi mahallelerinde mescid yapmalarını emretmiştir, demiştir. Hattabi, ikinci yorumu anlatmış, birinci şekilde yorum yapıldığını da söylemiştir. Ayni de, Hattabi gibi ikinci yorumu daha açık, görerek şöyle demiştir: 'Bir yer sahibi tarafından vakfedilmedikçe ve halk orada cemaatla namaz kılmadıkça mescid sayılmaz, diyen arkadaşlarımız için bu hadis bir delildir.

Eğer yer sahibinin mescid ismini vermesiyle iş tamamlanmış olsaydı, şahısların kendi evlerinden mescid olarak ayırdıkları köşe veya oda, onlarıri mülkü olmaktan çıkmış olacaktı. Şu halde bir yere mescid ismini vermek, o yerin mescid sayılması için yeterli değildir. Bunun için Hidaye sahibi: Eğer kişi evinin içinden bir yeri mescid edinerek halkın oraya girip namaz kılmalarına izin verirse, o yeri satabilir ve ölümü halinde mirasçıların malı olur.

Çünkü mescid, içine girilmesine hiç kimsenin mani olamıyacağı bir yerdir. Kişinin, evinden mescid olarak ayırdığı yer, onun mülkü ile çevrili olduğu için oraya kimseyi sokmayabilir. O halde orası mescid hükmüne girmiş değildir, demiştir. Mahallelerde mescidlerin ve evlerde namazgahların yapılmasına ait verilen emir vueub için değil, izin mahiyetindedir.

Çünkü bundan gaye uzak mescidlere gitmek meşakkatinden kurtulmalarıdır. Nebi (s.a.v.) mescidlerin temiz tutulmasını emretmekle mescidde bulunması münasib olmayan her şeyden arınmasını, pis kokudan kirlerden korunmasını ve tertemiz muhafazasını istemiştir. Bunun yanında mescidlere güzel kokuların sürülmesini emretmiştir. Çünkü bu yerlerde namaz kılındığı için, camiler gibi hürmet edilmesi gerekir.

İbn-i Reslan: 'Mescidlere erkeklerin kullandıkları ve renk izi bırakmayan güzel koku türleri sürülmelidir. Çünkü renk izi namaza duranların dikkatini çekebilir. Mescidlere güzel koku sürülürken en iyisi cemaatın namaz kıldıkları ve secde ettikleri yerlere Sürülmelidir, demiştir. Güzel koku sürmek diye terceme ettiğimiz "Tatyib' kelimesini, buhurla tütsülemek diye yorumlamak caizdir.

Bunun içindir ki İbn-i Hacer: Mescidi buhurla tütsülemenin müstahablığı hadisten anlaşılır. Malik bunu mekruh görmekle muhalefet etmiştir. Halbuki Ömer bin el- Hattab (r.a.) minber üzerinde oturduğu zaman Abdullah (r.a.) mescidi buhurla tütsülerdi. Selefin bir kısmı, mescide za'feran ve güzel koku sürülmesini müstahab saymışlardır.

Nebi (s.a.v.)'in de bunu yaptığı rivayet olunmuştur, der. Şa'bi: Mescide güzel koku sürmek sünnettir, demiştir. İbn-i Ebi Şeybe'nin tahric ettiğine göre Abdullah İbn-i Zübeyr, Ka'be'yi yaptığı zaman duvarlarını misk ile sıvamıştır. Hadis, evlerde namazgahların ittihaz edilmesinin meşruluğuna delalet eder, Nebi (s.a.v.)'in, ashabtan İtban bin Malik (r.a.)'in evinin bir köşeşini mescid olarak ittihaz etmesini sağladığı sabittir

760Abu Said al-KhudriDaif

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ إِيَاسٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَاطِبٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ

قَالَ أَوَّلُ مَنْ أَسْرَجَ فِي الْمَسَاجِدِ تَمِيمٌ الدَّارِيُّ

“The first person who put lamps in the mosque was Tamim Ad-Dari.”

আবূ সাঈদ আল-খুদরী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, তামীম আদ-দারী (রাঃ)-ই প্রথম ব্যাক্তি যিনি মসজিদে আলো-বাতির ব্যবস্থা করেন।

ابو سعید خدری رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ سب سے پہلے تمیم داری رضی اللہ عنہ نے مسجدوں میں چراغ جلایا تھا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Sinan] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Mu'awiyah] dari [Khalid bin 'Iyas] dari [Yahya bin Abdurrahman bin Hathib] dari [Abu Sa'id Al Khudri] ia berkata; "Pertama kali yang memberi penerangan di masjid adalah Tamim Ad Daari

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Mescidlerde ilk lamba yakan zat Temim ed-Dari (r.a.)dir." Not; Zevaid'de; Hadis mevkuftur. İsnadırıdaki ravilerden Halil bin İyas'ın zayıflığı üzerinde alimler ittifak etmişlerdir, denmiştir. AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahibierinden yalnız İbn-i Mace'nin rivayet ettigi anlaşılan bu hadis, mescidlerde ışık yakmanın meşruluğuna kanıttır.

Ebu Davud'un 'Mescidlerde lamba yakmak babı'nda rivayet ettiği hadıse göre Nebi (s.a.v.)'in azatlı cariyesi Meymune bin-t Sa'd (r.anha), Nebi (s.a.v.)'den Mescid-i Aksa'da namaz kılmanın hükmünü sormuş. Nebi (s.a.v.) de: "Oraya gidiniz ve içinde namaz kılıııız. (O bölgedekı şehirler. o sıralarda gayr-i müslimlerin hakimiyetindeydi.) Eger sizler Mescid-i Aksa'ya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılacak zeytin yağını gönderiniz."

buyurmuştur. Ebu Davud'un rivayet ettigi bu hadıs İbn-i Mace tarafından da rivayet edilmiştir. Bahsi geçen iki hadis, mescidIerde lamba, kandil ve benzeri ışıkların yakılmasının meşruluğuna delalet eder. EI-Menhel yazarı, Meymune (r.anha)'nın hadisinden çıkarılan fıkhi hükümleri şöyle sıralamıştır: 1- Mescid-i Aksa'nın fazileti ve orada namaz kılmak için yolculuk edilmesinin meşruluğu anlaşılıyor.

2- Yakılmak üzere mescidlere yakıt göndermek, hatta başka şehirlerdeki mescidIere göndermek meşrudur. 3- Küfür diyarında bulunan mescidlerde namaz kılmak isteyen müslümanların yararlanması için mescidIerin aydınlatılmasında kullanılmak üzere oralara zeytin yağı göndermek meşrudur. Mescidlerin yararına olan başka maddeler de yağ gibidir. 4- Şer'i hükmü bilmeyen kimse, bilenlere sorup öğrenmelidir

761Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ أَبُو مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَأَبِي

سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى نُخَامَةً فِي جِدَارِ الْمَسْجِدِ فَتَنَاوَلَ حَصَاةً فَحَكَّهَا ثُمَّ قَالَ: «إِذَا تَنَخَّمَ أَحَدُكُمْ فَلَا يَتَنَخَّمَنَّ قِبَلَ وَجْهِهِ وَلَا عَنْ يَمِينِهِ وَلْيَبْزُقْ عَنْ شِمَالِهِ أَوْ تَحْتَ قَدَمِهِ الْيُسْرَى»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) saw some sputum on the wall of the mosque. He picked up a stone and scraped it off, then he said, “If anyone of you needs to spit, he should not spit in fro not of him or to his right; let him spit to his right; let him spit to his left or under his left foot.”

আবূ হুরাইরাহ ও আবূ সাঈদ আল-খুদরী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তারা উভয়ে বর্ণনা করেন যে, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মসজিদের দেয়ালে থুথু বা কফ দেখতে পেলেন তিনি একটি কাঁকর তুলে নিয়ে তা দিয়ে থুথু (কফ) মুছে ফেলেন, অতঃপর বলেনঃ তোমাদের কেউ থুথু ফেলতে চাইলে সে যেন তা তার সামনের দিকে এবং তার ডান দিকে না ফেলে, বরং তার বাম দিকে বা তার বাম পায়ের নিচে ফেলে।

ابوہریرہ اور ابو سعید خدری رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے مسجد کی دیوار پر رینٹ دیکھی تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے ایک کنکری لے کر اسے کھرچ ڈالا، پھر فرمایا: جب کوئی شخص تھوکنا چاہے تو اپنے سامنے اور اپنے دائیں ہرگز نہ تھوکے، بلکہ اپنے بائیں جانب یا بائیں پاؤں کے نیچے تھوکے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Utsman Al Utsmani Abu Marwan] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Sa'd] dari [Ibnu Syihab] dari [Humaid bin Abdurrahman bin Auf] dari [Abu Hurairah] dan [Abu Sa'id Al Khudri] bahwa keduanya telah mengabarkan kepadanya, bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melihat dahak di dinding masjid, beliau lalu mengambil kerikil seraya membersihkannya.

Setelah itu beliau bersabda: "Jika salah seorang dari kalian membuang dahak, maka janganlah ke bagian depan atau samping kanannya. Tetapi hendaklah ke samping kiri atau di bawah kaki kirinya

Humeyd bin Abdirrahman bin Avf (r.a.)'den rivayet edildiğine güre: Ebu Hureyre ve Ebu Said-i Hudrı (r.a.), kendisine şu haberi vermişlerdir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin duvarında balğam görmüş de eline aldığı bir çakıl taşıyla onu kazımış, sonra şöyle buyurmuştur: «Siz'den birisi balğam çıkardığı zaman ne önüne ne de sağına atmasın. Soluna veya sol ayağının altına tükürüğünü atsın.» AÇIKLAMA 764’te

762Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفٍ، حَدَّثَنَا عَائِذُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى نُخَامَةً فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ فَغَضِبَ حَتَّى احْمَرَّ وَجْهُهُ فَجَاءَتْهُ امْرَأَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَحَكَّتْهَا وَجَعَلَتْ مَكَانَهَا خَلُوقًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا أَحْسَنَ هَذَا»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) saw some sputum in the prayer direction of the mosque and he became so angry that his face turned red. Then a woman from among the Ansar came and scraped it off, and put some Khaluq on that spot. The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “How good this is.”

আনাস (রাঃ) থেকে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মসজিদের কেবলার দিকে থুথু দেখতে পেয়ে খুবই রাগান্বিত হন, এমনকি তাঁর চেহারা রক্তিম বর্ণ ধারণা করে। এক আনসারী মহিলা এসে তা মুছে ফেলে এবং সেই স্থানে সুগন্ধি লাগিয়ে দেয়। তখন রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ এটা কত উত্তম

انس رضی اللہ عنہ سے روایت ہے کہ نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم نے مسجد کی دیوار قبلہ پر بلغم دیکھا، تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم سخت غصہ ہوئے یہاں تک کہ آپ کا چہرہ مبارک سرخ ہو گیا، اتنے میں قبیلہ انصار کی ایک عورت آئی اور اس نے اسے کھرچ دیا، اور اس کی جگہ خوشبو لگا دی، تو رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: یہ کتنا اچھا کام ہے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Tharif] berkata, telah menceritakan kepada kami ['Aidz bin Habib] dari [Humaid] dari [Anas] berkata; Nabi shallallahu 'alaihi wasallam melihat dahak di kiblat masjid hingga beliau marah dan memerah wajahnya. Kemudian datanglah seorang wanita Anshar kepada beliau seraya mengerik dan memberi wewangian pada bekasnya. Maka Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam pun bersabda: "Alangkah bagusnya ini

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), mescidin kıble duvarmda bir balğam gördü. Bunun üzerine öfkelendi. Hatta mübarek yüzü kıpkırmızı kesildi. Biraz sonra Ensar'dan bir kadın gelerek onu kazıdı ve yerine haluk sürdü. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bu ne güzel şeydir.» buyurdu. AÇIKLAMA 764’te

763Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ

قَالَ رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نُخَامَةً فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ وَهُوَ يُصَلِّي بَيْنَ يَدَىِ النَّاسِ فَحَتَّهَا ثُمَّ قَالَ حِينَ انْصَرَفَ مِنَ الصَّلَاةِ «إِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا كَانَ فِي الصَّلَاةِ كَانَ اللَّهُ قِبَلَ وَجْهِهِ فَلَا يَتَنَخَّمَنَّ أَحَدُكُمْ قِبَلَ وَجْهِهِ فِي الصَّلَاةِ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) saw some sputum in the prayer direction of the mosque, when he was praying in front of the people. He scratched it off, then when the prayer was over, he said: ‘When anyone of you is performing prayer, Allah is before him, so none of you should spit toward the front while praying.’”

আবদুল্লাহ ইবনু উমার (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মসজিদের কিবলার দিকে থুথু দেখতে পান। তখন তিনি লোকেদের নিয়ে সালাত পড়ছিলেন তিনি তা মুছে ফেলেন। অতঃপর সালাত শেষে তিনি বলেনঃ যখন তোমাদের কেউ সালাতে রত থাকে, তখন আল্লাহ তার সামনে থাকেন। অতএব তোমাদের কেউ যেন সালাতরত অবস্থায় তার সামনের দিকে থুথু না ফেলে।

عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے مسجد کی دیوار قبلہ پر بلغم دیکھا، اس وقت آپ لوگوں کو نماز پڑھا رہے تھے، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے وہ بلغم کھرچ دیا، پھر جب نماز سے فارغ ہوئے تو فرمایا: جب کوئی شخص نماز میں ہوتا ہے تو اللہ اس کے سامنے ہوتا ہے، لہٰذا کوئی شخص نماز میں اپنے سامنے نہ تھوکے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Rumh Al Mishri] berkata, telah memberitakan kepada kami [Al Laits bin Sa'd] dari [Nafi'] dari [Abdullah bin Umar] ia berkata; Ketika Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam sedang shalat, beliau melihat dahak di kiblat masjid lalu beliau mengeriknya. Selesai shalat beliau kemudian bersabda: "Jika salah seorang dari kalian sedang shalat sesungguhnya Allah berada di depannya, maka ketika shalat janganlah kalian membuang dahaknya ke arah depan

İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir gün) cemaat'a namaz kıldırırken mescidin kıble duvarında balğam görmüş, namaz'dan çıktığı zaman şöyle buyurmuştur: «Siz'den birisi namazda olduğu zaman, Allah (ın kıblesi) onun yüzünün döndüğü tarafta olmuş olur. Bu nedenle sakın hiç biriniz namazda iken yüzünün olduğu tarafa balğam atmasın.» AÇIKLAMA 764’te

764Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَكَّ بُزَاقًا فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) scratched some spittle from the prayer direction of the mosque.

আয়িশাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মসজিদের কিবলার দিকে (নিক্ষিপ্ত) থুথু মুছে ফেলেন।

ام المؤمنین عائشہ رضی اللہ عنہا کہتی ہیں کہ نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم نے مسجد کے قبلہ کی دیوار پر لگا ہوا تھوک رگڑ کر صاف کر دیا۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Muhammad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Waki'] dari [Hisyam bin 'Urwah] dari [Bapaknya] dari [Aisyah] berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam membersihkan ludah di kiblat masjid

Aişe (r.anha)'dtn rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidin kıble duvarındaki bir tükrüğü kazımıştır. Not: Zevaid'de: İsnadı sahihtir. Ricali sikadır. Buhari ve Müslim'de bu hadis metni Ebu Hureyre, Ebu Said-i Hudri ve Abdullah bin Ömer (r.a.)'den rivayet edilmiştir, denmiştir. AÇIKLAMA (761, 762, 763 ve 764) 764 nolu Aişe (r.anha)'nın hadisinin Kütüb-i Sitte'den yalnız sünenimiz İbn-i Mace'de rivayet edildiği notta belirtildiği gibi Zevaid sahibi tarafından söylenmiş ise de bu hadis Müslim'in 'Mescidde tükürmekten nehiy' babında rivayet olunmuştur.

İzah'ın sonunda Müslim'deki metni senediyle beraber nakledeceğiz Ebu Said-i Hudri (r.a.), Ebu Hureyre ve AbduIIah bin Ömer (r.a.)'in hadisleri, Buhari ve diğer sahih hadis kitabıarında az lafız farkıyla rivayet edilmiştir. Nühame: Göğüsten çıkan balğamdır. Bazıları: Burun yoluyla baştan inen balğam'a Nühame denilir, göğüsten çıkan balğam'a Nühaa denilir, demişlerdir.

Busak ve Buzak kelimeleri, tükürük demektir. Bazı rivayetlerde 'Nühame' geçer, diğer bir kısım rivayetlerde 'Busak'; başka rivayetlerde 'Buzak' geçer. Mescidlerde, göğüs'ten çıkan balğam, baştan inen balgam ve ağızda oluşan tükürüğün atılması arasında bir fark yoktur. Hepsi yasaktır. Bu itibarla Bahsi geçen kelimelerden hangisi rivayet olunmuşsa netice değişmez.

761 nolu Ebu Hureyre (r.a.) ve Ebu Said-i Hudri (r.a.)'nin hadisinin Buhari ve Müslim tarafından da rivayet edildiğini yukarıda söylemiştik. Bu hadis, kıble ve sağ tarafa tükürmeyi yasaklıyor. Bu yasaklama umumidir. Yani namaz içinde veya mescid içinde olma şartını koşmuyor. Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai'nin Tarık bin Abdillah el-Muharibi (r.a.)'dan rivayet ettikleri benzer hadiste Nebi (s.a.v.) şöyle buyuruyor: ''Adam namaza durduğu zaman veya biriniz namaz klldığl zaman ne önüne ne de sağına tükürmesin ...

" EI-Menhel yazarı 'Mescidde tükürmenin keraheti babı'ndaki Tarık (r.a.)'ın hadisini açıklarken şöyle der: ''Hadiste kıble ve sağ taraflarına tükürmek yasak kılındığından yasaklama zahiren haram kılınma anlamını taşır. Buhari'nin Enes (r.a.)'den olan rivayetinde yasaklama sebebinin Allah Teala'nın kişi ile kıble arasında oluşunun gösterilmesi de haramlık anlamını te'yid eder el-Hafız: 'Bu sebebe bağlamak, kıble tarafına tükürmenin mutlaka haram olduğuna delalet eder Kişi mescidde olsun olmasın hüküm aynıdır, özellikle namaz esnasında bu hareket şiddetle haramdır, Artık mescidde tükürmenin mekruhluğu tenzih için mi?

tahrim için mi diye bir ihtilaf' söz konusu değildir. İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban'ın sahihlerinden Huzeyfe (r.a.)'den mer1u' olarak rivayet edilen bir hadiste : "Kıble tarafına tüküren kişi, kıyamet günü tükrüğü gözleri arasında olduğu halde gelir." buyurulmuş; yine İbn-i Huzeyme'nin İbn-i Ömer (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettiği başka bir hadiste, ''Kıble tarafına balğam atan kişi, kıyamet günü balğam'ı yüzünde olduğu halde haşredilir."

buyurulmuştur Ebu Davud ve İbn-i Hibban'ın es-Saib bin Hallad (r.a.)'dan riv;iyet ettikleri hadiste: Bir adam bir kavme imamlık etmiş de, kıble tarafına tükürmüş. Namazdan çıkınca ResululIah (s.a.v.), o kavme: "O şahıs size imamlık yapmasın.'' buyurmuş ve adama: ''Gerçekten sen, Allah'a ve Resulüne eziyet ettin." buyurmw)tur' demiştir.

Tarık (r.a.)'in hadisinin zahirine göre kıbieye ve sağ tarafa tükürmenin yasaklığı namaz haline mahsustur. İmam Malik'e göre namaz dışında sağ tarafa tükürmekte beis yoktur. Nevevi. Namaz içinde ve namaz dışında kıble yönüne ve sağ tarafa tükürmek mutlaka yasaktır, demiştir, Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri Ebu Hureyre (r.a.)'in (761 nolu) hadisi mutlaka yasaklığa deleılet eder.

Ebu Said-i Hudri (r.a.) ilc Cabir (r.a.)'in hadisi de buna delalet eder. El-Hafız. 'Sag tarafa tükürmenin mutlaka yasak olduğuna delalet eden delillerden birisi de İbn-i Mes'ud (r.a.)'in namazda değilken sağ tarafa tükürmekten kerahat ettigine dair Abdürrezzak ve başkasının rivayet ettikleri hadistir. Muaz bin Cebel (r.a.)'in de: Ben müslüman olalı sağ tarafıma tükürmedim, dedigi rivayet olunmuştur.

Ömer bin Abdülaziz (r.a.)'in de, oğlunu sağ tarafa tükürmekten menettiği rivayet olunmuştur,' demiştir. Kadi iyad: Namaz esnasında mecbur olmadıkça sağ tarafa tükürmek yasaktır. Bundan başka hiç bir çare bulmak mümkün değilse zaruret nedeniyle yapabilir, demiştir. el-Hafız: Namaza duran kişinin üzerinde elbise varken sağ tarafa tükürmekten başka bir çare yoktur denemez.

Zaten Şar-i Hakim mecbur kalındığında elbise içine tükürme yolunu göstermiştir, demiştir. Hadisin zahirine göre sol tarafa veya sol ayak altına tükürme ruhsatı verilmiştir. Tarık (r.a.)'in rivayetinde şöyle buyuruluyor: "Velakin sol tarafı boş ise oraya tükürsün.

" Şu halde adamın sol tarafında bir kimse. varsa oraya da tüküremez. Ancak sol ayağ'ının altına tükürebilir. Nevevi: Sol tarafta veya sol ayağının altına tükürme ruhsatı mescidin dışındaki adama mahsustur. Mescid içinde kişi buralara da tüküremez. Ancak elbisesi içine tükürebilir. Çünkü: "Mescidde tükürmek günahtır,'' hadisi sahihtiı'.

demiştir Nevevi şunu demek istemiştir: Nebi (s.a.v.) mescidde tükürmenin hata olduğunu" beyan ettikten sonra mescidde tükürmeye izin vermesi akıldan uzaktır. İbn-i Hacer 'Mişkatü'l-Mesabih' şerhinde: Kişinin sol tarafına veya sol ayağının altına tükürmesi ruhsatı, namazdaki şahsın mescidden başka bir yerde namaz kılması zamanına mahsustur.

Veyahut mescidde iken tükürmesi halinde tükrüğünün mescidin her hangi bir yerine dokunmaması şartına bağlıdır. Namaz dışındaki tükürme ve mescid dışındaki tükürme hükmü de, namaz içindeki tükürme hükmü gibidir, demiştir. İbnü'l-İmad: Mescidde hakaret maksadıyla tükrüğünü her hangi bir tarafa atan kişinin küfre gittiği husüsunda alimler arasında her hangi bir ihtilaf yoktur, demiştir.'

MESCİDDE TÜKÜRMENİN MEZHEBLERE GÖRE ŞER'İ HÜKMÜ 1- Hanefilere göre mescid i tükürük, sümkürük ve balğamdan korumak vacibtir Mescidin duvarlarına veya zeminine; döşemesinin üstüne veya altına tükürmek, tahrimen mekruhtur. Bunu yapanın derhal temizlemesi gerekir. Mescid tabanının topraklı oluşu, sert bir madde ile kaplı oluşu keza döşemeli, döşemesiz oluşu arasında hiç biı fark yoktur.

2- Şafii alimleriıw göre nıescidin tabanı yumuşak bir topreık labakasından teşekkül etmiş olup kişi önceden bir çukur kazıp içine tükürdükten Sonra toprakla iyice üstünü örterse haram işlemiş sayılmaz. Çukur kazmadan tükıırse haram işlemiş olur Tükürdükten sonra onu gömerse, günahın devamını önlemiş olur. Keza mesc:idin sert tabanına tükürük atmakla haram işlemiş olur, Günahııı devamını önlemek için, onu kazıması gerekir 3- Malikiler' göre tabanı sert olan mcscidin tabanına az tükürük atmak mekruhtur, Çok olunca haram olur Mescidin tabanı çakıl taşlarıyla döşeli olduğu zaman yere tükürmek mekruh değildir.

4- Hanbelilere göre mescidde tükürmek haramdır. Tabanı toprak veya çakıl taşlarıyla döşeli olan mescidin tabanına atılan tükürük, sahibi tarafından yere göınüldüğü takdirde günahın devamlılığı önlenmiş olur, Şayet. tabanı sert ise kazıması veya silmesi gerekir, Bunu hasırla örtmek kafi değildir. Sahibi tarafınrlan gömülmeyen tükürüğü görenin.

bımun gidermesi vacibtir, 763 nolu İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini yukarıda anlattığımız gibi Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Maiik az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Bu hadisle namaz esnasındcl kıble tarafına tükiirmenin yasaklığl gerekçeli olarak bildirilnliştir EI-Menhel yazarının, bu hadisin açıklaması ile ilgili olarak verdiği bilginin biı' kısmı şöyledir: "Hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.), ınescidin kıble tarafında gördüğü balğaml bizzat gidermiştir.

Nesai'nin Enes (r.a.)'den rivayet ettigi bir hadise: (762 nolu hadisimizi kastediyor) göre Ensardan bir kadın kalkıp mescid'in duvarındaki balğamı kazımış ve yerine haluk denilen güzel kokuyu sürmüştür Nebi (s.a.v.) de bunu beğenmiştir iki hadis arasında bir çelişki yoktur. Çünkü olayın teaddüdü (bir'den fazla tekrarı) muhtemeldir.

Rivayetin zahirine göre görülen balğam kuruymuş. Çünkü yaş olmuş olsaydı ravi. " ... kazıdı'' yerine ''.sildi'' diyecekti. Hadis yaş balğam gibi kuru balğamın da pis olduğuna delalet. eder Hadis'in ''... كان اللَّه قبل وجهه...'' cümlesinin zahiri manası: ''Allah Teala namaza duranın yüzünün döndüğü tarafta olmuş olur.'' demektir-.

Halbuki Allah mekandan münezzehtir. Bunun için bu cümle şöyle yorumlanmıştır. "AIlah'ın kıblesi ... '' veya "Allah'ın azameti ... '' yahut. "Allah'ın sevabı...'' Yami ehlinin malumu olduğu üzere lafza-i Celal'in dışında bir mudaf kelime takdir edilir . Hattabi cümleyi şöyle yorumlamıştır. Allah'ın, namaz kılınırken O'na doğru durmayı emrettiği kıble, namaz kılanın yüzünün döndüğü taraftadır.

O halde kıble tarafını balğamdan korusun. Kabe'ye Allah'ın kabesi ve Allah'ın evi denildiği gibi namaz kılan'ın yüzünün dönük olduğu tcırafa Allah'ın tarafı ve Allah'ın kıblesi denilebiIiI'. Hadiste ''Kişi namazda olduğu zaman ... '' buyurulmuştur. Namaz dışında da kıble tarafına tükürmenin yasaklığı, sahih hadislerle sabittir. Özellikle namaz içinde kıble tarafına tükürmek çok daha ağır olduğu için bu hadiste ''namazda olduğu ..

'' kaydı konulmuştur. HADİSiN FIKIH YÖNÜ : 1- Mescidi, kirletici olan her şeyden korumak gerekir. 2- İmam, mescidin durumunu kontrol ederek, pisliklerden korunmasında titizlik göstermelidir. 3- Hadis, Nebi (s.a.v.)'in yüksek tevazusunu ifade eder. 4- Özellikle kıble yönüne çok hürmet edilmelidir. Zevaid'de yalnız ibn-i Mace tarafından rivayet.

edildiği bildirilen Aişe (r.anha)'nın hadisinin Müslim'de de rivayet edildiğini belirtmiştik. Müslim'in rivayeti şöyledir. " ... Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.) (mescidin) kıble duvarında bir tükürük veya sümük veya balğam görmüş de onu kazımıştır

765Buraydah ibn al-HusaybSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أَبِي سِنَانٍ، سَعِيدِ بْنِ سِنَانٍ عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ

قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ رَجُلٌ مَنْ دَعَا إِلَى الْجَمَلِ الأَحْمَرِ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَا وَجَدْتَهُ إِنَّمَا بُنِيَتِ الْمَسَاجِدُ لِمَا بُنِيَتْ لَهُ»

His father said: “The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) performed prayer, then a man said: ‘Who was looking for the red camel?’ The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘May you not find it! The mosques were built for that for which they were built.’”

সুলাইমান ইবনু বুরাইদাহ (রহঃ) থেকে তার পিতার সূত্রে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম সালাত পড়লেন। এক ব্যাক্তি দাঁড়িয়ে বললো, কে লাল উটের খোঁজ দিতে পারে (আমার লাল উটটি হারিয়ে গেছে)। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ তুমি যেন তা না পাও। মাসজিদ যে উদ্দেশে নির্মাণ করা হয়েছে তা সেই উদ্দেশেই ব্যবহৃত হবে।

بریدہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے نماز پڑھائی، تو ایک شخص نے کہا: میرا سرخ اونٹ کس کو ملا ہے؟ نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: اللہ کرے تمہیں نہ ملے، مسجدیں خاص مقصد کے لیے بنائی گئی ہیں ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Muhammad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Waki'] dari [Abu Sinan Sa'id bin Sinan] dari [Alqamah bin Martsad] dari [Sulaiman bin Buraidah] dari [Bapaknya] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam mengerjakan shalat, lalu seorang laki-laki berkata; "siapa yang menemukan unta merah?" maka Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Engkau tidak akan mendapatkannya, masjid itu dibangun untuk sujud

Büreyde (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (sabah) namazı (nı) kıldıktan sonra bir adam: Kırmızı deveyi (görüp) söyleyen var mı? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Onu bulamıyasın. Çünkü mescidler, ancak malum işlerde kullanılmak için yapılmıştır.» buyurdu." MÜSLİM RİVAYETLERİ: 568 –

766Abdullah ibn Amr ibn al-AsHasan

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عَجْلَانَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنْ إِنْشَادِ الضَّالَّةِ فِي الْمَسْجِدِ

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) forbade making lost-and-found announcements in the mosque.

আমর ইবনু শুআইব (রহঃ) থেকে পর্যায়ক্রমে তার পিতা ও দাদার সূত্রে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মসজিদে হারানো জিনিস খোঁজার ঘোষণা দিতে নিষেধ করেছেন।

عبداللہ بن عمرو بن العاص رضی اللہ عنہما سے روایت ہے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے مسجد میں گمشدہ چیزوں کے اعلان سے منع فرمایا ہے۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Rumh] berkata, telah memberitakan kepada kami [Abdullah bin Lahi'ah]. Dan menurut jalur yang lain; Telah menceritakan kepada kami [Abu Kuraib] berkata, telah menceritakan kepada kami [Hatim bin Isma'il] semuanya dari [Ibnu 'Ajlan] dari ['Amru bin Syu'aib] dari [Bapaknya] dari [Kakeknya] berkata; "Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam melarang mengumumkan barang hilang di masjid

Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Anır bin el-As) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), mescidde kayıp ilanından, (veya) tarifinden nehiy buyurmuştur." EBU DAVUD HADİS’İ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN

767Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَسَدِيِّ أَبِي الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، مَوْلَى شَدَّادِ بْنِ الْهَادِ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ

يَقُولُ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ سَمِعَ رَجُلاً يَنْشُدُ ضَالَّةً فِي الْمَسْجِدِ فَلْيَقُلْ لَا رَدَّ اللَّهُ عَلَيْكَ فَإِنَّ الْمَسَاجِدَ لَمْ تُبْنَ لِهَذَا»

Freed slave of Shaddad ibn Had that: He heard Abu Hurayrah say: “I heard the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) say: ‘Whoever hears a man making a lost-and-found announcement in the mosque, let him say: ‘May Allah not return it to you!’ For the mosques were not built for that.’”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) বলেন, আমি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -কে বলতে শুনেছিঃ কোন ব্যাক্তি অপর ব্যাক্তিকে মসজিদে হারানো জিনিস খোঁজার ঘোষণা দিতে শুনলে সে যেন বলে, আল্লাহ তোমাকে যেন তা ফিরিয়ে না দেন। কারণ এজন্য মাসজিদ নির্মাণ করা হয়নি।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ میں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو فرماتے سنا: جو شخص کسی کو مسجد میں کسی گمشدہ چیز کا اعلان کرتے سنے تو کہے: اللہ کرے تمہاری چیز نہ ملے، اس لیے کہ مسجدیں اس کے لیے نہیں بنائی گئی ہیں ۔

Telah menceritakan kepada kami [Ya'qub bin Humaid bin Kasib] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdullah bin Wahb] berkata, telah mengabarkan kepadaku [Haiwah bin Syuraih] dari [Muhammad bin Abdurrahman Al Asadi Abu Al Aswad] dari [Abu Abdullah] mantan budak Syaddad Ibnul Had, bahwasanya ia mendengar [Abu Hurairah] berkata; Aku mendengar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa mendengar seseorang mengumumkan barang hilang di masjid, maka hendaklah ia mengatakan; 'Semoga Allah tidak mengembalikannya kepadamu, ' sebab masjid tidak dibangun untuk ini

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim, demiştir : «Mescidde kayıp arayan adamı işiten kişi desin ki: Allah (onu) sana geri vermesin. Çünkü şüphesiz mescidler bunun için yapılmamıştır.» EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAHLARI: 473 —

768Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَا: حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنْ لَمْ تَجِدُوا إِلاَّ مَرَابِضَ الْغَنَمِ وَأَعْطَانَ الإِبِلِ فَصَلُّوا فِي مَرَابِضِ الْغَنَمِ وَلَا تُصَلُّوا فِي أَعْطَانِ الإِبِلِ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “If you cannot find anywhere (for prayer) except sheep’s resting-places and camels resting-places, then perform prayer in the sheep’s resting-places and do not perform prayer in the camels resting-places.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ তোমরা বকরী বা উটের খোঁয়াড় ব্যতীত সালাত পড়ার জায়গা না পেলে, বকরীর খোঁয়াড়ে সালাত আদায় করতে পারো কিন্তু উটের খোঁয়াড়ে পড়বে না।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: اگر تمہیں بکریوں اور اونٹوں کے باڑوں کے علاوہ کوئی جگہ میسر نہ ہو تو بکری کے باڑے میں نماز پڑھو، اونٹ کے باڑے میں نماز نہ پڑھو ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yazid bin Harun]. Dan menurut jalur yang lain; Telah menceritakan kepada kami [Abu Bisyr Bakr bin Khalaf] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yazid bin Zurai'] keduanya berkata; telah menceritakan kepada kami [Hisyam bin Hassan] dari [Muhammad bin Sirin] dari [Abu Hurairah], ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Jika kalian tidak menemukan tempat kecuali kandang kambing dan kandang unta, maka shalatlah di kandang kambing, dan jangan shalat di kandang unta

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Eğer siz (namaz kılmak için) koyun ağıllarından ve deve yataklarından başka bir yer bulamazsanız, koyun ağıllarında namaz kılınız ve deve yataklarında namaz kılmayınız.» Not; İsnadının sahih olduğu Zevaid'de bildirilmiştir

769Abdullah ibn MughaffalSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ الْمُزَنِيِّ

قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «صَلُّوا فِي مَرَابِضِ الْغَنَمِ وَلَا تُصَلُّوا فِي أَعْطَانِ الإِبِلِ فَإِنَّهَا خُلِقَتْ مِنَ الشَّيَاطِينِ»

“The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘Perform prayer in the sheep’s resting-places and do not perform prayer in the camels’ resting-places, for they were created from the devils.”

আবদুল্লাহ ইবনু মুগাফফাল আল-মুযানী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ তোমরা বকরীর খোঁয়াড়ে সালাত আদায় করতে পারো, কিন্তু উটের খোঁয়াড়ে সালাত পড়ো না। কেননা তা শয়তানদের থেকে সৃষ্ট।

عبداللہ بن مغفل مزنی رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: بکریوں کے باڑے میں نماز پڑھو، اور اونٹوں کے باڑ میں نماز نہ پڑھو، کیونکہ ان کی خلقت میں شیطنت ہے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Husyaim] dari [Yunus] dari [Al Hasan] dari [Abdullah bin Mughaffal Al Muzani] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Shalatlah kalian di kandang kambing dan jangan shalat di kandang unta, sebab ia diciptakan dari setan

Abdullah bin el-Muğaffel el-Müzeni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seİlem) şöyle buyurdu demiştir: «Koyun ağılarında namaz kılınız ve deve yataklarında namaz kılmayınız. Çünkü develer şeytanlardan yaratılmışlardır.» Not: Zevaid'de: Müellifin isnadı hakkıııda konuşulmuştur Nesai bu hadisin, 'deve yataklarında namaz kılmaktan nehiy' bülümünü rivayet etmiş, koyun ağılında namaz kılmakla ilgili kısmı rivayet etmemiş, denilmiştir

770Abdul-Malik ibn Rabi ibn Sabrah ibn Mabad Al-JuhaniHasan

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ رَبِيعِ بْنِ سَبْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ الْجُهَنِيُّ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ أَبِيهِ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا يُصَلَّى فِي أَعْطَانِ الإِبِلِ وَيُصَلَّى فِي مُرَاحِ الْغَنَمِ»

“My father told me, from his father that the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘Do not perform prayer in the camels’ resting-places, and perform prayer in the sheep’s resting-places.”

সাবরা ইবনু মাবাদ আল-জুহানী থেকে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ উটের খোঁয়াড়ে সালাত পড়া যাবে না, তবে বকরীর খোঁয়াড়ে সালাত পড়া যাবে।

معبد جہنی رضی اللہ عنہ سے روایت ہے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: اونٹ کے باڑے میں نماز نہ پڑھی جائے، اور بکریوں کے باڑے میں نماز پڑھ لی جائے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Zaid Ibnul Hubab] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abdul Malik bin Ar Rafi' bin Sabrah bin Ma'bad Al Juhani] berkata, telah mengabarkan kepadaku [Bapakku] dari [Bapaknya], bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Tidak dibolehkan shalat di kandang unta, namun dibolehkan shalat di kandang kambing

Sebere bin Ma'bed el-Cüh-ni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Deve yataklarında namaz kılınmaz ve koyun ağılında namaz kılınır.» Not: Zevaid sahibi bu hadisi zikretmiş de, onun isnadı hakkında konuşmamıştır. AÇIKLAMA (768, 769 ve 770) Zevaid yazarının beyanına göre Ebu Hureyre (r.a.) ile Sebere (r.a.)'nın hadislerini Kütüb-İ Sitte sahibIerinden yalnız müellifimiz (İbn-i Mace) riva,yet etmiştir.

Halbuki Tirmizi 'Koyun ağıllarında ve deve yataklarında namaz kılmak hakkında gelen hadisler babı'nda Ebu Hureyre (r.a.)'den merfu' olarak şu hadisi rivayet edip, hasen - sahih olduğunu söylemiştir: ''Koyun ağıllarında namaz kılınız ve deve yataklannda namaz kılmayınız.'' Görüldüğü gibi Tirmizi'nın Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiği hadis metni daha kısadır.

Nesai'nin Abdullah bin Muğaffel'den merfu' olarak rivayet ettigi hadisin metni de şöyledir :. ''Şüphesiz Resulullah (s.a.v.) deve yataklarında namaz kılmaktan nehiy etmiştir.'' Müslim'de 'Deve etleri(ni yemek) den dolayı abdest almak babı'nda Cabir bin Semure (r.a.)'den rivayet ettiği uzunca bir hadiste: ''Bir adam, Nebi (s.a.v.)'e: Ben, koyun ağıllarında namaz kılayım mı?

diye sormuş; Nebi (s.a.v.) : ''Evet'' buyurmuş; Adam bu defa: Deve yataklarında namaz kılayım mı? diye sorunca Nebi (s.a.v.) ''Hayır'' diye cevab buyurmuştur,'' demektedir Ebu Davud'da Cabir bin Semure (r.a.)'in hadisine benzer bir hadisi Bera' bin A'zib (r.a.)'den rivayet etmiştir. Abdest bahsinde rivayet ettigi hadisin açıklamasını yaparken el-Menhel yazarı şöyle der.

''Hadisin zahirine göre deve yataklarında nama/. kılmak haramdır. Ahmed bin Hanbei bununla hükmederek, Burada kılınan namaz katiyyen sahih degildir. iyade edilmesi gerekil', demiştir. Cumhura göre burada namaz kılmak mekruhtur. Hödiste deve yataklarında namaz kılmanın yasaklığına gerekçe olarak develerin şeytanlardan yaratılmış oldukları gösterilmiştir.

Gerekçenin zahirine göre yasaklama hükmü, develerin orada bulunduğu zamana aittir. Develer orada yoksa ve necasetten emin olunursa namaz kılmak yasak degildir. Çünkü Ebu Zer (r.a.)'in hadisinde Nebi (s.a.v.) ''Yeryüzü benim için temizleyici ve mcscid kılınmıştır", buyurmuştul'. Şafii, el-Ümm adlı kitabında. 'Nebi (s.a.v.)'in. ''Deve yataklarında namaz kılmayın.

Çünkü deve, cinden yaratılmış bir cindir." hadisi söz konusu yasağın, o yerin neccisetinden dolayı değil, devenin kendisinden dolayıdır ... ' demiştir. Hadisin. '' .. çünkü şeytandan yaratılmıştır.'' parçasına gelinc8; Bu parça Ahmed bin Hanbel'in rivayetinde mealen şöyledir. ''.. Çünkü deve cinden yaratılmıştır, Kaçtığı zaman gözlerini ve durumlarını görmüyor musun?"

Bu rivayetlerin zahirine göre deve şeytan neslinclen türemedir. Hatta kendileri de şeytanlar gibidir. Parça'dan kasdedilen mana şu olabilir. Deve, şeytanlar gibi namaz kılanları meşgu! eder. Çünkü develer rahat durmaz. icabında kişi namazda iken deve ürker veya kaçıp gider, sağı solu karıştırır ve bu davranışları ile, kişinin namazını yarıda bırakmasına sebebiyet verebilir.

Kişinin, namazını şaşırması, karıştırması hatta icabında kesmesi hususunda develer şeytan'a benzetilıniş olur. Bu haller, koyunda yoktur. Hadisin: ''Koyun ağılında namaz kılın" emri vucub için değil, mübahlık içindir Yani bu yerde kılınabilir." Tuhfetü'l-Ahvezi'nin beyanına göre cumhur: Deve yafaklarında necaset yokken namaz kılmak mekruhtuı' Necaset varken haramdır, demiştir

771Fatimah bint Rasul AllahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنْ لَيْثٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ

صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا دَخَلَ الْمَسْجِدَ يَقُولُ: «بِسْمِ اللَّهِ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي وَافْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ». وَإِذَا خَرَجَ قَالَ: «بِسْمِ اللَّهِ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي وَافْتَحْ لِي أَبْوَابَ فَضْلِكَ»

Fatimah the daughter of the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “Whenever the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) entered the mosque he would say: ‘Bismillah, was-salamu ‘ala Rasulillah, Allahummagh-firli dhunubi waftah li abwaba rahmatika. (In the Name of Allah, and peace be upon the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam). O Allah, forgive me my sins and open to me the gates of Your mercy).’

When he left he would say: ‘Bismillah, was-salamu ‘ala Rasulillah, Allahummagh-firli dhunubi waftah li abwaba fadlika. (In the Name of Allah, and peace be upon the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam). O Allah, forgive me my sins and open to me the gates of Your bounty).’’’”

রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর কন্যা ফাতিমা (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মসজিদে প্রবেশকালে বলতেনঃ আল্লাহ্‌র নামে (প্রবেশ) এবং আল্লাহ্‌র রাসূলকে সালাম। হে আল্লাহ্! আমার গুনাহসমূহ ক্ষমা করুন এবং আমার জন্য আপনার দয়ার দরজাসমূহ উন্মুক্ত করে দিন। তিনি (মাসজিদ থেকে) বের হওয়ার সময় বলতেনঃ আল্লাহ্‌র নামে (প্রস্থান) এবং সালাম আল্লাহ্‌র রাসূলকে।

হে আল্লাহ্! আমার গুনাহসমূহ ক্ষমা করুন এবং আমার জন্য আপনার অনুগ্রহের দরজাসমূহ উন্মুক্ত করে দিন।

رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کی صاحبزادی فاطمہ رضی اللہ عنہا کہتی ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم جب مسجد میں داخل ہوتے تو یہ دعا پڑھتے: «بسم الله والسلام على رسول الله اللهم اغفر لي ذنوبي وافتح لي أبواب رحمتك» میں اللہ کا نام لے کر داخل ہوتا ہوں، اور رسول اللہ پر سلام ہو، اے اللہ!

میرے گناہوں کو بخش دے، اور میرے لیے اپنی رحمت کے دروازے کھول دے ، اور جب نکلتے تو یہ دعا پڑھتے: «بسم الله والسلام على رسول الله اللهم اغفر لي ذنوبي وافتح لي أبواب فضلك» میں اللہ کا نام لے کر جاتا ہوں، اور رسول اللہ پر سلام ہو، اے اللہ! میرے گناہوں کو بخش دے، اور اپنے فضل کے دروازے مجھ پر کھول دے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Isma'il bin Ibrahim] dan [Abu Mu'awiyah] dari [Laits] dari [Abdullah Ibnul Hasan] dari [Ibunya] dari [Fatimah binti Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam], ia berkata; Jika Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam masuk ke dalam masjid, kemudian beliau mengucapkan: "BISMILLAH WAS SALAMU 'ALA RASUULILLAH ALLAHUMMAGHFIRLI DZUNUUBI WAFTAHLI ABWAABA RAHMATIK (Dengan menyebut nama Allah dan salam -semoga- tercurahkan kepada Rasulullah. Ya Allah, ampunilah dosaku dan bukakanlah bagiku pintu rahmat-Mu)."

Dan jika keluar beliau mengucapkan; "BISMILLAH WAS SALAMU 'ALA RASUULILLAH ALLAHUMMAGHFIRLI DZUNUUBI WAFTAHLI ABWAABA FADLLIKA (Dengan menyebut nama Allah dan salam -semoga- tercurahkan kepada Rasulullah. Ya Allah, ampunilah dosaku dan bukakanlah bagiku pintu-pintu karunia-Mu)

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Fatinıe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide girdiği zaman şöyle derdi: «Allah'ın adıyla. Selam da Allah'ın Resulüne olsun. Allah'ım! Benim günahlarımı mağfiret eyle ve rahmetinin kapılarını bana aç.»" Ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidden çıktığı zaman şöyle derdi: «Allah'ın adıyla.

Selam da Allah'ın Resulü ne olsun. Allahim! Günahlarımı mağfiret eyle ve fadlının kapılarını bana aç.» Not: Tirmizi, Fatime (r.a.)'in hadisini tahric ettikten sonra: Hadis hasendir. İsnadı ise muttasıl değildir. Çünkü (Nebi (s.a.v.)'in torunu) Hüseyin (r.a.)'in kızı olan Fatime (r.a.), (nenesi olan) büyük Fatime (r.anha)'ya yetişmemiştir. Zira büyük Fatima (r.anha), Nebi (s.a.v.)'den sonra bir kaç ay yaşamıştır, demiştir

772Abu HumaydSahih

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، وَعَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ الضَّحَّاكِ، قَالَا: حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ سُوَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلْيُسَلِّمْ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثُمَّ لْيَقُلِ اللَّهُمَّ افْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ. وَإِذَا خَرَجَ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘When anyone of you enters the mosque, let him send peace upon the prophet, then let him say: ‘Allahummaftah li abwaba rahmatika (O Allah, open to me the gates of Your mercy).’ And when he leaves, let him say: ‘Allahumma inni asaluka min fadlika. (O Allah, I ask of you from Your bounty).’’”

আবূ হুমাইদ আস-সাইদী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ তোমাদের যে কেউ মসজিদে প্রবেশকালে যেন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর প্রতি সালাম পেশ করে, তারপর যেন বলেঃ হে আল্লাহ্! আমার জন্য আপনার রহমতের দরজাসমূহ উন্মুক্ত করে দিন এবং বের হওয়ার সময় যেন বলেঃ হে আল্লাহ! আমি আপনার নিকট আপনার অনুগ্রহ প্রার্থনা করি।

ابو حمید ساعدی رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جب کوئی شخص مسجد میں جائے تو نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم پر سلام بھیجے، پھر کہے:«اللهم افتح لي أبواب رحمتك» اے اللہ! میرے لیے اپنی رحمت کے دروازے کھول دے اور جب نکلے تو یہ کہے: «اللهم إني أسألك من فضلك» اے اللہ! میں تجھ سے تیرے فضل کا سوال کرتا ہوں ۔

Telah menceritakan kepada kami ['Amru bin Utsman bin Sa'id bin Katsir bin Dinar Al Himshi] dan [Abdul Wahhab bin Adl Dlahhak] keduanya berkata; telah menceritakan kepada kami [Isma'il bin 'Ayyasy] dari [Umarah bin Ghaziah] dari [Rabi'ah bin Abu Abdurrahman] dari [Abdul Malik bin Sa'id bin Suwaid Al Anshari] dari [Abu Humaid As Sa'idi] ia berkata;

Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Jika salah seorang dari kalian masuk masjid hendaklah mengucapkan salam atas Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, lalu hendaklah ia mengucapkan; ALLAHUMMAF TAHLI ABWAABA RAHMATIK (Ya Allah, bukakanlah bagiku pintu rahmat-Mu), dan jika keluar ucapkanlah; ALLAHUMMA INNI AS`ALUKA MIN FADLLIKA (Ya Allah, sesungguhnya aku memohon karunia-Mu)

Ebu Humeyd es-Saidi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : Biriniz mescide girdiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e selam etsin. Sonra şöyle desin: ~ 'Allahım! Bana rahmetinin kapılarını aç.' ve çıktığı zaman şöyle desin : - 'Allahım! Senin fadlından sana dilekde bulunurum.'»

773Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي سَعِيدٌ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلْيُسَلِّمْ عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ افْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ وَإِذَا خَرَجَ فَلْيُسَلِّمْ عَلَى النَّبِيِّ وَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ اعْصِمْنِي مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “When anyone of enters the mosque, let him send peace upon the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam), then let him say: ‘Allahumma aftahli abwaba rahmatik (O Allah, open to me the gates of Your mercy).’ And when he leaves, let him send peace upon the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and say: ‘Allahumma- simni minash-shaitanir-rajim (O Allah, protect me from the accursed Shaitan).’”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ তোমাদের যে কেউ মসজিদে প্রবেশকালে যেন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর প্রতি সালাম পেশ করে, অতঃপর বলেঃ হে আল্লাহ্! আমার জন্য আপনার রহমতের দরজাসমূহ খুলে দিন এবং বের হওয়ার সময়ও যেন নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর প্রতি সালাম পেশ করে, অতঃপর বলেঃ হে আল্লাহ! আপনি আমাকে বিতাড়িত শয়তান রক্ষা করুন।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ سے روایت ہے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جب کوئی شخص مسجد میں جائے تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم پہ سلام بھیجے اور کہے:«اللهم افتح لي أبواب رحمتك» اے اللہ! میرے لیے اپنی رحمت کے دروازے کھول دے ، اور جب مسجد سے نکلے تو نبی کریم صلی اللہ علیہ وسلم پہ سلام بھیجے، اور کہے: «اللهم اعصمني من الشيطان الرجيم» اے اللہ! مردود شیطان سے میری حفاظت فرما ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Basysyar] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr Al Hanafi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Adl Dlahhak bin Utsman] berkata, telah menceritakan kepadaku [Sa'id Al Maqburi] dari [Abu Hurairah], bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Apabila salah seorang di antara kalian masuk masjid, maka ucapkanlah salam kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, dan hendaklah mengucapkan; 'ALLAHUMMAF TAHLII ABWAABA RAHMATIK (Ya Allah, bukakanlah bagiku pintu rahmat-Mu).'

Dan jika keluar hendaklah mengucapkan salam kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, dan hendaklah mengucapkan; 'ALLAHUMMA'SHIMNII MINASY SYAITHANIR RAJIIM (Ya Allah, lindungilah aku dari setan yang terkutuk)

Ebu Hureyre (r.a.j'den rivayet edildiğine güre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz mescide girdiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e selam etsin ve şöyle desin: 'Allahım! Bana rahmetinin kapılarını aç.' Ve çıktığı zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e selam etsin ve şöyle desin : -Allahım!

Beni, şeytanı racim'den koru.'» Not: Hadisin isnadının Sahih, ricalinin sikalar olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Ebu Humeyd (r.a.)'ın hadisini Müslim Nesai. Ahmed ve Ebu Davud 'da rivayet etmişlerdir: Fatime (r.anha)'nın hadisini Tirnizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir Yalnız, MüelIif larafından rivayet edildiği Zevaid'de bildirilen Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisinde, mescide girerken okunması emredilen dua Ebu Humeyd (r.a.)'in hadisindeki dua'nın aynısıdır.

Çıkarken okunması emredilen dua'nın benzeri Ebu Davud tarafından Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'dan mefu' olarak rivayet olunan bir hadiste mescide girerken okunması emredilmiştir, El-Hakim de Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini riwayet ederek sahih olduğunu söylemiştir, Üç hadiste geçen.

"Mescide girdiği zaman ... " parçasından maksad: 'Mescide girmek istediği zaman veyahut: 'Mescide fiilen girdigi zaman .. 'dır. Mescid'e girerken Allah'dan dilenen rahmet kapılarının açılmasından maksad, ihsan ve nimetlerine erişmek kolaylığını bahşetmektir. EI-Menhel yazarının beyan ettiği gibi mescide girerken rahmet kapılarının ve mescidden çıkarken fadl kapılarının açılması veya fadl dilenmesinin sırrı şudur: Mescide giren kimse, kendisini Rabb'inin sevabına ve cennetine yaklaştıracak olan şeylerle meşgul olur.

Bu nedenle rahmet dilemek uygun olur. Rızık taleb etmek üzere mescidden çıktığı zaman fadl dilemek münasib olur. Nitekim Allah Teala; "Cuma namazı kılınınca yer yüzüne dağılınız ve Allah'm fadIından isteyiniz'' (Cum'a 10) buyurmuştur. Huccetu'llah el-BaIiğa'de: 'Mescide girenin rahmet ve çıkanın fadl dilemesinin hikmeti şudur: Rahmet, Kur'an-ı Kerim'de, velilik ve Nebilik gibi uhrevi ve nefsani ni'metler anlamında kullanılmıştır.

...... "Ve Rabb'inin rahmeti (Nebilik), kafirlerin (mal ve mülk olarak) topladıkları şeylerden daha hayırlıdır,'' (Zuhruf 32) ayetinde olduğu gibi Fadl ise Dünya ni'metleri anlamında kullanılmıştır,' denilerek yukarıya alelığımız. ayet meali gösterilmiştir' Son hadiste geçen "Şeytan-i Recim ... '' parçasındaki Şeytani'r-recim kelimelerinin manalarına gelince: Şeytan: ibn-i Abbas (r.a.)'ın dediği gibi Şeytan.

Insan cin ve hayvanlardan azmış olan, demektir. Bu kelime 'Şatana = Uzaklaştı' fiilinden türeme olabilir. Bu takdirde 'Şeytan' kelimesininnanası, Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmış olan demektir. 'Şeytan' kelimesi 'Şata = yandı' fiilinden alınmış olabilir. Bu taktirde 'Şeytan' kelimesinin manası; Allah'ın azabıyla helak edilmiş olan.

demektir' Racim: Taşlanmış olan demektir. Şeytan aleyhi'l-La'ne lanetlendiği ve yıldız (gök taşı) alevlerine tutulageldiği için ona bu isim verilmiştir. Parçanın manası şudur: Allah'ım! Rahmetten uzaklaştırılan, azabınla helak edilen azgın; lanet taşına ve yıldız (gök taşı) alevine tutulmuş olan Şeytan'ın vesvesesinden, alatmasından, sapıtmasından beni Sen koru.

Parçadaki korumaktan maksad, şeytanın huyu olan hased, kibir, böbürlenme, aldanma, aldatma ve isyan gibi vasıflardan korumak olabilir. EBU DAVUD HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

774Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِذَا تَوَضَّأَ أَحَدُكُمْ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ أَتَى الْمَسْجِدَ لَا يَنْهَزُهُ إِلاَّ الصَّلَاةُ لَا يُرِيدُ إِلاَّ الصَّلَاةَ لَمْ يَخْطُ خَطْوَةً إِلاَّ رَفَعَهُ اللَّهُ بِهَا دَرَجَةً وَحَطَّ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةً حَتَّى يَدْخُلَ الْمَسْجِدَ فَإِذَا دَخَلَ الْمَسْجِدَ كَانَ فِي صَلَاةٍ مَا كَانَتِ الصَّلَاةُ تَحْبِسُهُ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘When one of you performs ablution and does it well, then he comes to the mosque with no other motive but prayer and not seeking anything other than the prayer, he does not take one step but Allah raises him in status one degree thereby, and takes away one of his sins, until he enters the mosque. When he enters the mosque he is in a state of prayer so long as he is waiting for the prayer.’”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ তোমাদের কেউ উত্তমরূপে উযূ (ওজু/অজু/অযু) করার পর কেবল সালাত পড়ার উদ্দেশেই মসজিদে আসে, আল্লাহ তার প্রতি কদমের বিনিময়ে তার একটি ধাপ মর্যাদা বাড়িয়ে দেন এবং তার একটি গুনাহ মুছে দেন যাবত না সে মসজিদে প্রবেশ করে। মসজিদে প্রবেশ করার পর সে যতক্ষণ সালাতের জন্য সেখানে অবস্থান করে, ততক্ষণ সালাতরত হিসাবেই গণ্য হয়।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جب کوئی شخص اچھی طرح وضو کرے، پھر مسجد آئے، اور نماز ہی اس کے گھر سے نکلنے کا سبب ہو، اور وہ نماز کے علاوہ کوئی اور ارادہ نہ رکھتا ہو، تو ہر قدم پہ اللہ تعالیٰ اس کا ایک درجہ بلند کرتا ہے اور ایک گناہ مٹاتا ہے، یہاں تک کہ مسجد میں داخل ہو جائے، پھر مسجد میں داخل ہو گیا تو جب تک نماز اسے روکے رکھے نماز ہی میں رہتا ہے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Mu'awiyah] dari [Al A'masy] dari [Abu Shalih] dari [Abu Hurairah] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Jika salah seorang dari kalian berwudlu dan membaguskannya, kemudian datang ke masjid, dan tidak ada yang menggerakkannya berjalan menuju masjid kecuali shalat, maka tidaklah ia melangkahkan kaki kecuali dengannya Allah akan mengangkat derajat dan menghapus dosanya hingga ia masuk masjid.

Dan jika masuk masjid, maka ia akan tetap dalam hitungan shalat selama shalatlah yang menahannya (dari keinginan pulang)

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sizden birisi güzelce abdest aldıktan sonra namazdan başka hiç bir maksadla evden çıkmayarak ve sırf namaz kılmak niyetini güderek mescide doğru yürüdüğü zaman, mescide girinceye kadar attığı her adımla Allah onu bir derece yükseltir ve kendisinden bir hata düşürür.

Mescide girince de namaz onu alıkoyduğu sürece namaz içinde olmuş olur.» Tahric: Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi, birbirine yakın lafızlarla rivayet etmişlerdir Malik, İbn-i Hibban ve Beyhaki de buna yakın lafızlarla rivayet etmişlerelir, AÇIKLAMA : Ebu Davud'un rivayet ettiği metin daha uzundur, Onun rivayet ettigi haelisin baş kısmında, kişinin cemaatla kıldığı namazın, evinde ve çarşısında kıldığı namazdan yirmibeş derece fazla olduğu bildiriliyor, Hadisin son kısmında da: ''Kişi namazı beklerken mescidde kimseye eziyet etmedikçe ve abc\esti bozulmadıkça melekler onun için dua ederek: 'Allahım ona mağfiret eyle', Allah'ım ona rahmet eyle Allah'ıın onun tevbesini kabul eyle'' derler.

ilavesi vardır. Hadisteki, ''....namazdan başkabir maksatıla...'' cümlesinden anlaşılıyor ki; kişi sırf namaz için değil de, namaz kılmak niyetiyle beraber başka mülahazalarla mescide vardığı takdirde, hadiste va'd olunan fazileti kazanamaz, Sırf namaz kılmak maksadıyla mescide giiden kişi, attığı her adım karşılığında hem bir hasene kazanır, hem de bir günahl silinir.

Kişi mescide girdikten sonra namaz için beklediği sürece sevab kazanması yönünden namazia meşgul olanın hükmündedir. Yukarıda Ebu Davud'un süneninden naklen beyan ettiğimiz, rivayette belirtildiği gibi kişi orada kimseye söz veya fiil ile eziyet etmeclikçe ve abdesti bozulmadıkça, namazdaymış gibi sevab kazanmış olur. Kimseye eziyet ettiği veya abdesti bozulduğu zaman. namaz"" meşgulmüş gibi süregelen sevabı son buiur

775Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ الْعُثْمَانِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلَاةُ فَلَا تَأْتُوهَا وَأَنْتُمْ تَسْعَوْنَ وَأْتُوهَا تَمْشُونَ وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “When the Iqamah is called for the prayer, do not come running. Come walking with tranquility. Whatever you catch up with, pray, and whatever you miss, complete it.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ সালাতের ইকামত শুরু হলে তোমরা তার জন্য দ্রুত বেগে আসবে না, বরং ধীরে সুস্থে হেঁটে আসবে। এরপর সালাতের যতটুকু পাও তা পড়ো এবং যতটুকু ছুটে যায় তা পূর্ণ করো।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ سے روایت ہے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جب نماز کے لیے اقامت کہہ دی جائے تو دوڑتے ہوئے نہ آؤ، بلکہ اطمینان سے چل کر آؤ، امام کے ساتھ جتنی نماز ملے پڑھ لو، اور جو چھوٹ جائے اسے پوری کر لو ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Marwan Al Utsmani Muhammad bin Utsman] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Sa'd] dari [Ibnu Syihab] dari [Ibnul Musayyab] dan [Abu Salamah] dari [Abu Hurairah], bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Jika shalat didirikan maka janganlah engkau mendatanginya dengan terburu-buru, tetapi datangilah dengan berjalan dan tenang. Apa yang kalian dapati maka shalatlah dan apa yang kalian tertinggal maka sempurnakanlah

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Namaza ikamet getirildiği vakit sakın ona, koşarak gelmeyiniz, yürüyerek geliniz. Sükunet ve vakardan ayrılmayınız. Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılınız. Yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayınız.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud...

AÇIKLAMA : Hadiste ''Namaza kamet getirildiği vakit...'' buyurulmuştur. Buhari'nin bir rivayetinde:......= ''İkamet sesini işittiğiniz zaman ... ''; başka bir rivayette de: ''Namaza geldiğiniz zaman ...

" buyurulmuştur. ''İkamet edildiği vakit koşarak namaza gitmeyin'' buyurulurken: İkamet edilmeden önce namaza koşarak gidebilirsiniz, hükmü çıkarılamaz. Esasen namaza başlarken imamla beraber niyet etmeye yetişebilmek için, kamet edilirken koşmanın meşruluğu düşünüldüğünden dolayı bu düşünüşün yanlışlığını belirtmek için özellikle kametten bahsedilmiştir.

İkamet getirilirken imam la beraber taharrum (namaz'a ilk giriş) tekbirinin faziletine erişmek maksadıyla koşmak yasak iken kamet'ten önce koşmak hayda hay yasak olur. Şu halde gerek kamet edildiği vakit ve gerekse başka zaman koşarak namaza gitmek, caiz değildir. Ebu Davud'un sunenınin 'Namaza koşmak babı'nda rivayet olunan bu hadisin açıklanmasında el-Menhel yazarı şöyle der: ''Bazı alimler hadisteki kamet kaydını dikkate alarak 'İkamet getirilmeden önce koşmak caizdir.

İkamet getirilirken caiz değildir. Caiz olmayışının sebebi de şudur: kamet edildiği zaman koşarak gelip namaza duran kişi tam bir huşu ile kıraatini ve diğer vecibeleri yerine getiremez. Fakat kamet'ten önce koşarak gelen şahıs, icabında dinlenir, sonra kamet edilir ve huşu ile namaza başlar,' demişlerdir. Nevevi: 'İkarnet getirilmediği zamanlarda koşarak namaza gelmenin yasaklığına dikkati çekmek için hadiste: ''İkamet getirilirken ...

" buyurulmuştur. Çünkü kamet getirilirken cemaatla kılınan namazın bir kısmını kaçırmak endişesi bulunmasına rağmen koşmak yasak olduğuna göre, böyle bir endişe olmadığı yani henüz kamet edilmemişken koşmanın yasaklığı kendiliğinden anlaşılır. Koşmaya gerek olmadığına dair Nebi (s.a.v.)'in: "Çünki biriniz namaza gitmeye kasdedip (yürüyünce) artık o kişi namazdadır.''

buyruğu kametten önce de koşmanın manasız olduğuna delalet eder. Ne zaman olursa olsun, namaz. niyetiyle yola çıkan kişi, mademki namazda sayılır, ister kamet edilirken, ister henüz kamet edilmemişken koşmaya lüzum kalmamış olur. Hadisin sonundaki: "Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılın, yetişemediğiniz kısmı (kendiniz) tamamlayın.''

buyrugu da bu görüşÜ te'yid eder.' demiştir. Hadis, namaza koşarak gitmenin yasaklıgına delalet eder. Bu hususta Cuma namazı ile vakit namazları arasında bir fark yoktur. Taharrum tekbirini veya bazı rek'atları, hatta cemaatı kaçırma endişesi bulunsun bulunmasın hüküm aynıdır .. Zeyd bin Sabit, Enes, Ahmed ve Ebu Sevr'in mezhebi budur.

İbnü'l-Münzir de bu görüşü seçmiştir Alimlerin ekserisinin buna hükmettikleri rivayet olunmuştur İbn-i Mes'ud, İbn-i Ömer, el-Esved bin Yezid, Abdurrahman bin Yezid ve İshak bin Rahuye (r.anhum)'a göre taharrum tekbirinin faziletini kaçırma endişesi varsa koşulur Nevevi: Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet. olunan Bahsi geçen hadis dolayısıyla birinci görüşün daha sıhhatli olduğunu söylemiştir.

Tirmizi: Alimlerin bir kısmı: Taharrum tekbirinin faziletini kaçırmak endişesi varsa koşulur, demişler hatta bunlardan koşarcasına hızlı yürüyen olmuştur Bir kısım alimler ise, bu endişe olsa bile koşmayı mekruh saymış ve sükunetle, vakarla gitmeyi tercih etmişlerdir Ahmed ve İshak bununla hükmederek: Uygulama. Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisine göredir, demişlerdir.

Bu arada İshak: Taharrum tekbirinin faziletini kaçırmaktan korkan kişinin hızlı yürümesinde beis yoktur, demiştir . "Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılınız.'' parçasına gelince; Cemaatla namaz kılmanın fazileti olan yirmiyedi derecelik üstünlük, namazın bir kısmında cemaate yetişen kimse için de vardır, diyen cumhur. bu hadisi delil göstermiştir.

Onlara göre başından itibaren bütün namazı cemaatle kılmanın dereceleri daha mükemmel olmakla beraber, namazın en küçük bir parçasında, mesela son oturuşta cemaata yetişen kişi de cemaatin faziletine kavuşmuş olur. Bazı alimlere göre cemaatin faziletine kavuşmuş sayılabilmek için namazın en az bir rek'atının cemaatla kılınması gerekir.

"Yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayınız.'' parçasının manası şudur: imam'ın sizden önce kılmış oldugu rek'atları selam verince kılınız. parçadaki: " .. tamamlayınız'' lafzı. kişinin imamla kıldıgı kısmın, namazın baş kısmına mahsub edildiğine ve imam selam verdikten sonra kılınacak kısmın, namazın son kısmına mahsub edildiğine delalet eder.

(İmam selam verince sen selam vermeden eksik rekat sayısınca namaz kılarsın. bir rekat eksikse imam selam verince sen telbir alıp teşehüdden kıyama kalkıp fatihayla başlayıp rüku, kavme iki secde ve teşehüd'den oluşam bir rekat kılıp selam verirsin.) Bu hususta alimler arasında ihtilaf vardır: Cumhüra göre geç kalan şahsın imama yetiştiği rek'atler, onun için namazın baş kısmıdır.

Ali bin Ebi Talib, Said bin el-Müseyyeb, Hasan-i Basri, Mekhul, Ata', Zühri, Evzai ve İshak, bununla hükmetmişlerdir. Delilleri Darekutni'nin Katade'den rivayet ettiği Ali bin Ebi Talib (r.a.)'in şu haberidir: ''İmamla beraber yetiştiğin miktar, senin namazının evvelidi ...İmamın senden önce okuduğu Kur'an'ı sen tamamla.'' Alimlerin ikinci delili, Ebu Hureyre (r.a.)'in Bahsi geçen hadisidir.

Bunların üçüncü delili şudur: ''Akşam farzında imamla bir rek'at kılabilen kişi, imam'ın selamından sonra kalkar, bir rek'at kıldıktan sonra teşehhüde oturur, sonra üçüncü rek'ate kalkar. Bu hususta bütün alimler müttefiktirler. Eğer imam'ın daha önce kıldığı rek'atler geç kalan şahsın namazının baş kısmına mahsub edilmiş olsaydı, imam selam verdikten sonra ayağa kalkan bu şahıs, bir rek'at kıldıktan sonra oturmamalıydı.

Çünkü akşam namazının ilk rek'atinden sonra oturmak yoktur. Süfyan-i Sevri, Ebu Hanife, Ahmed, Mücahid ve İbn-i Sirin'in dahil olduğu bir cemaata göre geç kalan şahsın imama yetiştiği rek'atlar, şahsın namazının son kısmına mahsub edilir Hatta: İki rek'at kaçıran kişi, imam selam verdikten sonra kalkıp bunları kılarken kıraatını açıktan okumalı, Fatiha'ya sure eklemelidir, demişlerdir.

Bunların delili ise Ebu Hureyre (r.a.)'in mezkur hadisinin bazı rivayetlerinde bu parçadaki; Fe etimmu ='' tamamlayınız.'' emri yerine; Fekdu = "kaza ediniz,'', emrinin hulunuşudur. Onlar: kaza ancak kaçırılmış olan için kullanılır, demişlerdir. Cumhurun görüşü kuvvetlidir. parçadaki iki lafız arasında bir çelişki yoktur. Çünkü kaza kelimesi: eda vaktinde kılınmayan namazın sonradan kılınmasında kullanıldığı gibi, namazın asıl vaktinde kılınmasında da kullanılır.

Yani eda ile eş anlamlıdır. Nitekim Kur''an-ı Keriın'in şu ayetlerinde 'Kaza' kelimesi 'Eda' manasında kullanılmıştır; ''Namazı tamamladığınız zaman ... " (Nisa: 103) ''Menasikinizi tamamladığınız zaman ...

" (Bakara: 200) Cuma namazı eda edilince ..'' (Cum'a: 10) Rivayetlerin arasını bulmak için; --fe etimmu-- cümlesi ile; --fekdu-- cümlesi aynı manaya yorumlanır. Ve kaza kelimesi kalan rek'atları yapmak demektir. Esasen rivayetlerin ekseri; --Fe etimmu-- 'dur. Beyhaki: --Fe etimmu-- diyenler çogunluktadır. Ebu Hureyre (r.a.)'e daha sıkı temasta bulunmuşlar ve hıfz yönünden daha kuvvetlidirier.

Bu nedenle; --Fe etimmu-- rivayeti öncelik kazanır, demiştir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Namaza giderken koşmak yasaktır. 2- Sükunet ve vakarla namaza gidilmelidir. 3- İmamla namazın bir parçasını kılmaya yetişen kişi için cemaat fazileti vardır. 4- İmam namazın neresinde olursa olsun ona uymak caizdir. 5- İmamla beraber kılınan rek'atler, namazın baş kısmına mahsub edilir

776Abu Said al-KhudriHasan

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ

أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «أَلَا أَدُلُّكُمْ عَلَى مَا يُكَفِّرُ اللَّهُ بِهِ الْخَطَايَا وَيَزِيدُ بِهِ فِي الْحَسَنَاتِ». قَالُوا: بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ: «إِسْبَاغُ الْوُضُوءِ عِنْدَ الْمَكَارِهِ وَكَثْرَةُ الْخُطَى إِلَى الْمَسَاجِدِ وَانْتِظَارُ الصَّلَاةِ بَعْدَ الصَّلَاةِ»

He heard the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) say: ‘Shall I not tell you of something by means of which Allah expiates for sins and increases good deeds?’ They said: ‘Yes, O Messenger of Allah.’ He said: ‘Performing ablution properly despite difficulties, increasing the number of steps one takes towards the mosque and waiting for the next prayer after prayer.’

আবূ সাঈদ আল-খুদরী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কে বলতে শুনেছেনঃ আমি কি তোমাদের এমন জিনিসের কথা বলে দিবো না, যার দ্বারা আল্লাহ তাআলা তোমাদের গুনাহরাশি ক্ষমা করবেন এবং সওয়াবের পরিধিও বাড়িয়ে দিবেন? তারা বলেন, হ্যাঁ, হে আল্লাহ্‌র রাসূল! তিনি বলেনঃ কষ্টের সময় পূর্ণরূপে উযূ (ওজু/অজু/অযু) করা, মাসজিদসমূহের দিকে বেশি বেশি কদম রাখা এবং এক সালাতের পর অপর সালাতের অপেক্ষায় থাকা।

ابو سعید خدری رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ انہوں نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کو فرماتے ہوئے سنا: کیا میں تمہیں ایسی چیز نہ بتاؤں جس سے اللہ گناہوں کو معاف کرتا اور نیکیوں میں اضافہ کرتا ہے؟

، صحابہ کرام رضی اللہ عنہم نے کہا: جی ہاں، ضرور بتائیے اللہ کے رسول! آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: دشواری و ناپسندیدگی کے باوجود پورا وضو کرنا، مسجدوں کی جانب دور سے چل کر جانا، اور ایک نماز کے بعد دوسری نماز کا انتظار کرنا ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Abu Bukair] berkata, telah menceritakan kepada kami [Zuhair bin Muhammad] dari [Abdullah bin Muhammad bin 'Aqil] dari [Sa'id Ibnul Musayyab] dari [Abu Sa'id Al Khudri], bahwasanya ia mendengar Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Maukah kalian aku tunjukkan sesuatu yang dengannya Allah menghapus kesalahan dan menambah kebaikan?"

para sahabat menjawab; "Tentu, ya Rasulullah, " beliau bersabda: "Menyempurnakan wudlu di saat yang tidak disukai, memperbanyak langkah ke masjid dan menunggu shalat setelah shalat

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, şöyle buyurduğunu işitnıiştir : — «Allah'ın, günahlara keffaret ve hasenatı artırmaya vesile kıldığı şeyleri size göstereyim mi?» Sahatoiler: — Göster, Ya Resulallah! dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Güçlüklere rağmen abdesti tam olarak almak, mescidlere doğru çok adım atmak ve bir namazdan sonra diğer namazı beklemektir.»

buyurdu." Not: Zevaid'de: Ebu Said (r.a.)'in hadisini İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Sahih-i Müslim'de ve başka hadis kitabıarında bu hadisin şahidi vardır, denilmiştir. Müellif, 'Abdestte İsbağ' babında 427 nolu bu hadisi rivayet etmiştir

777Abdullah ibn MasudSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ الْهَجَرِيِّ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ

قَالَ: مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَلْقَى اللَّهَ غَدًا مُسْلِمًا فَلْيُحَافِظْ عَلَى هَؤُلَاءِ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ حَيْثُ يُنَادَى بِهِنَّ فَإِنَّهُنَّ مِنْ سُنَنِ الْهُدَى وَإِنَّ اللَّهَ شَرَعَ لِنَبِيِّكُمْ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سُنَنَ الْهُدَى وَلَعَمْرِي لَوْ أَنَّ كُلَّكُمْ صَلَّى فِي بَيْتِهِ لَتَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ وَلَوْ تَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ لَضَلَلْتُمْ وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا وَمَا يَتَخَلَّفُ عَنْهَا إِلاَّ مُنَافِقٌ مَعْلُومُ النِّفَاقِ وَلَقَدْ رَأَيْتُ الرَّجُلَ يُهَادَى بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ حَتَّى يَدْخُلَ فِي الصَّفِّ وَمَا مِنْ رَجُلٍ يَتَطَهَّرُ فَيُحْسِنُ الطُّهُورَ فَيَعْمِدُ إِلَى الْمَسْجِدِ فَيُصَلِّي فِيهِ فَمَا يَخْطُو خَطْوَةً إِلاَّ رَفَعَ اللَّهُ لَهُ بِهَا دَرَجَةً وَحَطَّ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةً

“Whoever would like to meet Allah tomorrow (i.e. on the Day of Judgment) as a Muslim, let him preserve these five (daily) prayer when the call for them is given, for they are part of the ways of guidance, and Allah prescribed the ways of guidance to your Prophet. By Allah, if each of you prays in his house, you will have abandoned the Sunnah of your Prophet, and if you abandon the Sunnah of your Prophet you will go astray.

I remember when no one stayed behind from the prayer except a hypocrite who was known for his hypocrisy. I have a man coming supported by two others, until he joined the row (of worshippers). There is no man who purifies himself and does it well, and comes to the mosque and prays there, but for every step that he takes, Allah raises him in status one degree thereby, and takes away one of his sins.”

আবদুল্লাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, যে ব্যাক্তি আগামীতে কিয়ামতে মুসলিম হিসাবে আল্লাহ্‌র সাথে সাক্ষাত করে আনন্দিত হতে চায়, সে যেন এই পাঁচ ওয়াক্ত সালাতের প্রতি যত্নবান হয়, যেখানে তার জন্য আযান দেয়া হয়। কেননা এটাই হল হেদায়াতের উত্তম পন্থা। আর আল্লাহ তোমাদের নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর জন্য হেদায়াতের পন্থা নির্ধারণ করে দিয়েছেন।

আমার জীবনের শপথ! তোমাদের সকলে যদি নিজ নিজ বাড়িতে সালাত পড়ো, তবে তোমরা অবশ্যই তোমাদের নবীর সুন্নাত ত্যাগ করলে। আর তোমরা তোমাদের নবীর সুন্নাত ত্যাগ করলে অবশ্যই পথভ্রষ্ট হয়ে গেলে। অবশ্যই আমরা প্রকাশ্য মুনাফিক ব্যতীত অপর কাউকে সালাতের জামাআত ত্যাগ করতে দেখতাম না। আমি এমন ব্যাক্তিকেও দেখেছি, যিনি দু ব্যাক্তির কাঁধে ভর করে জামাআতের কাতারে শারীক হতেন।

যে ব্যাক্তি উত্তমরূপে উযূ (ওজু/অজু/অযু) করে মসজিদে উপস্থিত হয়ে সালাত পড়ে, তার প্রতিটি কদমের বিনিময়ে আল্লাহ তার এক ধাপ মর্যাদা বৃদ্ধি করেন এবং তার একটি গুনাহ মুছে দেন।

عبداللہ بن مسعود رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جس شخص کو خوشی ہو کہ وہ کل اللہ تعالیٰ سے اسلام کی حالت میں ملاقات کرے تو جب اور جہاں اذان دی جائے ان پانچوں نمازوں کی پابندی کرے، کیونکہ یہ ہدایت کی راہیں ہیں،

اور اللہ تعالیٰ نے تمہارے نبی کے لیے ہدایت کے راستے مقرر کئے ہیں، قسم ہے اگر تم میں سے ہر ایک اپنے گھر میں نماز پڑھ لے، تو تم نے اپنے نبی کا راستہ چھوڑ دیا، اور جب تم نے اپنے نبی کا راستہ چھوڑ دیا تو گمراہ ہو گئے، ہم یقینی طور پر دیکھتے تھے کہ نماز سے پیچھے صرف وہی رہتا جو کھلا منافق ہوتا،

اور واقعی طور پر ( عہد نبوی صلی اللہ علیہ وسلم میں ) ایک شخص دو آدمیوں پر ٹیک دے کر مسجد میں لایا جاتا، اور وہ صف میں شامل ہوتا، اور جو شخص اچھی طرح وضو کرے اور مسجد کا ارادہ کر کے نکلے، پھر اس حالت میں نماز پڑھے، تو وہ جو قدم بھی چلے گا ہر قدم پر اللہ تعالیٰ اس کا ایک درجہ بلند فرمائے گا، اور ایک گناہ مٹا دے گا ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Basysyar] berkata, telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Ja'far] berkata, telah menceritakan kepada kami [Syu'bah] dari [Ibrahim Al Hajari] dari [Abu Al Ahwash] dari [Abdullah] ia berkata; "Barangsiapa suka bertemu Allah dalam keadaan muslim, maka hendaklah ia menjaga shalat lima waktu setiap ia dipanggil untuk mengerjakannya.

Sebab itu adalah jalan menuju petunjuk. Dan Allah telah memerintahkan Nabi kalian untuk mengikuti jalan petunjuk. Demi hidupku, sekiranya kalian semua shalat di rumah masing-masing sungguh kalian telah meninggalkan sunah Nabi kalian. Dan sekiranya kalian meninggalkan sunah Nabi kalian maka kalian akan tersesat. Kami perhatikan bahwa orang-orang yang meninggalkan shalat berjama'ah adalah seorang munafik yang tampak jelas kemunafikannya.

Sungguh, aku telah melihat seorang laki-laki yang menyibak antara dua orang hingga ia masuk dalam barisan shalat, tidaklah seorang laki-laki bersuci dan membaguskannya, kemudian menuju masjid untuk shalat, maka tidaklah ia melangkahkan kaki kecuali dengan langkah tersebut Allah akan mengangkat derajatnya dan menghapus dosanya

Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Kim yarın müslüman olarak Allah'a kavuşmaktan sevinirse şu beş vakit namazını ezan okunan yerde muhafaza etsin. Çünkü bu namazlar hidayet sünnetlerindendir ve şüphesiz Allah, Nebiiniz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hüda (= hidayet) sünnetlerini meşru kılmıştır.

Andolsun ki, eğer her biriniz kendi evinde namaz kılmış olsaydı siz Nebiiniz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetini terketmiş olurdunuz. Ve Nebiiniz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetini terketmiş olsaydınız, şüphesiz dalalete düşmüş olurdunuz. Vallahi ben, bizleri (sahabileri) bilirim ki münafıklığı bilinen münafıklardan başka hiç kimse cemaattan geri kalmazdı.

Vallahi saf'a girinceye kadar iki kişi arasında tutularak mescide getirileni bilirim. Hiç kimse yoktur ki tertemiz ve güzelce abdestini alıp mescide gider, içinde namaz kılar da attığı her adımla Allah onu bir derece yükseltmesin ve her adımla onun bir günahını affetmesin." Diğer tahric: Müslim, mesacid; Ebu Davud ve Nesai de İbn-i Mes'ud (r.a.)'dan mevkuf olarak rivayet etmişlerdir

778Abu Said al-KhudriDaif

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التُّسْتَرِيُّ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ الْمُوَفَّقِ أَبُو الْجَهْمِ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ مَرْزُوقٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ خَرَجَ مِنْ بَيْتِهِ إِلَى الصَّلَاةِ فَقَالَ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِحَقِّ السَّائِلِينَ عَلَيْكَ وَأَسْأَلُكَ بِحَقِّ مَمْشَاىَ هَذَا فَإِنِّي لَمْ أَخْرُجْ أَشَرًا وَلَا بَطَرًا وَلَا رِيَاءً وَلَا سُمْعَةً وَخَرَجْتُ اتِّقَاءَ سُخْطِكَ وَابْتِغَاءَ مَرْضَاتِكَ فَأَسْأَلُكَ أَنْ تُعِيذَنِي مِنَ النَّارِ وَأَنْ تَغْفِرَ لِي ذُنُوبِي إِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ أَقْبَلَ اللَّهُ عَلَيْهِ بِوَجْهِهِ وَاسْتَغْفَرَ لَهُ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘Whoever leaves his house for the prayer and says: ‘Allahumma inni asaluka bi-haqqis-sailina ‘alaika, wa asaluka bi-haqqi mamshaya hadha, fa inni lam akhruj asharan wa la batran, wa la riyaan, wa la sumatan, wa kharajtu-ttiqaa sukhtika wabtighaa mardatika, fa asaluka an tuidhani minan-nari wa an taghfira li dhunubi, Innahu la yaghfirudh-dhunuba illa Anta.

(O Allah, I ask You by the right that those who ask of You have over You, and I ask by virtue of this walking of mine, for I am not going out because of pride or vanity, or to show off or make a reputation, rather I am going out because I fear Your wrath and seek Your pleasure. So I ask You to protect me from the Fire and to forgive me my sins, for no one can forgive sins except You),’ Allah will turn His Face towards him and seventy thousand angels will pray for his forgiveness.’’”

আবূ সাঈদ আল-খুদরী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যে ব্যাক্তি সালাতের উদ্দেশে তার ঘর থেকে বের হয়ে যেতে যেতে বলেঃ হে আল্লাহ্! তোমার নিকট প্রার্থনাকারীদের যে অধিকার আছে তার উসীলায় তোমার নিকট প্রার্থনা করছি, এই পদব্রজের অধিকারের উসীলায় তোমার নিকট প্রার্থনা করছি।

কেননা গৌরব, অহংকার, প্রদর্শনেচ্ছা প্রসিদ্ধি লাভ ইত্যাদির জন্য আমি মোটেই বের হইনি। আমি বের হয়েছি তোমার অসন্তোষের ভয়ে এবং তোমার সন্তুষ্টির অন্বেষায়। অতএব আমি তোমার নিকট প্রার্থনা করি যে, তুমি আগুন থেকে আমাকে বাঁচাবে এবং আমার গুনাহসমূহ ক্ষমা করবে। কারণ তুমি ছাড়া গুনাহ মাফ করার কেউ নেই, আল্লাহ তার প্রতি রহমতের দৃষ্টি দেন এবং সত্তর হাজার ফেরেশতা তার জন্য ক্ষমা প্রার্থনা করেন।

ابو سعید خدری رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جو شخص اپنے گھر سے نماز کے لیے نکلے اور یہ دعا پڑھے: «اللهم إني أسألك بحق السائلين عليك وأسألك بحق ممشاي هذا فإني لم أخرج أشرا ولا بطرا ولا رياء ولا سمعة وخرجت اتقاء سخطك وابتغاء مرضاتك فأسألك أن تعيذني من النار وأن تغفر لي ذنوبي إنه لا يغفر الذنوب إلا أنت» اے اللہ!

میں تجھ سے اس حق ۱؎ کی وجہ سے مانگتا ہوں جو مانگنے والوں کا تجھ پر ہے، اور اپنے اس چلنے کے حق کی وجہ سے، کیونکہ میں غرور، تکبر، ریا اور شہرت کی نیت سے نہیں نکلا، بلکہ تیرے غصے سے بچنے اور تیری رضا چاہنے کے لیے نکلا، میں تجھ سے سوال کرتا ہوں کہ تو مجھے جہنم سے پناہ دیدے، اور میرے گناہوں کو معاف کر دے، اس لیے کہ گناہوں کو تیرے علاوہ کوئی نہیں معاف کر سکتا تو اللہ تعالیٰ اس کی جانب متوجہ ہو گا، اور ستر ہزار فرشتے اس کے لیے دعائے مغفرت کریں گے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Sa'id bin Yazid bin Ibrahim At Tustari] berkata, telah menceritakan kepada kami [Al Fadhlu Ibnul Muwaffaq Abu Al Jahm] berkata, telah menceritakan kepada kami [Fudlail bin Marzuq] dari [Athiyyah] dari [Abu Sa'id Al Khudzri], ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Barangsiapa berjalan menuju masjid lalu mengucapkan;

ALAHUMMA INNI AS`ALUKA BI HAQQIS SA`ILIIN 'ALAIKA WA AS`ALUKA BI HAQQI MAMSYAAYA HADZA FA INNI LAM AKHRUJ ASYARAN WA LAA BATHARAN WA LAA RIYA`AN WA LAA SUM'ATAN WA KHARAJTU ITTIQA`A SUKHTHIKA WABTIGHA`A MARDLATIKA FA AS`ALUKA AN TU'IDZANI MINANNAR WA AN TAGHFIRALI DZUNUBI INNAHU LAA YAGHFIRUDZ DZUNUBA ILLA ANTA (Ya Allah, aku meminta kepada-Mu dengan hak peminta kepada-Mu, dan aku juga meminta dengan hak jalanku ini. Sesungguhnya aku keluar bukan untuk keburukan, bukan untuk kesombongan, bukan untuk riya dan bukan untuk dipuji.

Aku keluar agar terhindar dari murka-Mu dan mengharap ridla-Mu. Maka, aku meminta agar Engkau melindungiku dari siksa neraka dan mengampuni dosaku, sebab tidak ada yang mengampuni dosa selain-Mu), maka Allah akan menerimanya dengan wajah-Nya, dan tujuh puluh ribu malaikat juga akan memintakan ampunan baginya

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kim namaza gitmek üzere evinden çıktıktan sonra şu duayı okursa, Allah, rahmetiyle ona yönelir ve yetmiş bin melek, onun günahlarının bağışlanmasını (Allah'tan) diler: 'Allahım! Senden istiyenlerin Senin katındaki hakkı için gerçekten Senden istiyorum.

Ve şu yürüyüşüm hakkı için Senden istiyorum. Çünkü ben ne kibirlenmek ne de böbürlenmek için ve ne görsünler diye ne de duysunlar diye (evden) çıkmadım. Ve ben Senin kızmandan sakınmak ve Senin rızanı taleb etmek için çıktım. Bu sebeple Cehennem ateşinden beni korumanı ve günahlarımı örtmeni Senden istiyorum. Şüphesiz Senden başka hiç kimse günahları örtemez.'.»

Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadı zayıf raviler zincirinden kuruludur. Atiyye el-Avfi, Fudayl bin Merzuk ve el-Fadl bin el-Muvaffak adlı ravilerin hepsi zayıftır. Lakin İbn-i Huzeyme kendi sahihinde bu hadisi Fudayl bin Merzuk tarikinden rivayet etmiştir. Hadis İbn-i Huzeyme yanında sahihtir, denilmiştir. AÇIKLAMA : Hadiste geçen : Senden isteyenlerin Senin katındaki hakkı için ...

" ve '' ... Şu yürüyüşün hakkı için ... '' cumlelerinde geçen Hak: kelimesi, Allah tarafından kul'a ödenmesi gerekli kazanılmış bir istihkak demek değildir. Çünkü Allah, hiç b(r şeyi yapmaya mecbur değildir. Faili Muhtar'dır. Dilediğini yapar. Tam irade sahibidir. Hiç bir kulun ödenmesi gerekli herhangi ıbir hakkı Allah katında yoktur.

Kulun hayat boyunca yaptığı tüm kulluk görevleri ve ibadetleri başarması, Allah'ın inayehyledir. Ve bütün hayır kazandıran işleri Allah'ın kendisine vermiş qlduğu sayısız ni'metlerden mesela bir akıl ni'metine denk gelemez. Bu sebeple hadiste geçen Hak'tan maksad; Allah'ın; dilekte bulunan mu'min kullarına lütuf ve ihsanı ile ve tamamen karşılıksız bir ikram mahiyetinde olmak üzere vereceği va'd buyurduğu fazilettir.

Kişi, 'Hak' kelimesini kullanarak dua ederken şunu demek istiyor: Allah'ım! İhtiyacımın giderilmesi ve dileğimin kabulü uğrunda ben Senden dilekte bulunanlar için va'dettiğin yüce katındaki fazilete tevessül ederek Senden dilekte bulunuyorum. 'Hak' kelimesi bu manaya yorumlanınca sakıncalı bir tarafı kalmamakla beraber, bu inceliklere aklı ermeyen kimselerin zihinlerinde yanlış manalara yer verileceği endişesiyle Hanefi alimleri, ''Şunun hakkı için...

'' gibi sözlerle dua etmekten kaçınmışlar ve bu tür kelimeleri mutlak kullanmayı kerahetten helli görmemişlerdir)

779Abu HurayrahDaif

حَدَّثَنَا رَاشِدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ رَاشِدٍ الرَّمْلِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَافِعٍ عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الْمَشَّاءُونَ إِلَى الْمَسَاجِدِ فِي الظُّلَمِ أُولَئِكَ الْخَوَّاضُونَ فِي رَحْمَةِ اللَّهِ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘Those who walk to the mosque in the dark are those who are diving into the mercy of Allah.’”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ রাতের অন্ধকারে মজিদসমূহে যাতায়াতকারীদেরকে কিয়ামতের দিনের পরিপূর্ণ নূরের সুসংবাদ দেয়া হোক।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: تاریکیوں میں مسجدوں کی جانب چل کر جانے والے ہی ( قیامت کے دن ) اللہ تعالیٰ کی رحمت میں غوطہٰ مارنے والے ہیں ۔

Telah menceritakan kepada kami [Rasyid bin Sa'id bin Rasyid Ar Ramli] berkata, telah menceritakan kepada kami [Al Walid bin Muslim] dari [Abu Rafi' Isma'il bin Rafi'] dari [Sumay] mantan budak Abu Bakr, dari [Abu Shalih] dari [Abu Hurairah], ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Orang-orang yang berjalan menuju masjid dalam kegelapan malam, mereka itulah orang-orang yang mendapatkan rahmat Allah

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Karanlıklarda mescidlere çok (defa) yürüyenler, işte onlar Allah'ın rahmetine çokça dalanlardır.»

780Sahl ibn Sad as-SaidiSahih

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْحَلَبِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْحَارِثِ الشِّيرَازِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّمِيمِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لِيَبْشَرِ الْمَشَّاءُونَ فِي الظُّلَمِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِنُورٍ تَامٍّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘Give glad tidings, to those who walk to the mosques in the dark, of perfect light on the Day of Resurrection.’”

সাহল ইবনু সা’দ আস-সাইদী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ রাতের অন্ধকারে মসজিদে যাতায়াতকারীদেরকে কিয়ামতের দিনের পরিপূর্ণ নূরের সুসংবাদ দেয়া হোক।

سہل بن سعد ساعدی رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: تاریکیوں میں ( نماز کے لیے ) چل کر جانے والے خوش ہو جائیں کہ ان کے لیے قیامت کے دن کامل نور ہو گا ۔

Telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Muhammad Al Hulabi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Al Harits Asy Syirazi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Zuhair bin Muhammad At Tamimi] dari [Abu Hazim] dari [Sahl bin Sa'd As Sa'idi] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Hendaklah orang-orang yang berjalan kaki dalam kegelapan menuju masjid berbahagia dengan cahaya sempurna pada hari kiamat

Sehl bin Sa'des-Saidi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Gece karanlıklarında (mescidlere) çok (defa) yürüyenler, kıyamet günündeki tam nurla sevinsinler.» Bu hadisi Hakim de rivayet ederek sahih olduğunu söylemiştir. İbn-i Huzeyme ve Beyhaki' de rivayet etmişlerdir. Zevaid yaz.arı da isnadının hasen olduğunu söylemiştir

781Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا مَجْزَأَةُ بْنُ سُفْيَانَ بْنِ أَسِيدٍ، مَوْلَى ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الصَّائِغُ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «بَشِّرِ الْمَشَّائِينَ فِي الظُّلَمِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِالنُّورِ التَّامِّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘Give glad tidings to those who walk to the mosques in the dark, of perfect light on the Day of Resurrection.’”

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ রাতের অন্ধকারে মাসজিদসমূহে যাতায়াতকারীদেরকে কিয়ামতের দিনের পরিপূর্ণ নূরের সুসংবাদ দাও।

انس بن مالک رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: تاریکیوں میں مسجدوں کی جانب چل کر جانے والوں کو قیامت کے دن کامل نور کی بشارت سنا دو ۔

Telah menceritakan kepada kami [Majza`ah bin Sufyan bin Usaid] -mantan budak Tsabit Al Bunani- berkata, telah menceritakan kepada kami [Sulaiman bin Dawud Ash Sha`igh] dari [Tsabit Al Bunani] dari [Anas bin Malik], ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Berilah kabar gembira bagi orang-orang yang berjalan kaki dalam kegelapan menuju masjid dengan cahaya sempurna pada hari kiamat

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Karanlıklarda mescidlere çok (defa) yürüyenleri kıyamet günündeki tam nurla müjdele.» Not: Zevaid'de Enes (r.a.)'in hadisine ait isnadın zayıf olduğu bildirilmiştir

782Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «الأَبْعَدُ فَالأَبْعَدُ مِنَ الْمَسْجِدِ أَعْظَمُ أَجْرًا»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘The greater the distance from the mosque, the greater the reward.’”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ মাসজিদ থেকে দূরে আরো দূরে বসবাসকারীর জন্য রয়েছে মহা পুরস্কার রয়েছে।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: مسجد میں جو جتنا ہی دور سے آتا ہے، اس کو اتنا ہی زیادہ اجر ملتا ہے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Waki'] dari [Ibnu Abu Dzi`b] dari [Abdurrahman bin Mihran] dari [Abdurrahman bin Sa'd] dari [Abu Hurairah], ia berkata; "Rasululah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Yang paling besar pahalanya adalah yang paling jauh dari masjid

Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurduki: «Mescidden en uzak olanların (uzaklık derecesine göre) sevabı daha büyüktür.» Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud ve Beyhaki tahric etti. el-Hakim rivayet ederek sahih olduğunu söylemiştir. AÇIKLAMA : Hadisten kasdedilen mana şudur: Kaldığı yer mescidden daha uzak olanın, cemaata gelişi dolayısıyla kazandığı sevab, durduğu yer mescide o kadar uzak olmayanın cemaat sevabından daha büyüktür.

Böylece kişinin meskeni veya bulunduğu yer mescidden uzaklaştıkça sevabı daha çok olur. Müslim'in Ebu Musa (r.a.)'den rivayet ettiği bir hadis'e göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ''Namaz hakkında sevabı en büyük olan insan, namaz yolu en çok uzak alandır.'' Hadisler, meskeni mescidden uzak olan kimseler için bir teselli kabilindendir.

Çünkü meskeni mescide yakın olanın mescidde durması ve orada bol bol namaz kılması kolaydır, sevabı da buna göre çoktur. Evi mescidden uzak olan kimse bunlardan mahrumdur. Ona teselli olsun diye mescide gelip gitmek için karşılaştığı meşakkat ve çok adım atması karşılığında bol sevab kazanmakla müjdelenmiştir. Hadislerden maksad, meskenleri mescidlerden uzaklaştırmak değildir.

Çünkü Nebi (s.a.v.)'in evi mescide çok yakındı. Bu nevi hadisler: 'Oruçlu adamın ağız kokusunun Allah indinde misk kokusundan daha güzel olduğunu' bildiren hadis gibidir. Çünkü o hadiste ağız kokusunu bozmaya teşvik etme anlamı yoktur'. Maksad, oruçlunun, ağzına bir şey almaması nedeniyle bozulan ağız kokusu dolayısıyla teselli edilmesi ve çokça sevab kazanmakla mÜjdelenmesidir.

HADISİN FIKIH YÖNÜ : Hadis, mescidlere çok adım atmanın, sevabı bol olan ibhdetIerden olduğuna delalet eder

783Abu ibn KabSahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ الْمُهَلَّبِيُّ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ

قَالَ كَانَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ بَيْتُهُ أَقْصَى بَيْتٍ بِالْمَدِينَةِ وَكَانَ لَا تُخْطِئُهُ الصَّلَاةُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.

قَالَ فَتَوَجَّعْتُ لَهُ فَقُلْتُ: يَا فُلَانُ لَوْ أَنَّكَ اشْتَرَيْتَ حِمَارًا يَقِيكَ الرَّمَضَ وَيَرْفَعُكَ مِنَ الْوَقَعِ وَيَقِيكَ هَوَامَّ الأَرْضِ. …

فَقَالَ: وَاللَّهِ مَا أُحِبُّ أَنَّ بَيْتِي بِطُنُبِ بَيْتِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. قَالَ فَحَمَلْتُ بِهِ حِمْلاً حَتَّى أَتَيْتُ بَيْتَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَدَعَاهُ فَسَأَلَهُ فَذَكَرَ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ وَذَكَرَ أَنَّهُ يَرْجُو فِي أَثَرِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ لَكَ مَا احْتَسَبْتَ»

“There was a man among the Ansar whose house was the furthest house in Al-Madinah, yet he never missed prayer with the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam).

I felt sorry for him and said: ‘O so-and-so, why do you not buy a donkey to spare yourself the heat of the scorching sand, to carry over the stony ground, and to keep you away from the vermin on the ground?’ …

He said: ‘By Allah! I do not want to live so close to Muhammed.’ This troubled me until I came to the house of the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) and mentioned that to him.

He called (the man) and asked him, and he said something similar, and said that he was hoping for the reward for his steps. The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said, ‘You will have that (reward) that you sought.’”

উবাই ইবনু কাব (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, এক আনসারী ব্যাক্তির বাড়ি ছিল মদিনার শেষ প্রান্তে। সে রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সাথে সালাতে উপস্থিত হতে কখনো ভুল করতো না।

রাবী বলেন, তার জন্য আমার মনে কষ্ট অনুভব করলাম। তাই আমি বললাম, হে অমুক! একটি গাধা কিনে নিলে তা তোমাকে গরম থেকে, পথের কষ্ট-কাঠিন্য থেকে এবং মাটির কীট-পতঙ্গ থেকে রেহাই দিত। …

লোকটি বললো, আল্লাহ্‌র শপথ! মুহাম্মাদ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর ঘরের লাগোয়া আমার ঘর হোক, এটাও আমার পছন্দনীয় নয়। রাবী বলেন, আমি তার কষ্টে ব্যথিত হলাম, অবশেষে আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর বাড়িতে উপস্থিত হয়ে তাঁর নিকট বিষয়টি উপস্থাপন করলাম।

তিনি তাকে ডেকে জিজ্ঞেস করলে সে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম -এর নিকট একই কথা ব্যক্ত করে। সে আরো উল্লেখ করে যে, সে তার পদক্ষেপসমূহের সওয়াব আশা করে। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেন: তুমি যেরূপ আশা করছো তদ্রূপই পাবে।

ابی بن کعب رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ مدینہ میں ایک انصاری شخص کا مکان انتہائی دوری پر تھا، اس کے باوجود رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ اس کی کوئی نماز نہیں چھوٹتی تھی، مجھے اس کی یہ مشقت دیکھ کر اس پر رحم آیا، اور میں نے اس سے کہا: اے ابوفلاں!

اگر تم ایک گدھا خرید لیتے جو تمہیں گرم ریت پہ چلنے، پتھروں کی ٹھوکر اور زمین کے کیڑے مکوڑوں سے محفوظ رکھتا ( تو اچھا ہوتا ) ! …

اس انصاری نے کہا: اللہ کی قسم میں تو یہ بھی پسند نہیں کرتا کہ میرا گھر محمد صلی اللہ علیہ وسلم کے گھر کے کسی گوشے سے ملا ہو، اس کی یہ بات مجھے بہت ہی گراں گزری ۱؎ میں نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم کے پاس آیا، اور آپ سے اس کا ذکر کیا، تو آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے اس کو بلایا اور اس سے پوچھا، تو اس نے آپ کے سامنے بھی وہی بات کہی، اور کہا کہ مجھے نشانات قدم پر ثواب ملنے کی امید ہے، اس پر نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جس ثواب کی تم امید رکھتے ہو وہ تمہیں ملے گا ۔

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin 'Abdah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abbad bin 'Abbad Al Muhallabi] berkata, telah menceritakan kepada kami ['Ashim Al Ahwal] dari [Abu Utsman An Nahdi] dari [Ubai bin Ka'ab] ia berkata; Ada seorang laki-laki Anshar yang rumahnya paling jauh di wilayah Madinah, sementara ia tidak pernah ketinggalan shalat bersama Rasulullah.

Aku merasa iba hingga aku berkata kepadanya; "Wahai Fulan, cobalah engkau membeli seekor himar yang bisa menjagamu dari panasnya pasir, mengangkatmu jika jatuh di jalan dan menjagamu dari binatang melata." …

Ia menjawab; "Demi Allah, aku tidak suka jika rumahku bergandengan dengan rumah Muhammad shallallahu 'alaihi wasallam." Ubai berkata; Aku merasa tersinggung dengan ucapannya sehingga aku mendatangi Nabi shallallahu 'alaihi wasallam dan aku ceritakan kejadian itu kepada beliau.

Maka beliau memanggil dan bertanya kepadanya. Lalu ia menyebutkan sebagimana yang ia sebutkan, bahwa ia mengharapkan pahala. Maka Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sungguh, engkau akan mendapatkan sebagaimana yang engkau harapkan

Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den şöyle demiştir: Ensardan bir adam vardı. Onun evi, Medine'nin (mescidden) en uzak olan eviydi. Bununla beraber, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kılmayı hiç kaçırmazdı. Ubeyy (r.a.) demiştir ki: Ben, ona acıdım ve: — Ya Filan! Eğer sen bir merkep satın alsaydın, seni şiddetli sıcaktan korurdu.

Ayağına taş değip incinmesinden yüksek tutardı ve yerin zehirli hayvanlarından korurdu, dedim. Adam: — Vallahi evimin Muhammet) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evinin bitişiğinde olmasından hoşlanmam, dedi. Ubey demiştir ki: Ben adamın sözünü istiskal ederek alındım. Hatta Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evine vararak, dediklerini Ona anlattım. …

Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adamı çağırtıp ona sordu. Adam da, bana dediğinin mislini Ona zikretti ve (attığı adımların) izinden sevab umduğunu anlattı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de Ona: «Gerçekten sana, saklayıp umduğun (sevab) vardır.»

buyurdu." Tahric: Bu hadisi Müslim, Euu Davud ve Beyhaki de az bir lafız farkıyla rivayet etmişlerdir

784Anas ibn MalikSahih

حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ

قَالَ أَرَادَتْ بَنُو سَلِمَةَ أَنْ يَتَحَوَّلُوا، مِنْ دِيَارِهِمْ إِلَى قُرْبِ الْمَسْجِدِ فَكَرِهَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنْ يُعْرُوا الْمَدِينَةَ فَقَالَ: «يَا بَنِي سَلِمَةَ أَلَا تَحْتَسِبُونَ آثَارَكُمْ». فَأَقَامُوا

“Banu Salimah wanted to move from their homes to somewhere near the mosque, but the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) did not want the outskirts of Al-madinah to be left vacant, so he said: ‘O Banu Salimah, do you not hope for the reward of your footsteps?’ So they stayed (where they were).”

আনাস ইবনু মালিক (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, বনূ সালিমার লোকেরা তাদের বাড়িঘর মসজিদে নববীর নিকটে স্থানান্তরিত করার ইচ্ছা করলো। কিন্তু নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম মদিনার প্রান্ত এলাকা জনশূন্য হওয়া অপছন্দ করলেন। তাই তিনি বলেনঃ হে বনূ সালিমা! তোমরা কি তোমাদের পদক্ষেপের সওয়াব আশা করো না? অতএব তারা স্বস্থানেই থেকে গেলো।

انس بن مالک رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ بنو سلمہ نے ارادہ کیا کہ وہ اپنے پرانے گھروں کو جو مسجد نبوی سے فاصلہ پر تھے چھوڑ کر مسجد نبوی کے قریب آ رہیں، تو نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم نے مدینہ کی ویرانی کو مناسب نہ سمجھا، اور فرمایا: بنو سلمہ! کیا تم اپنے نشانات قدم میں ثواب کی نیت نہیں رکھتے؟ ، یہ سنا تو وہ وہیں رہے جہاں تھے۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Musa Muhammad bin Al Mutsanna] berkata, telah menceritakan kepada kami [Khalid bin Al Harits] berkata, telah menceritakan kepada kami [Humaid] dari [Anas bin Malik], ia berkata; Bani Salimah berniat memindahkan rumah mereka dekat dengan masjid, namun Nabi shallallahu 'alaihi wasallam tidak menyukai bila mereka memadati Madinah, lalu beliau bersabda: "Wahai Bani Salimah, tidak maukah kalian mendapatkan pahala?" Maka mereka pun tetap tinggal di rumah-rumah mereka

Enes hin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demişlir: (Ensardan) Bani Selime kabilesi, (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mescidden uzak kalan) evlerinden çıkarak mescidin yakınına gelmek istediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (Medine'yi muhafaza eden bu evleri tahliye etmekle) Medine çevresini boş bırakmalarını arzu buyurmadı.

Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara : «Ey Beni Selime! Sizler, (mescide gelip giderken) attığınız adımlarınızın izlerini hesaba katmayacak mısınız?» buyurdu. Bunun üzerine onlar, yerlerine ikamet ettiler. Tahric: Bu hadisi Buhari de rivayet etmiştir. Müslim ise, aynı olayı anlatan bir hadisi Cabir bin Abdillah (r.a.)'den, başka lafızlarla, müteaddit senedlerle rivayet etmiştir

785Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ

قَالَ كَانَتِ الأَنْصَارُ بَعِيدَةً مَنَازِلُهُمْ مِنَ الْمَسْجِدِ فَأَرَادُوا أَنْ يَقْتَرِبُوا فَنَزَلَتْ «وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَآثَارَهُمْ» قَالَ فَثَبَتُوا

“The houses of the Ansar were far from the mosque and they wanted to move closer. Then the following Verse was revealed: ‘We record that which they send before (them), and their traces.’” [Ya-Sin: 12] He said: So they remained (where they were).

ইবনু আব্বাস (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, আনসারদের বসতি মসজিদে নববী থেকে দূরে ছিল। তারা মসজিদের কাছাকাছি বসতি স্থানান্তরিত করতে চাইলে এ আয়াত নাযিল হয় (অনুবাদ) আমি লিখে রাখি যা তারা অগ্রে পাঠায় এবং যা তারা পিছনে রেখে যায় (সূরাহ ইয়াসীনঃ ১২)। রাবী বলেন, তখন তারা তাদের অবস্থানে বহাল থাকেন।

عبداللہ بن عباس رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ انصار کے مکانات مسجد نبوی سے کافی دور تھے، ان لوگوں نے ارادہ کیا کہ مسجد کے قریب آ جائیں تو یہ آیت کریمہ نازل ہوئی: «ونكتب ما قدموا وآثارهم» ہم ان کے کئے ہوئے اعمال اور نشانات قدم لکھیں گے ( يسين: 12 ) تو وہ اپنے مکانوں میں رک گئے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Muhammad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Waki'] berkata, telah menceritakan kepada kami [Isra`il] dari [Simak] dari [Ikrimah] dari [Ibnu 'Abbas], ia berkata; "Kaum Anshar adalah orang-orang yang rumahnya jauh dari masjid, maka mereka ingin agar rumahnya dekat dengan masjid, hingga turunlah ayat: "Maka kami menulis apa yang mereka persembahkan dan bekas-bekas mereka." Ibnu 'Abbas berkata; "Maka mereka pun tetap tinggal di tempat mereka

(Abdullah) İbn-i Abhas (r.a.)'den şöyle demiştir: Ensarın evleri mescidden uzaktaydı. Yakına gelmek istediler. Bunun üzerine; «Ve biz, onların önden gönderdiklerini ve eserlerini yazarız.» ayeti nazil oldu. İbn-i Abbas demiştir ki: Onlar da (evlerinde) kaldılar." Not: Zevaid'de: Bu hadis mevkuftur. Senedinde İbn-i Harb olan Simak vardır.

İbn•i Main ve Ebu Hatim, onu sika saymışlarsa da Ahmed: Onun hadisleri mustaribtir, demiştir. Yakub bin Şeybe de: Simak'ın yalnız İkrimi'den olan rivayeti mustarib olup. başkalarından olan rivayeti yararlıdır, demiş diye bilgi vermiştir

786Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «صَلَاةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلَاتِهِ فِي بَيْتِهِ وَصَلَاتِهِ فِي سُوقِهِ بِضْعًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘A man’s prayer in congregation is twenty-some levels higher than his prayer in his house or in the marketplace.’”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ কোন ব্যাক্তির জামাআতে সালাত তার ঘরে বা বাজারে পড়া সালাত অপেক্ষা বিশ গুণের অধিক মর্যাদাপূর্ণ।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: آدمی کا جماعت کے ساتھ نماز پڑھنا گھر میں یا بازار میں تنہا نماز پڑھنے سے بیس سے زیادہ درجہ افضل ہے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Mu'awiyah] dari [Al A'masy] dari [Abu Shalih] dari [Abu Hurairah], ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Shalat seorang laki-laki dalam jama'ah lebih besar pahalanya dari shalat yang dia lakukan di rumah dan pasar dengan dua puluh derajat lebih

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine güre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adamın (mescidde) cemaatla kıldığı namaz (ın sevabı, tek başına) evinde kıldığı ve çarşısında kıldığı namaz (ın sevabın) dan yirmi küsur derece fazladır.»

787Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «فَضْلُ الْجَمَاعَةِ عَلَى صَلَاةِ أَحَدِكُمْ وَحْدَهُ خَمْسٌ وَعِشْرُونَ جُزْءًا»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “The prayer in congregation is twenty-five times more virtuous than the prayer of anyone of you on his own.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ জামাআতের ফযীলাত তোমাদের কারো একাকী সালাত পড়ার তুলনায় পঁচিশ গুণ বেশি।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ سے روایت ہے کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جماعت کی فضیلت تم میں سے کسی کے اکیلے نماز پڑھنے سے پچیس درجہ زیادہ ہے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Marwan Muhammad bin Utsman Al Utsmani] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ibrahim bin Sa'd] dari [Ibnu Syihab] dari [Sa'id bin Musayyab] dari [Abu Hurairah], bahwa Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Keutamaan shalat berjama'ah dibadingkan shalat seseorang di antara kalian dengan sendirian adalah dua puluh lima bagian

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Cemaatla kılman namazın birinizin tek başına kıldığı namaza üstünlüğü yirmi beş cüzdür.» Tahric: Müellifin iki ayrı senedIe rivayet ettiği Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi de uzun ve kısa metinler halinde ve az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir.

Bazı rivayetlerde: ''...yirmibeş derece... '' bir kısım rivayetlerde: ''...yirmibeş cüz... '' ve Müslim'in bir rivayetinde: ''...yirmibeş namaz...'' ifadeleri bulunmaktadır. Bu nedenle 'derece' ve 'cüz' kelimeleri, namaz anlamına yorumlanmıştır. Ebu Davud'un sünenindeki 'Namaza yürüyerek gitmenin fazileti hakkında gelen hadisler babı'nda rivayet olunan bu hadisin açıklamasını yapan el-Menhel yazarı şöyle der: AÇIKLAMA : '''Rivayetlerde: ''...yirmibeş derece...

'', ''...yirmibeş cüz'...'' Ve ''...yirmibeş namaz, .. " tabirierinin değişik oluşunun, ravilerin tasarrufundan ileri geldiği kanaatındayım, Hadisin manası şudur: Adamın mescidde cemaatla kıldığı namazın sevabı, onun evde ve çarşıda kendi başına kıldığı yirmibeş namazın sevabından fazladır, Burada 'Adam' tabiriyle kadının bu hükümden istisna edilmesi kasdedilmemiştir, Çünkü kadının mescide gitmesi, bazı şartlarla caiz olduğuna göre aynı sevab onun için de mevcuttur.

Hadisin zahirine göre evde ve çarşıda kılınan namaz, cemaatla. da kılınmış olsa hüküm aynıdır. Lakin, bu mana kasdedilmemiştir. Maksad, mescidde cemaatla kılınan namazın, başka yerlerde tek başına kılınan namazdan üstünlüğünü ifade etmektir. Çünkü konu budur. Hadiste bu durumun açıkca belirtilmemesinin sebebi, mesciddeki cemaata girmiyenlerin ekseriyetle namazı tek başlarına kılmaları olabilir.

Hal böyle olunca mesciddeki cemaat ile ev ve çarşıdaki cemaatın faziletinin eşit olması gerekmez. Bilakis çarşıdan başka yerde kılınan namaz, çarşıda kılınan namazdan efdaldır. Çünkü çarşının, şeytanların yeri olduğuna dair hadis vardır. Bununla beraber evde ve çarşıda namazı cemaatla kılmak, tek başına kılmaktan evladır. Bazı rivayetlerde bulunan 'Dereceler' ve 'Cüz'ler', 'Namazlar' manasını taşır.

Çünkü bazı rivayetlerde Derece ve Cüz' yerine 'Namaz' kelimesi kullanılmıştır. Şu halde mescidde cemaatla kılınan namazın sevabı, evde ve çarşıda kılınan yirmibeş namazın sevabından fazladır. İlk hadisteki: ''...yirmibeş küsur...'' parçasında küsur diye karşılık verdiğimiz 'Bid' kelimesi, birden veya üçten ona kadar olan sayılar için kullanılır.

Diğer rivayetlerde yirmibeş sayısı kesin olarak geçtiği için, buradaki küsurdan maksad, beştir. İkinci hadisteki 'Cüz' kelimesi ise, bir parça demektir. Başka rivayetlerde bu kelime yerine derece veya namaz kelimeleri bulunduğu için 'Cüz' kelimesi ile namaz kasdedilmiştir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Cemaatla kılınan namaz, tek başına kılınan namazlardun üstündür.

2- Farz namazıarı evlerde ve çarşılarda kılmak caizdir. 3- Farz namazların cemaatla kılınması şart / farz değildir. Tek başına da kılınabilir

788Abu Said al-KhudriSahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ هِلَالِ بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «صَلَاةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلَاتِهِ فِي بَيْتِهِ خَمْسًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘the prayer of a man in congregation is twenty-five levels higher than his prayer in his home.’”

আবূ সাঈদ আল-খুদরী (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ কোন ব্যাক্তির জামাআতের সালাত তার বাড়িতে পড়া সালাত অপেক্ষা পঁচিশ গুণ বেশি মর্যাদাপূর্ণ।

ابو سعید خدری رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: آدمی کا جماعت کے ساتھ نماز پڑھنا گھر میں تنہا نماز پڑھنے سے پچیس درجہ افضل ہے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Kuraib] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Mu'awiyah] dari [Hilal bin Maimun] dari ['Atho` bin Yazid] dari [Abu Sa'id Al Khudri] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Shalat seseorang dalam jama'ah lebih baik dari shalat yang dia lakukan di rumah dengan dua puluh lima derajat

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adamın (mescidde cemaatla kıldığı namazın sevabı) evinde (tek başına) kıldığı namaz'ın sevabından yirmibeş derece fazladır,» NOT: Buhari'nin Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettiği hadisin lafzı şöyledir; ''Cemaat namazı, münferidin namazından yirmibeş derece ile efdal olur."

Ebu Davud'un rivayetindeki hadisin metni ise şöyledir; ''Cemaatla kılınan namaz, (münferiden) kılınan yirmibeş namaza denk gelir .... '' Ebu Davud'un rivayetindeki önemli özellik, derece ve cüz' yerine namaz kelimesinin kullanılmasıdır

789Abdullah ibn UmarSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُمَرَ، رُسْتَهْ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «صَلَاةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَفْضُلُ عَلَى صَلَاةِ الرَّجُلِ وَحْدَهُ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘The prayer of a man in congregation is twenty-seven levels more virtuous than a man’s prayer on his own.’”

ইবনু উমার (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ কোন ব্যাক্তির জামাআতের সালাত তার একাকী পড়া সালাত অপেক্ষা সাতাশ গুণ বেশি মর্যাদাপূর্ণ।

عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: آدمی کا جماعت کی نماز تنہا پڑھی گئی نماز پر ستائیس درجہ فضیلت رکھتی ہے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdurrahman bin Umar Rustah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Sa'id] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ubaidullah bin Umar] dari [Nafi'] dari [Ibnu Umar] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Shalatnya seorang laki-laki dalam jama'ah lebih baik dua puluh tujuh derajat dari shalatnya seseorang yang dilakukan sendirian

Abdullah İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adamın cemaatla kıldığı namaz, adamın kendi başına kıldığı namazdan yirmiyedi derece üstündür.» Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Tirmizi de, bu hadisi az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir

790Abu ibn KabSahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَصِيرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «صَلَاةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلَاةِ الرَّجُلِ وَحْدَهُ أَرْبَعًا وَعِشْرِينَ أَوْ خَمْسًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘The prayer of a man in congregation is higher than his prayer on his own by twenty-four or twenty-five levels.’”

উবাই ইবনু কাব (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ কোন ব্যাক্তির জামাআতে সালাত তার একাকী পড়া সালাত অপেক্ষা চব্বিশ কিংবা পঁচিশ গুণ বেশি মর্যাদাপূর্ণ।

ابی بن کعب رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: آدمی کا جماعت کی نماز تنہا پڑھی ہوئی نماز پر چوبیس یا پچیس درجہ فضیلت رکھتی ہے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Muhammad bin Ma'mar] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr Al Hanafi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yunus bin Abu Ishaq] dari [Bapaknya] dari [Abdullah bin Abu Bashir] berkata, dari [Bapaknya] dari [Ubai bin Ka'ab] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Shalat seorang lelaki dalam jama'ah lebih baik dari shalat seorang lelaki sendirian dengan dua puluh empat atau dua puluh lima derajat

Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Adam'ın cemaatla kıldığı namaz, adamın tek başına kıldığı namazdan yirmi dört veya yirmibeş derece üstündür.» Diğer tahric: Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Yahya bin Muin ve Zühri hadisin sahih olduğunu belirtmişlerdir

791Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ بِالصَّلَاةِ فَتُقَامَ ثُمَّ آمُرَ رَجُلاً فَيُصَلِّيَ بِالنَّاسِ ثُمَّ أَنْطَلِقَ بِرِجَالٍ مَعَهُمْ حُزَمٌ مِنْ حَطَبٍ إِلَى قَوْمٍ لَا يَشْهَدُونَ الصَّلَاةَ فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بُيُوتَهُمْ بِالنَّارِ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘I was thinking of commanding that the call to prayer be given, then I would tell a man to lead the people in prayer, then I would go out with some other men carrying bundles of wood, and go to people who do not attend the prayer, and burn their houses down around them.’”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ আমার ইচ্ছা হয় যে, আমি সালাত কায়েমের নির্দেশ দেই এবং এক ব্যাক্তিকে লোকেদের নিয়ে সালাত আদায় করতে আদেশ করি। অতঃপর আমি লাকড়িসহ একদল লোককে নিয়ে বেরিয়ে যাই সেইসব লোকের নিকট যারা জামাআতে উপস্থিত হয়নি, অতঃপর তাদেরসহ তাদের বসতি আগুন দিয়ে ভস্মীভূত করে দেই।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: میرا پختہ ارادہ ہوا کہ نماز پڑھنے کا حکم دوں اور اس کے لیے اقامت کہی جائے، پھر ایک آدمی کو حکم دوں کہ وہ لوگوں کو نماز پڑھائے، اور میں کچھ ایسے لوگوں کو جن کے ساتھ لکڑیوں کا گٹھر ہو، لے کر ان لوگوں کے پاس جاؤں جو نماز میں حاضر نہیں ہوتے ہیں، اور ان کے ساتھ ان کے گھروں کو آگ لگا دوں ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Mu'awiyah] dari [Al A'masy] dari [Abu Shalih] dari [Abu Hurairah], ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Aku sangat berkeinginan agar shalat ditegakkan, lalu aku perintahkan seorang laki-laki shalat bersama manusia, sedangkan aku bersama beberapa laki-laki pergi membawa kayu bakar menuju orang-orang yang tidak ikut shalat berjama'ah, hingga aku dapat membakar rumah mereka

Ebu Hureyre (r.a.)'deıı şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Vallahi içimden öyle arzu ettim ki namaza durulmasını emredeyim de ikamet getirilsin. Sonra bir adama emredeyim halka namaz kıldırsın. Bu emirden sonra beraberlerinde odundan demetler bulunan bir kaç adamı cemaata (özürsüz) gelmeyen güruha götürüp de üzerlerine evlerini ateşle cayır cayır yakayım.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Ahmed

792Amr ibn ZaidahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي رَزِينٍ، عَنِ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ

قَالَ قُلْتُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنِّي كَبِيرٌ ضَرِيرٌ شَاسِعُ الدَّارِ وَلَيْسَ لِي قَائِدٌ يُلَاوِمُنِي فَهَلْ تَجِدُ لِي مِنْ رُخْصَةٍ قَالَ: «هَلْ تَسْمَعُ النِّدَاءَ». قُلْتُ: نَعَمْ. قَالَ: «مَا أَجِدُ لَكَ رُخْصَةً»

“I said to the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam): ‘I am an old man and blind; my house is far away, and I have no one to lead me. Is there any concession (for me not to have to attend the prayer in the mosque)?’ He said: ‘Can you hear the call?’ I said: ‘Yes.’ He said: ‘Then I do not find any concession for you.’”

আবদুল্লাহ ইবনু উম্মু মাকতূম (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমি নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কে বললাম, আমি বৃদ্ধ ও অন্ধ, আমার বসতিও দূরে এবং আমার সাহায্যকারী কোন পরিচালকও নেই। সুতরাং আপনি কি (আমাকে জামাআতে হাযির না হওয়ার ব্যাপারে) অবকাশ (অনুমতি) দিবেন? তিনি বলেনঃ তুমি কি আযান শুনতে পাও? আমি বললাম, হ্যাঁ। তিনি বলেনঃ আমি তোমার জন্য অবকাশ পাচ্ছি না।

عبداللہ ابن ام مکتوم رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ میں نے نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم سے کہا: میں بوڑھا اور نابینا ہوں، میرا گھر دور ہے اور مجھے مسجد تک لانے والا میرے مناسب حال کوئی آدمی بھی نہیں ہے، تو کیا آپ میرے لیے ( جماعت سے غیر حاضری کی ) کوئی رخصت پاتے ہیں؟

آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: کیا تم اذان سنتے ہو؟ ، میں نے کہا: جی ہاں، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: میں تمہارے لیے کوئی رخصت نہیں پاتا ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Usamah] dari [Za`idah] dari ['Ashim] dari [Abu Razin] dari [Ibnu Ummi Maktum] ia berkata; Aku berkata kepada Nabi shallallahu 'alaihi wasallam; "aku orang yang sudah tua, tidak dapat melihat, jauh rumahnya, dan aku juga tidak memiliki pemandu yang dapat menuntunku.

Maka apakah aku bisa mendapatkan keringanan?" Beliau menjawab: "Apakah kamu mendengar adzan?" Aku menjawab; "Iya." Beliau bersabda: "Aku tidak mendapatkan adanya keringanan bagimu

(Abdullah) bin Ümmi Mektum (r.a.)'den rivayet edildiğine güre şöyle demiştir : Ben, Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dedim ki: Ben yaşlı, a'ma, evi (mescidden) uzak bir kimseyim. Bana yardım edip mescide götürecek yedekçim de yoktur. (Cemaata gelmemem için) Bir ruhsat bulur musun? Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : -Sen ezan (sesini) işitiyor musun?» diye sordu. Ben: Evet, dedim. O: «Ben senin için bir ruhsat bulamam.» buyurdu." EBU DAVUD HADİSLERİ VE AÇIKLAMA: 552 —

793Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ سَمِعَ النِّدَاءَ فَلَمْ يَأْتِهِ فَلَا صَلَاةَ لَهُ إِلاَّ مِنْ عُذْرٍ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said: “Whoever hears the call and does not come, his prayer is not valid, except for those who have an excuse.”

ইবনু আব্বাস থেকে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ যে ব্যাক্তি আযান শুনলো এবং তার কোন ওযর না থাকা সত্ত্বেও জামাআতে উপস্থিত হল না, তার সালাত নাই।

عبداللہ بن عباس رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جس شخص نے اذان سنی لیکن مسجد میں نہیں آیا تو اس کی نماز نہیں ہو گی، الا یہ کہ کوئی عذر ہو ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdul Hamid bin Bayan Al Wasithi] berkata, telah memberitakan kepada kami [Husyaim] dari [Syu'bah] dari ['Adi bin Tsabit] dari [Sa'id bin Jubair] dari [Ibnu 'Abbas] dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, beliau bersabda: "Barangsiapa mendengar suara adzan kemudian tidak mendatanginya, maka tidak ada shalat baginya kecuali karena udzur

(Abdullah) İbn-i Abbas (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki : «Ezan sesini işitip de oraya (özürsüz) gitmeyenin namazı (makbul) olmaz.» Diğer tahric: İbn-i Hibban ve el-Hakim de rivayet etmişlerdir

794Ibn AbbasSahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ مِينَاءَ، أَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ، وَابْنُ عُمَرَ أَنَّهُمَا سَمِعَا

النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ عَلَى أَعْوَادِهِ «لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجَمَاعَاتِ أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ»

They heard the Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) say on his pulpit: “People should desist from failing to attend the congregations, otherwise Allah will seal their hearts, and they will be among the negligent.”

ইবনু আব্বাস ও ইবনু উমার (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তারা উভয়ে নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম কে তাঁর কাঠের মিম্বারের উপর থেকে বলতে শুনেছেনঃ লোকেরা অবশ্যই যেন জামাআত ত্যাগ করা থেকে বিরত থাকে। অন্যথায় আল্লাহ অবশ্যই তাদের অন্তরে সীলমোহর মেরে দিবেন, অতঃপর তারা বিস্মৃতদের অন্তর্ভুক্ত হয়ে পড়বে।

عبداللہ بن عباس اور عبداللہ بن عمر رضی اللہ عنہم خبر دیتے ہیں کہ ان دونوں نے نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم کو منبر پر فرماتے ہوئے سنا: لوگ نماز باجماعت چھوڑنے سے ضرور باز آ جائیں، ورنہ اللہ تعالیٰ ان کے دلوں پر مہر لگا دے گا، پھر ان کا شمار غافلوں میں ہونے لگے گا ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Ali bin Muhammad] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Usamah] dari [Hisyam Ad Dustuwa`i] dari [Yahya bin Abu Katsir] dari [Al Hakam bin Mina`] berkata, telah mengabarkan kepadaku [Ibnu 'Abbas] dan [Ibnu Umar], bahwa keduanya mendengar Nabi shallallahu 'alaihi wasallam bersabda di atas mimbarnya: "Sungguh, kaum-kaum itu segera berhenti dari kebiasaan meninggalkan shalat berjama'ah, atau Allah akan menutup hati mereka sehingga menjadi orang-orang yang lalai

İbn-i Abbas ve İbn-i Ömer (r.anhum)'dan rivayet edildiğine göre kendileri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seliem)'i minber ağaçları üzerinde şöyle buyururken işitmişlerdir ; «Vallahi bazı kavimler cemaatları terketmekten vaz geçecekler ya da Allah onların kalblerini mühürleyecektir. Sonra da muhakkak gafillerden olacaklardır.» AÇIKLAMA : Nesai, bu hadisi 'Cum'a' bahsinde rivayet etmiştir.

Oradaki rivayette Bahsi geçen tehdid Cum'a namazını terkedenler hakkında buyurulmuştur. Camiu's-Sağir yazarının beyanına göre Ahmed, Müslim, Nesai ve İbn-i Mace bu hadisi rivayet etmişlerdir. Nesai'nin rivayetinde; ''... Minberinin ağaçları üzerinde ...

" buyurulmuştur Nebi (s.a.v.)'in minberi üç basamaklıydı Üçüncü basamak üzerinde otururdu. Mübarek sırtını üç ağaca dayardı Minberin iki tarafında da birer ağaç bulunurdu. Minberin yüksekliği, genişliği, uzunluğıı v.s. özellikleri hakkında geniş malumat inşaaIlah 'Cum'a namazı' bahsinde verilecektir Sindi şöyle der: Kurtubi: Kalbi mühürlemek, Allah'ın, söz konusu kavimlerin kalbIerinde yaratacağı cehalet, kasvet ve cefadır, demiştir.

El-Kadı da Mesabih şerhinde: Hadiste buyurulan iki şeyden birisi mutlaka gerçekleşecektir. Ya cemaatları terketmekten vaz geçip cemaata devam edeceklerdir Ya da Allah, onların kalbIerini mühürleyecektir. Çünkü cemaatları bırakmayı alışkanlık haline getirmek, kalbi karartır ve insanı ibadetten soğutur, demiştir

795Usamah ibn ZaydSahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْهُذَلِيُّ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزِّبْرِقَانِ بْنِ عَمْرٍو الضَّمْرِيِّ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَيَنْتَهِيَنَّ رِجَالٌ عَنْ تَرْكِ الْجَمَاعَةِ أَوْ لأُحَرِّقَنَّ بُيُوتَهُمْ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘Let men desist from failing to attend the congregation, otherwise I will burn their houses down.’”

উসামাহ ইবনু যায়দ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ লোকজনকে অবশ্যই জামাআত ত্যাগ করা থেকে বিরত থাকতে হবে, অন্যথায় আমি তাদের ঘরবাড়ি ভস্মীভূত করে দিবো।

اسامہ بن زید رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: لوگ جماعتوں کے چھوڑنے سے ضرور باز رہیں، ورنہ میں ان کے گھروں کو آگ لگا دوں گا ۔

Telah menceritakan kepada kami [Utsman bin Isma'il Al Hudzali Ad Dimasyqi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Al Walid bin Muslim] dari [Ibnu Abu Dzi`b] dari [Az Zabriqan bin 'Amru Adl Dlamri] dari [Usamah bin Zaid] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Orang-orang itu segera berhenti dari meninggalkan shalat berjama'ah atau benar-benar akan aku bakar rumah mereka

Usame bin Zeyri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Vallahi bazı adamlar cemaatı terketmekten vaz geçecekler. Yahut şüphesiz Een, onların evlerini yakacağım.-" Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadında tedlisçi olan el•Velid bin Müslim ed-Dimışki bulunur. Ravi Osman'ın hali bilinmiyor.

Hadis metninin manası Buhari, Müslim ve haşka kitaplarda mevcuttur. deniliyor. ALİMLERİN, NAMAZLARI CEMAATLA KILMAK HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ 1- Vakıt namazlarını cemaatla kılmak farz-ı ayn'dır. Ata', Evzai, İshak, Hanbeli'ler, Ebu Sevr, İbn-i Huzeyme, İbnü'l-Münzir, İbn-i Hibban ve Zahiriyye mezhebi mensupları bu görüştedirler. Onların delilleri 791 nolu Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi ve benzeri hadislerdir.

Namazın sıhhati için cemaat şart mıdır? deği! midir? diye bu gruptaki alimler arasında da ihtilaf vardır: Zahiriye mezhebi İmam-ı Davud ve kendisine tabi olanlar cemaatla kılmayı, namazın sıhhatının şartlarından saymışlardır, İbn-i Hazm: Ezan sesini işitebilen erkeklerin, namazlarını mescidde cemaatla kılmaları farzdıf. Özürsüz olarak ve bile bile bunu terkedenin namazı sahih degildir.

Ezan sesini işitmeyecek durumdaysa, en az bir kişiyle cemeaat kurup namaz kılması farzdır. Böyle yapmasa, kendi başına kılacagı namaz sahih degildir Şayet cemaat olacak hiç kimseyi bulamazsa münferiden namaz kılabilir. Şer'i mazereti olanın kendi başına namaz kılması sahihtir, demiştir. Bu gruptaki diger alimlere göre cemaat farz-ı ayn olmakla beraber kendi başına kılınan namaz sahihtir.

2 - Cemaat farz-ı kifayedir. Bazı Şafii alimleriyle Malikiler, bu görüşü benimsemişlerdir. Hanefi alimlerinden Tahavi ve Kerhi de bunu seçmişlerdir. Bunlar da birinci grubun delillerine dayanmışlardır. Ancak bu hükmü farz-ı ayn'dan farz-ı kifaye'ye çevirici karineler bulunduğu için: Farz-ı ayn'dır, dememişlerdir. Gösterdikleri karine: ''Cemaatla kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmibeş derece efdaldır.''

mealindeki hadistir. Çünkü bu hadis, tek başına kılınan namazın slhhatini ifade eder. Şu halde delillerden çıkarılan vücub, kifaye içindır. 3 - Cemaat sünnet-i meıekkededir. Hanefi, Şafii ve Maliki mezhebIerinin meşhur görüşleri budur Bunların delilleri, cemaatla kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan yirmibeş derece üstün olduğunu ifade eden İbn-i Ömer (r.a.)'ın (789 nolu) hadisi, Ebu.

Said-i Hudri (r.a.)'in 788 nolu hadisi ve Ebu Hureyre (r.a.)'in (786 ve 787 nolu) hadisleridir. Bu alimler: Cemaat namazının münferid namazından efdal oluşu, münferid namazında da faziletinin bulunduğuna delildir. demişlerdir. Cemaata gelmeyenlerin evlerinin Nebi (s.a.v.) tarafından yakılması arzusuna ait 791 nolu hadise gelince; buna birden fazla ceyap verilmiştir.

El-Menhel yazarı cevapların bir kısmını şöyle sıralamıştır: 1- Evlerin yakılmasıyla ilgili hadis, özürsüz olarak cemaattan geri kalan ve tek başlarına namaz kılan münafıklar hakkındadır. Nitekim İbn-i Mes'ud (777 nolu) hadiste: ''Ben bilirim ki besbelli münafıklardan başka hiç birimiz cemaattan geri kalmazdı,'' demiştir. 2- Nebi (s.a.v.): "Cemaat'tan geri kalanların evlerini yakmak arzusu içinden gelir.''

buyurmuş ama bunu gerçekleştirmemiştir. Eğer gerçekleşmesi vacib olsaydı terketmezdi. 3- Kadı iyad: Namazı cemaatla kılmak ilk zamanlarda farz-ı ayn kılınmış. Ta ki münafıkların cemaattan geri durmaları önlensin. Sonra bu vucub neshedilmiştir, demiştir. El-Fetih yazarı: Cemaat fazileti hakkında varid olan hadisler, neshe delalet eder.

Çünkü efdaliyet tek başına kılınan namazda fazlletin aslının bulunmasını gerektirir. Faziletin aslının oluşu, tek başına kılınan namazın cevazına delalet eder, demiştir. Cemaatın sünnet olduğuna hükmeden cumhur'un görüşü, açık olan görüştür. Çünkü bu takdirde bütün delillerin arası bulunur. Hiç birisi ihmal edilmemiş olur

796Aishah bint Abi BakrSahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ طَلْحَةَ، حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ

قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي صَلَاةِ الْعِشَاءِ وَصَلَاةِ الْفَجْرِ لأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘If the people knew what (reward) there is in the Isha’ prayer and fajr prayer, they would come even if they had to crawl.”

আয়িশাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ যদি লোকেরা এশা ও ফজরের সালাতের যে কত ফযীলাত তা জানতো, তাহলে অবশ্যই তারা এই দু সালাতে হামাগুড়ি দিয়ে হলেও উপস্থিত হতো।

ام المؤمنین عائشہ رضی اللہ عنہا کہتی ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: اگر لوگوں کو عشاء اور فجر کی نماز کا ثواب معلوم ہو جائے، تو وہ ان دونوں نمازوں میں ضرور آئیں، خواہ سرین کے بل گھسٹتے ہوئے کیوں نہ آنا پڑے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abdurrahman bin Ibrahim Ad Dimasyqi] berkata, telah menceritakan kepada kami [Al Walid bin Muslim] berkata, telah menceritakan kepada kami [Al Auza'i] berkata, telah menceritakan kepada kami [Yahya bin Abu Katsir] berkata, telah menceritakan kepadaku [Muhammad bin Ibrahim At Taimi] berkata, telah menceritakan kepadaku [Isa bin Thalhah] berkata, telah menceritakan kepadaku [Aisyah] ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sekiranya manusia mengetahui pahala yang ada pada shalat isya dan shalat subuh, pasti mereka akan mendatangi keduanya meskipun dengan merangkak

Aişe (r.anha)'dan şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Eğer halk yatsı ve sabah namazları cemaatiarındaki fazileti bilselerdi onlar (için mescid)'e emekliye emekliye de olsa gelirlerdi.» AÇIKLAMA 797’de

797Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، أَنْبَأَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ أَثْقَلَ الصَّلَاةِ عَلَى الْمُنَافِقِينَ صَلَاةُ الْعِشَاءِ وَصَلَاةُ الْفَجْرِ وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا فِيهِمَا لأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘The most burdensome prayers for the hypocrites are the Isha’ prayer and the Fajr prayer. If only they knew what (reward) there is in them, they would come to them even if they had to crawl.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ মোনাফিকদের জন্য সবচেয়ে ভারবহ (কষ্টকর) হচ্ছে এশা ও ফজরের সালাত। তারা যদি এই দু সালাতের ফযীলাত সম্পর্কে অবহিত থাকতো, তাহলে অবশ্যই তারা হামাগুড়ি দিয়ে হলেও তাতে হাযির হতো।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: منافقین پر سب سے بھاری عشاء اور فجر کی نماز ہے، اگر وہ ان دونوں نمازوں کا ثواب جان لیں تو مسجد میں ضرور آئیں گے، خواہ سرین کے بل گھسٹتے ہوئے کیوں نہ آنا پڑے ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah memberitakan kepada kami [Abu Mu'awiyah] dari [Al A'masy] dari [Abu Shalih] dari [Abu Hurairah], ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sesungguhnya shalat yang paling berat bagi orang munafik adalah shalat isya dan shalat subuh. Sekiranya mereka mengetahui pahala yang ada pada keduanya, pasti mereka akan mendatanginya meskipun dengan merangkak

Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Şüphesiz münafıklara en çok ağır gelen namaz, yatsı ve sabah namazlarıdır. Eğer bunlardaki sevabı bilmiş olsaydılar bu iki namaz (için mescid)'e emekliye emekliye de olsa gelirlerdi.» AÇIKLAMA : Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Buhari az lafız farkıyla ve 791 nolu hadis metni ile birlikte, Müslim'de buradaki metni aynen ve 791 nolu metni az lafız farkıyla ve bir metin halinde rivayet etmişlerdir.

Ebu Davud da benzer bir metni Ubeyy bin Ka'b'dan rivayet etmiştir. EI-Menhel yazarı: 'Yatsı ve sabah namazlarının faziletinin daha üstün olmasının sebebi, ikisinin de uyku vaktine rastlamasıdır. Uykusunun tatlı olduğu zamanda Allah Teala için ancak takva sahibi mu'min yatağından kalkar. Münafık adam lezzetli uykusunu bırakıp namaza durmaz.

İşte bu sebeple yatsı ve sabah namazının fazileti daha çoktur. İkinci hikmet, bu iki namazın gece karanlığında oluşudur. Gösteriş için namaz kılan münafıkların gayesi, bu iki namazda kolayca gerçekleşemez. Çünkü gece karanlığında pek az kişi onları görebilir. Münafıkların dini bir amacı bulunmuyor ki onları cemaata gitmeye zorlasın.

Bu nedenle anılan iki namaza gitmekte münafıkların ne dini ne de dünyevi gayeleri bulunur' demiştir. Ebu Hure yre (r.a.)'in hadisinde geçen "...münafıklar...'' kelimesi ile zahiren müslüman ve kalben kafir olan hakiki münafıklar mı kasdedilmiş yoksa kalben de mu'min olup günah münafıklığına düşenler mi kasdedilmiştir? Kastalani ve Ayni: Buradaki münafık tabiriyle küfür münafıkları degil, günah münafıkları kasdedilmiştir.

Tehdid ve teşdid için mu'minlere münafık denmiştir. Çünkü bu mu'minler, mescide gelmezler. Hiç bir özürleri olmadığı halde namazıarını evlerinde kılarlardı. Nitekim Ebu Hureyre (r.a.)'in Ebu Davud'un süneninde rivayet olunan hadisinde: "." Sonra hiç bir illeti olmadığı halde namazlarını evlerinde kılan kavme gideyim ... '" buyurulmuştur.

O halde bunlar, mu'min kimselerdir. Tehdid için onlara münafık ismi verilmiştir, demişlerdir. '' ... Münafıklar..." tabiriyle hakiki münMıkların kasdediImiş olması da muhtemeldir. AbduIIah İbn-i Mes'ud (r.a.)'İn 779 nolu hadisi bu ihtimali te'yid eder. Çünkü İbn-i Mes'ud (r.a.), o hadiste; 'Valiahi münafıklığı besbelli olan münafıklar hariç hiç birimizin cemaattan geri kalmadığını bildim' demiştir.

Buna göre mü'minlerden özürsüz olarak cemaattan geri kalan olmamıştır. Kanaatımca üçüncü bir ihtimal olarak " ... Münafıklar ... '" tabiriyle daha geniş kapsamlı bir anlam kasdedilmiş olabilir. Yani hem küfür münafıkları hem günah münafıkları kasdedilmiş olabilir. Kalben inanmayanlar mescide gitmekten geri kaldıkları gibi kalben inanıp cemaata özürsüz gitmeyenler de olmuş olabilir.

Bu takdirde Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi ile İbn-i Mes'ud (r.a.)'in hadisinin araları bulunmuş olur. İbn-i Mes'ud (r.a.) hakiki münafıklardan başkalarının cemaattan geri kaldıklarından haberi olmamış olabilir. Ebu Hureyre (r.a.) bundan haberdar olmuş olabilir. İki gruba da,. bilhassa yatsı ve sabah vakitlerinde mescide giderek bu namazları cemaatla kılmak çok ağır gelmiştir.

Nebi (s.a.v.) ; ''Eğer münafıklar anılan iki namazı mescidde cemaatla kılmanın faziletini şuurlu olarak bilselerdi emekliye emekliye bile olsaydı mescide giderek cemaatla kılarlardı.,. buyurmak istenmiştir

798Umar ibn al-KhattabDaif

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ: «مَنْ صَلَّى فِي مَسْجِدٍ جَمَاعَةً أَرْبَعِينَ لَيْلَةً لَا تَفُوتُهُ الرَّكْعَةُ الأُولَى مِنْ صَلَاةِ الْعِشَاءِ كَتَبَ اللَّهُ لَهُ بِهَا عِتْقًا مِنَ النَّارِ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) used to say: “Whoever performs prayer in congregation at the mosque for forty nights, never missing the first Rakah of the Isha prayer, Allah will thereby decree for him salvation from the Fire.”

উমার ইবনুল খাত্তাব (রাঃ) থেকে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলতেনঃ যে ব্যাক্তি মসজিদে এসে জামাআতের সাথে চল্লিশ রাত তাকবীরে ঊলাসহ এশার সালাত পড়বে, তার বিনিময়ে আল্লাহ জাহান্নাম থেকে তার মুক্তির সনদ লিখে দেন।

عمر بن خطاب رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ کہ نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم فرماتے تھے: جس شخص نے مسجد میں چالیس دن تک جماعت کے ساتھ نماز پڑھی، اور نماز عشاء کی پہلی رکعت فوت نہ ہوئی، تو اللہ تعالیٰ اس کے بدلہ میں اس کے لیے جہنم سے آزادی لکھ دے گا ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Utsman bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Isma'il bin 'Ayyasy] dari [Umarah bin Ghaziyah] dari [Anas bin Malik] dari [Umar bin Al Khaththab], dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, beliau bersabda: "Barangsiapa shalat di masjid dengan berjama'ah selama empat puluh malam, dan tidak pernah tertingggal pada raka'at pertama dari shalat Isya, maka Allah akan menuliskan kemerdekaan baginya dari api neraka

Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururdu, demiştir: «Kim kırk gece mescidde cemaatla namaz kılar ve bu sürece yatsı namazının ilk rek'atini kaçırmazsa, Allah bununla o kimse için Cehennem ateşinden bir azadlık yazar.» Not: Zevaid'de: Hadisin isnadında mürsellik ve zaaf vardır. Tirmizi ve Darekutni: Umare, Enes (r.a.)'e yetişmemiş ve onunla buluşmamıştır. Diğer ravi İsmail de tedlis ederdi, demişlerdir. denılir

799Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا دَخَلَ الْمَسْجِدَ كَانَ فِي صَلَاةٍ مَا كَانَتِ الصَّلَاةُ تَحْبِسُهُ وَالْمَلَائِكَةُ يُصَلُّونَ عَلَى أَحَدِكُمْ مَادَامَ فِي مَجْلِسِهِ الَّذِي صَلَّى فِيهِ يَقُولُونَ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ اللَّهُمَّ ارْحَمْهُ اللَّهُمَّ تُبْ عَلَيْهِ مَا لَمْ يُحْدِثْ فِيهِ مَا لَمْ يُؤْذِ فِيهِ»

“The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: ‘When one of you enters the mosque, he is in a state of prayer, so long as the prayer keeps him there, and the angels will send prayer upon anyone of you so long as he remains in the place where he prayed, saying: ‘O Allah, forgive him; O Allah, have mercy on him; O Allah, accept his repentance,’ so long as he does not commit Hadath nor disturb anyone.’”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেছেনঃ তোমাদের কেউ যখন মসজিদে প্রবেশ করে এবং যতক্ষণ সালাত তাকে আটক রাখে, ততক্ষণ সে সালাতের মধ্যে থাকে। তোমাদের কেউ যে মজলিসে সালাত পড়েছে তাতে যতক্ষণ সে অবস্থান করে ততক্ষণ ফেরেশতারা তার জন্য দুআ করতে থাকেন।

তারা বলেন, হে আল্লাহ্! তাকে ক্ষমা করুন। হে আল্লাহ্! তাকে অনুগ্রহ করুন। হে আল্লাহ্! তার তওবা কবূল করুন। যতক্ষণ না তার উযূ (ওজু/অজু/অযু) ছুটে যায়, যতক্ষণ না সে কাউকে কষ্ট দেয় (ততক্ষণ এ দুআ চলতে থাকে)।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جب کوئی شخص مسجد میں داخل ہو کر نماز کے لیے رکے رہتا ہے تو وہ نماز ہی میں رہتا ہے، اور فرشتے اس شخص کے لیے اس وقت تک دعائے رحمت کرتے رہتے ہیں جب تک وہ اس جگہ بیٹھا رہتا ہے جس جگہ اس نے نماز ادا کی ہے، وہ کہتے ہیں: اے اللہ!

اسے بخش دے، اے اللہ! اس پر رحم کر، اے اللہ! اس کی توبہ قبول فرما، یہ دعا یوں ہی جاری رہتی ہے جب تک کہ اس کا وضو نہ ٹوٹے، اور جب تک وہ ایذا نہ دے ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Abu Mu'awiyah] dari [Al A'masy] dari [Abu Shalih] dari [Abu Hurairah], ia berkata; Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam bersabda: "Sungguh, jika salah seorang dari kalian masuk masjid, ia akan tetap dalam hitungan shalat selama shalatlah yang menahannya.

Dan para malaikat tetap mendo'akan salah seorang di antara kalian selama ia berada di dalam majlisnya, tempat ia shalat. Mereka berdo'a: 'Ya Allah ampunilah ia, ya Allah rahmatilah ia, ya Allah terimalah taubatnya, ' Hal ini akan tetap berlangsung selama ia belum berhadats dan tidak menyakiti

Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Şüphesiz biriniz mescide girdiği zaman, namaz onu alıkoyduğu müddetçe namazda (imiş gibi sevab kazanmış) olur. Ve sizden birisi namaz kıldığı yerden ayrılmadığı, abdesti bozulmadığı ve kimseye eziyet etmediği müddetçe melekler: 'Allah'ım!

Buna mağfiret eyle. Allah'ım! Buna rahmet eyle. Allah'ım! Bunun tevbesini kabul eyle' diyerek dua ve istiğfar eylerler.» Tahric: Bu hadisi Beyhaki, Buhari, Tirmizi, Ebu Davud uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir

800Abu HurayrahSahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَا تَوَطَّنَ رَجُلٌ مُسْلِمٌ الْمَسَاجِدَ لِلصَّلَاةِ وَالذِّكْرِ إِلاَّ تَبَشْبَشَ اللَّهُ لَهُ كَمَا يَتَبَشْبَشُ أَهْلُ الْغَائِبِ بِغَائِبِهِمْ إِذَا قَدِمَ عَلَيْهِمْ»

The Prophet (sallallahu alayhi wa sallam) said: “A muslim does not regularly attend the mosques to perform prayer and remember Allah, but Allah feels happy with him just as the family of one who is absent feels happy when he comes back to them.”

আবূ হুরাইরাহ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। নবী সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ কোন মুসলিম ব্যাক্তি যতক্ষণ মসজিদে সালাত ও যিকিরে রত থাকে ততক্ষণ আল্লাহ তার প্রতি এতটা আনন্দিত হন, প্রবাসী ব্যাক্তি তার পরিবারে ফিরে এলে তারা তাকে পেয়ে যেরূপ আনন্দিত হয়।

ابوہریرہ رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ نبی اکرم صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جو مسلمان مسجد کو نماز اور ذکر الٰہی کے لیے اپنا گھر بنا لے تو اللہ تعالیٰ اس سے ایسا خوش ہوتا ہے جیسے کہ کوئی شخص بہت دن غائب رہنے کے بعد گھر واپس لوٹے، تو گھر والے خوش ہوتے ہیں ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Bakr bin Abu Syaibah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Syababah] berkata, telah menceritakan kepada kami [Ibnu Abu Dzi`b] dari [Al Maqburi] dari [Sa'id bin Yasar] dari [Abu Hurairah], dari Nabi shallallahu 'alaihi wasallam, beliau bersabda: "Tidaklah seorang muslim mendiami masjid untuk shalat dan dzikir kecuali Allah berbunga-bunga padanya sebagaimana berbunga-bunganya orang yang hartanya hilang kembali lagi

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Gurbetteki adam aile efradının yanına döndüğü zaman kendisinin dönüşüyle, onlar sevindikleri gibi; Allah, mescidleri namaz ve zikir için vatan edinen (buralara devamlı giden) her Müslüman adam (ın bu hali) için sevinir.»

Not: 'Zevaid'de isnadının sahih ve ricalinin sika olduğu bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahiplerinden yalnız İbn-i Mace'nin rivayet ettiği bu hadisi el-Hakim de rivayet etmiştir. Metinde geçen 'Tebeşnüş'ün aslı iki dosttan birisinin gelişiyle diğerinin sevinmesi, yönelmesi, güleryüz göstermesidir. Cami'us-Sağir'in şerhi es-Siracu'I•Münir'de beyan edildiğine göre Zamahşeri; Burada 'Tebeşbüş'ten maksad; kulun mescidIere gönül bağlayışından Allah'ın razı alması ve bu güzel davranışının O'nun katında makbule geçmesidir, demiştir.

Sindi de kelimenin lugat manasını naklettikten sonra; Burada kastedilen mana Allah'ın o kulu zatımı yakınlaştırması, ikram ve in'amda bulunmasıdır, demiştir

801Abdullah ibn Amr ibn al-AsSahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو

قَالَ صَلَّيْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَغْرِبَ فَرَجَعَ مَنْ رَجَعَ وَعَقَّبَ مَنْ عَقَّبَ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُسْرِعًا قَدْ حَفَزَهُ النَّفَسُ و قَدْ حَسَرَ عَنْ رُكْبَتَيْهِ فَقَالَ: «أَبْشِرُوا هَذَا رَبُّكُمْ قَدْ فَتَحَ بَابًا مِنْ أَبْوَابِ السَّمَاءِ يُبَاهِي بِكُمُ الْمَلَائِكَةَ يَقُولُ انْظُرُوا إِلَى عِبَادِي قَدْ قَضَوْا فَرِيضَةً وَهُمْ يَنْتَظِرُونَ أُخْرَى»

“We performed the Maghrib (prayer) with the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam), then those who went back went back, and those who stayed, stayed. Then the Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) came back in a hurry, out of breath, with his garment pulled up to his knees, and said: ‘Be of good cheer, for your Lord has opened one of the gates of heaven and is boasting of you before the angels, saying: ‘Look at My slaves; they have fulfilled one obligatory duty and are awaiting another.’’”

আবদুল্লাহ ইবনু আমর (রাঃ) থেকে বর্ণিত। তিনি বলেন, আমরা রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এর সাথে মাগরিবের সালাত পড়লাম। তারপর যার চলে যাওয়ার চলে গেলেন এবং যার থেকে যাওয়ার থেকে গেলেন। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম এত দ্রুতবেগে এলেন যে, তাঁর দীর্ঘ নিঃশ্বাস বের হতে লাগলো।

তিনি তাঁর দু হাঁটুর উপর ভর করে বসে বলেনঃ তোমরা সুসংবাদ গ্রহণ করো। তোমাদের প্রতিপালক আসমানের একটি দরজা খুলে দিয়েছেন এবং ফেরেশতাদের নিকট তোমাদের সম্পর্কে গর্ব করে বলছেনঃ তোমরা আমার বান্দাদের দিকে তাকিয়ে দেখো, তারা এক ফরয আদায়ের পর পরবর্তী ফরয আদায়ের জন্য অপেক্ষা করছে।

عبداللہ بن عمرو رضی اللہ عنہما کہتے ہیں کہ ہم نے رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم کے ساتھ مغرب کی نماز پڑھی، کچھ لوگ واپس چلے گئے، اور کچھ لوگ پیچھے مسجد میں رہ گئے، اتنے میں رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم تیزی کے ساتھ آئے، آپ کا سانس پھول رہا تھا، اور آپ کے دونوں گھٹنے کھلے ہوئے تھے، آپ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: خوش ہو جاؤ!

یہ تمہارا رب ہے، اس نے آسمان کے دروازوں میں سے ایک دروازہ کھول دیا، اور تمہارا ذکر فرشتوں سے فخریہ فرما رہا ہے اور کہہ رہا ہے: فرشتو! میرے بندوں کو دیکھو، ان لوگوں نے ایک فریضے کی ادائیگی کر لی ہے، اور دوسرے کا انتظار کر رہے ہیں ۱؎۔

Telah menceritakan kepada kami [Ahmad bin Sa'id Ad Darimi] berkata, telah menceritakan kepada kami [An Nadlr bin Syumail] berkata, telah menceritakan kepada kami [Hammad] dari [Tsabit] dari [Abu Ayyub] dari [Abdullah bin Umar], ia berkata; Aku shalat maghrib bersama Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, sehingga pulanglah orang yang pulang dan menunggulah orang yang menunggu.

Lalu tiba-tiba datanglah Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam dengan tergesa-gesa sambil menyingkap lututnya, beliau lantas bersabda: "Berilah kabar gembira, Rabb kalian telah membuka pintu-pintu langit, Ia membanggakan kalian di hadapan para malaikat, Allah berfirman: 'Perhatikanlah para hamba-Ku, mereka telah selesai menunaikan yang fardlu, namun mereka tetap menunggu fardlu yang lain

Abdullah bin Amr (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Biz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber akşam namazını kıldıktan sonra (evine) dönen döndü ve bekliyen bekledi. Bir süre sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) koşarak, hızlı nefes alarak ve diz kapakları açılmış bir halde geldi.

Ve (bize) buyurdu ki: «Müjdeleniniz. İşte Rabbiniz gök kapılarından bir kapı açmış, meleklere karşı sizlerle övünerek (onlara): 'Şu kullarıma bakınız. Bir farzı kılmışlar ve diğer farzı belkiyorlar,' buyuruyor.» Not: Zevaid'de; Bu, sahih bir isnaddır. Ricali sıkadır, denmiştir. AÇIKLAMA : Bu hadis de bundan önceki gibi Kütüb-i Sitte sahipierinden yalnız müelliI tarafından rivayet edilmiştir ...

Hadis, bir farz namazı cemaatla kıldıktan sonra mescidden çıkmayıp diğer farzı beklemenin üstün faziletini bildirmektedir. Hadiste geçen 'Akkaba' fiili, 'Ta'kib' masdarından alınmadır. Sindi'nin beyanına göre Suyuti; mescidIerde 'Ta'kib' bir farz namazdan sonra mescid içinde diğeri için beklemektir, demiştir. Es-Sihah'ta ise ; Namazda 'Ta'kib', namazı kıldıktan sonra dua, dilek ve benzeri bir şey için oturmaktır, denilmiştir.

Hadisin sonundaki Allah'ın buyruğu, ta'kib kelimesi ile Suyuti'nin tarif ettiği mananın kasdedildiğine delalet eder

802Abu Said al-KhudriDaif

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا رِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ دَرَّاجٍ، عَنْ أَبِي الْهَيْثَمِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ

عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ يَعْتَادُ الْمَسَاجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بِالإِيمَانِ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى «إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ» الآيَةَ»

The Messenger of Allah (sallallahu alayhi wa sallam) said: “If you see a man frequenting the mosques, then bear witness to his faith. Allah says: ‘The mosques of Allah shall be maintained only by those who believe in Allah and the Last Day. [At-Taubah:]’”

আবূ সাঈদ (রাঃ) থেকে বর্ণিত। রাসূলুল্লাহ সাল্লাল্লাহু আলাইহি ওয়াসাল্লাম আলাইহি ওয়াসাল্লাম বলেনঃ তোমরা কোন ব্যাক্তিকে মসজিদে যাতায়াত করতে দেখলে তার ঈমানের পক্ষে সাক্ষ্য দিও। মহান আল্লাহ বলেনঃ তারাই তো আল্লাহ্‌র মাসজিদসমূহের রক্ষণাবেক্ষণ করে যারা আল্লাহ্‌র উপর ঈমান আনে (সূরাহ তওবা: ১৮)।

ابو سعید خدری رضی اللہ عنہ کہتے ہیں کہ رسول اللہ صلی اللہ علیہ وسلم نے فرمایا: جب تم کسی شخص کو مسجد میں ( نماز کے لیے ) پابندی سے آتے جاتے دیکھو تو اس کے ایمان کی شہادت دو ، اللہ تعالیٰ نے فرمایا: «إنما يعمر مساجد الله من آمن بالله» اللہ کی مسجدوں کو وہی لوگ آباد کرتے ہیں جو اللہ اور آخرت کے دن پہ ایمان رکھتے ہیں ( سورة التوبة: ۱۸ ) ۔

Telah menceritakan kepada kami [Abu Kuraib] berkata, telah menceritakan kepada kami [Risydin bin Sa'd] dari ['Amru Ibnul Harits] dari [Darraj] dari [Abu Al Haitsam] dari [Abu Sa'id] dari Rasulullah shallallahu 'alaihi wasallam, beliau bersabda: "Jika engkau melihat seorang laki-laki selalu mendatangi masjid, maka bersaksilah bahwa ia seorang yang beriman, Allah Ta'ala berfirman; '(Hanya yang memakmurkan masjid-masjid Allah ialah orang-orang yang beriman kepada Allah)

Ebu Saiıl-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki : «Siz, adamın mescidlere gidip gelmeyi itiyad haline getirdiğini bildiğiniz (veya) gördüğünüz zaman, onun imanlı olduğuna şahitlik ediniz. Allah Teala; -Şüphesiz Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a inan edenler imar ederler.' [Tevbe 18] buyurmuştur.»

AÇIKLAMA : Bu hadisi Tirmizi de rivayet ederek hasen olduğunu söylemiştir. Ayetteki 'İmaret' kelimesiyle kastedilen mana hususunda alimler iki görüş rivayet etmişlerdir: Bunlardan bir kısmı: İmaretten maksad, ma'lum olan manadır. Yani mescidleri yapmak, binayı sağlamlaştırmak, onarmak, yıkıldığı zaman yeniden yapmaktır. Kafir kişi bundan men edilir.

Hatta bir mescid yapılmasını vasiyet etse bu vasiyeti kabul edilmeyecektir, demişlerdir. İkinci kavle göre imaret'ten maksad mescide girmek ve orada oturmaktır. İmaret, iki kavle göre de mu'minin şanıdır. Özellikle mescidleri ibadetIe ve kılınan cemaat namazlarıyla canlandırmak, en büyük manevi imarettir. Mescidlere namaz için gidip gelmeyi alışkanlık haline getirerek sık sık girip çıkan kimsenin bu hali, mu'min olmasının alametidir.

Bunun için de hadiste böyle adamın imanlı oluşuna şehadet ediImesi emrediImiştir. Şehadetten maksad, böyle adamın mu'min olduğunu dille söylemek mi yoksa kalben itikad etmek midir? Sindi'nin beyanına göre Tiy i: ''' ... Şehadet ediniz ...

" emrinin manası: Adamın imanlı olduğuna kesinlikle hükmedin. Çünkü şehadet, kalbteki kanaat ve inanca uygun olarak dille kesin söz söylemektir,' demiştir. Sindi: Tıybi'nin yorumu, hadisin sonunda, hadisin hükmünü te'yid mahiyetinde okunan ayette uygun olan yegane yorumdur. Ancak şöyle hir sorun var: Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri bir hadise göre; Sa'd (r.a.) bir adam hakkında: 'Şüphesiz bu adam mu'mindir.'

deyince Nebi (s.a.v.) : "Veya müslümandır." buyurmuştur. Bu hadis, kimsenin imanlı olmasına kesinlikle hükmetmenin nehyine delalet eder. Bu soruna şöyle cevap verilebilir: Sa'd (r.a.)'ın hadisinde bahsi geçen adam, mescidlere müdavim değil idi. Bu sebeple onun imanına kesinlikle hükmedilmemesi arzulanmıştır. Mescide müdavim kimsenin ise imanlı olmasına Ebu Said (r.a.)'in hadisi gereğince hükmedilmelidir.

Mezkur problem şöyle de çözülebilir: Ebu Said (r.a.)'ın hadisindeki imandan maksad, İslamiyettir, teslim olmaktır. Yani mescidlere devam eden kimsenin müslüman olmasına hükmedilir. Ama içindeki inancın gerçek mahiyetini ancak Allah bilir. Fçıkat bu çözüm şekline şöyle itiraz edilebilir: Kişinin müslümanlığına hükmetmek için mescidlere, devam etmesine ihtiyaç yoktur.

Çünkü mescidlere müdavim olsun olmasın: 'Ben Müslümanım' diyen herkesin müslümanlığına hükmedilir. En uygun yorum şekli, hadisteki şehadetten maksadın mescidlere müdavim olan kişinin imanlı olduğuna kanaat edip itikad etmek olduğuna dair olan yorumdur

The Hadith and the Qur'an.
On your phone, offline.

Seventeen collections, the whole Qur'an and Identify, free in the app.